AŞK 2

ABONE OL
Kasım 17, 2012 18:03
0

BEĞENDİM

ABONE OL

10 KASIM ŞEHÂDET
YIL DÖNÜMÜ

Osman Yüksel Serdengeçti
Kim diyer ki yarden geçti ?
Ömür boyu ölçtü biçti,
Kefenine yetmedi ki:

Allah bir Resûl hak dedi
Mabedsiz şehir, bak: dedi
Hakk’tan gayri söylemedi
Taşlı yola gitmedi ki:

On kasım: Allah’ın aşkıyla hısım,
Varoluş sırrına ermiş bir kısım
İşte: Serdengeçti bir nesli-Asım.
Ol İslâm mücahidine Fatihah.

Bencillik, gözüne takılmış ayna gibidir O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka birini görmez (Mevlâna)

ALLAH’IN VAZETTİĞİ NİZAM

İmân kalemiyle Allah’u alem,
Halkedildiğinde, yazmıştır kalem
Mükevvinâtına: ” âlem kıldığı,
Arşın direğidir, nizam-ı alem”

O direğe, sıkı sarıl İSLÂMİ
Cennette direğin ucunda, hemi
Bindiğinse Nûh’un (a.s) yaptığı gemi,
Cûdi, durağıdır nizâm-ı âlem

Muhterem gönül dostları!
Önce yazdığım sırrı aşk hakkındaki yazımızın istek üzerine biraz daha zenginleştirilerek tekrar yazmamız iktiza etti
A Ş K
Önce şu hakikâti idrak edelim: Aşk iki türlüdür
Bir ve Hakiki AŞK İlâhi aşktır
İkincisi de: BEHİMİ=Hayvani olan aşktır

AŞK’sız insan olmaz, çünkü AmÂ’da habibinin (S.A.V) nuruna aşık oldu yarattı O nurdanda 18.000 âlemleri ve alemlerde mevcud olan hatemleri aşkla aşktan aşk içinde yarattı AŞK hamını- beği sevmektir ölümüne sevmektir işte bu Allaha olan sevginin aşkın vasıtalar ile ona olduğunun en kati isbatıdır Topraktan (S.A.V) “Allah insanı kendi suretinde yarattı” buyuruyor Evet Müslüman kisvesi taşıyan allemei cihan olduğunu zanneden beylere (Avama hiçbir şekilde hitabım olmaz Öünkü atasından gördüğü onun dinidir, ona da hitabedersem muhafazan Allah o dinini de kaybedebilir ve mesuliyetine ben ortak olurum çünkü sebeb ben oldum) hitabediyorum Havvayı sol kaburga kemiğinden Adem(a.s)uyurken yarattı Benim sağda 12 solda 11 kaburgam var Nisanın sağda da 12 solda da 12 kaburga kemiği var bende 23 nisa da 24 bu eksikliği işte O İlâhi aşkla Nisa tamamlıyor O da eksiklidir o eksiğide zeker tamamlıyor Daha açık söyleyeyim Kadın da yarımdır, Zeker de yarımdır Bu iki Yarım işte o aşkla bütünleşip kainatı ihya etti Daha çok anlatılacak açılacak kutu bu konuda ama bu kadar yeter diyorum Ve diyorumki:Aşkı bilmeyen sevgiden bihaberdir
Sevgi bilmeyenin imânı…… bilmeyen aşık olmayan insan değildir aşkın ne olduğu aşağıda ki velinin menkîbesinde buyurun

Din kardeşim Boğaz dokuz boğum, diş de otuz ik=kırk bir+İki de dudak etti 41+2=43 Bir kelimeyi söyleyeceği miz zaman 43 defa inceleyip eleyip süzüp eğer eleğin üzerinde kalırsa o zaman ifade edeceğiz. Gözlerim iyice göremiyor sakalını gördüğüm için konuşuyorum. Velinin birisi ismini hatırlıyamadım sohbet ederken meclise bir bedevi geliyor ve yanına varıp ” Hocam beş şehre geldim eşeğimi bir yere bırakıp ihtiyacımı görmeğe gittim, döndü ğümde baktım ki eşeğim bıraktığım yerde yok aradım bulamadım. Şu efendilere bizahmet sorarmısınız belki gören yerini bilen çıkabilir lütfen” diyor. Şeyh “Ey cemaat i Müslim in, için izde aşık olmayan aşkı bilmeyen varsa ayağa kalksın”diyor Bir tanesi kalkıyor ” efendim ben hiç aşık olmadım aşk da neymiş bilmem” diyor herhalde ondan cesaret alan bir ikincisi kalkıyor “Efendmi aşkta nedir böyle şeyler bana göre değil ben kimseye aşıkda olmadım kimseyi sevmem de sevgi falan fasa fiso şeyler” diyor Şey bakıyor başka kalkacak varmı diye yok oturun diyor ve bedeviye= Bedevi yörük köylü demektir= ” Sen bir eşek kaybettin bak ben sana iki tane eşek buluverdim al güle güle kullan” diyor Burada her şey açık ve net yorum serbest aynaya bakınca kişi kendi sinin ne olup ne olmadığını görür değilmi? buyurun aynaya (Ayeti kerime meali “Sizin şer sandığınızda hayır, hayır sandığınız da şer vardır siz bunu bilmezsiniz, Allah bilir” buyuruluyor) selamlarımla

“Nefsi emareye uyup, İblise de kanmışsan”
AŞK: abdest gibidir Şüpheye düşersen bozulur
Sen adanmışsan ve bu uğurda yanmışsan;
“Sen onu arama,” AŞK, zaten gelir seni bulur
(Hazreti Mevlânâ) “ İSLÂMİ”

Aşk nedir ne değildir nasıl bir duygudur, tezahür şekli nasıldır vb. vasati Âdem (a.s) beri beşerin beynini, duygu ve hislerini galeyana getiren nefsin tesiriyle maalesef be himi bir süfliyyata tebdil edilmiştir, edilmektedir el’an Halbu ki: Hakikât gözlüğü ile temaşa edilse Aşk’ın Allah’ü Tealânın kâinât kitabında tarifi, işleyişi, neye ve nasıl vasıta edildiği bütün detayları ile ayan beyân olarak görülür Fakat nefis denen şeytan, o mukaddes İlâhi aşkı hakikât gözlüğünün camlarını beşeri hisleri galeyana getirecek renklerle süsleyerek aklı esir alabildiği için-ki istisnalar hariç- Behimi=Hayvani aşk seviyesine tekabül ettiriyor.

Aslında, Yaratan “eşrefi mahlûkât” diye iltifat buyur duğu, ve bütün mevcudatı emrine musahhar kıldığı âdem ‘e Kendisinden aklı vermiş meleklerden üstün seviyeye çıkasın diye Nefsi vererek de imtihan meydanına salıver miş, yani burada melekle yarışmak için, Çünkü melekte nefis yok onlar cinsiyet bilmezler, ee akılda nefis yok oda bilmez cinsiyet Nefis ise Hayvani cinsiyet melekeleri ile mücehhez kılınmış: hayvanlarda nasıl nefis var da akıl yoksa, nefiste de akıl yok İşte bu kâinât meydanında ki: insan kainâttır, cüz’i bir irade ile serbest bırakmış, Demiş ki: “ Ben sana karışmıyorum, sana iki yol gösteriyorum, bu yolun birisi felâket çukuruna çıkar, birisi de saadet sarayına çıkar, tercih senin, istediğin yolu irtikab edebilir sin, fakat şu felâket çukuruna giden yola gitme derim, gidersen de karışmam ama hesabını vereceğini hatırında tutmanı hatırlatırım” buyurmuş ve Rabbül aleminin bu hi tabı sadece inse ve cinne değil umumi mevcudatadır.

İşte bu meydanda Aşk iksşirine sahib olan ruhlar hakikat gözlüğü ile kainata bakınca Aşkın tezahürünü alenen görürler Nasıl ki: Güneş O’nun aşkına bağlı olarak keza umumi gezegenler de bağlı oldukları o aşkla milyar larca sene dir mikro milim dahi oynamadan emredildikle ri gibi yörüngelerinde devri daim ederler Nebatat da ayni aşkla verilen emrin icabını şaşırmadan yerine getirirler Hayvanat da ayni aşkla yaratılış gayesine hizmet eder hiç aksatmadan Yâ biz, en şerefli kılındığımız halde nefsin ve iblisin kurduğu tuzaklardan bir türlü kurtulamıyoruz Sebebi de İblisin icadı olan ırkçılık hastalığımız, Halbu ki: ben demeyipte biz yani ene değil de ente demek fikri sabitesi ni gönlümüze doldursak fikrimizde oldursak,işte o zaman
aşkın sahibine kendimizi maşuk ederiz, ateşe de atsalar İbrahim oluruz, Suyada atsalar Yunus oluruz nesli erkeği kes seler Mûsâ, Harun, İbrahim oluruz, bühtana maruz bı raksalar İsa oluruz teferruata lüzum yok tek kelime ile eğer Aşk’a aşık olsak hiçbir varlık bize tesir edemez ve öz yurdumuza sevinçle neşeyle dühul ederiz zaten b öyleleri hasretle bekliyor o aziz yurdumuz. Tabii ki: layıkını da Ce hennem iştiyakla kükreyerek bekliyor

GAMLANMA GÜLÜM
Keder kuyusundan suyu içersen
Hüznün kaftanını giydirir gülüm
Şayet namert köprüsünden geçersen
Analara, boyun eğdirir gülüm

Bi-vefânın hançeri ne oku ne?
Gülzardan yayılan bu şey koku ne?
Hayat suyunu ver derdin köküne
Yoksa haramiye soydurur gülüm.

Kırılır: velâkin bükülmez belin,
Âdemden ebede de böyledir halin.
Kökü mazideki ağaçtan, dalın,
Nadan: testereyi koydurur gülüm.

Bülbüller canını gülüne adar,
Vuslat feryâdını dikene eder
Çektiği elemler, bu güne kadar,
İSLÂMİ’ye yıldız saydırır gülüm.

HOŞ GELDİN GÜLÜM’E NAZİRE
Aşk temeli atıp üstüne binâ,
Bu baki binada hoş buldum gülüm
Zahiren binayı eyledik fenâ
Azrail gelince kurtuldum gülüm

O sevgidir yüreğini coşturan
Gece-gündüz lebbeyk diye koşturan
İmân ile dimdik ayakta duran
İmân Yunus’unca yutuldum gülüm

Sevdası yaşatır hasreti ile
O sevda tutuşur ravda da bile
Vallahi konuşur resûl seninle
Bir desek, kervana katıldım, gülüm

Dediğin, aşk ehlinin asla değişmez huyu
Kelimeler damladır, çıktığı, kutsal kuyu
Hâbil içerken Kâbil’de içer, bitmez suyu
Ben, elest bezminde, O sele kapıldım gülüm

Kelâm-ı Kâdimi alıp elime
Okudukça hatem basar dilime,
Süt verip emziren anam, Halime
Sebeb yâ: Mekke’den atıldım gülüm

Garip Kul’a hami: ol Resûl olur
Sıratın üstünde O, seni bulur
Nazar etse: İSLÂMİ’de kurtulur
Nara, gideriken tutuldum gülüm

O mukaddes arzu bitmesin gülüm
Yaksında, dumanı tütmesin gülüm
Şakire, hor bakıyorsa karanfil!
Beyhudeye cilve etmesin gülüm

GÜLLERİN EFENDİSİNE
VATAN SEVDASI
Uykuyu mezarda uyuruz bol bol
Sen yatmadam geleceğim gül canım
Feleğe taş atmak değil çıkar yol
Gün batmadan geleceğim gül canım

Hasreti Yakup’tan (a.s) aldık alalı
Fırtına ekince, poyraz bulalı
Dörtyüz doksan beşte, çınarın dalı
Yas tutmadan geleceğim gül, canım

Ahu figan yükselince Allaha,
Tereddütsüz kabûl olur Billâha
Çıra gibi yana, yana sabaha
İs katmadan geleceğim gül, canım

Meryem’i, Sara’yı tahayyül eyle
Diyesin Rabbımın takdiri böyle
Baykuşa şefkât et, hayırla söyle
Kaş çatmadan geleceğim gül, canım

Yola bakmak aşıkların çilesi,
Maşukuna nazar kılar gelesi
Ümidvar İSLÂMİ oldum olası
Kuş ötmeden geleceğim gül canım

Ferşinin üstündeyim, semavatın altında,
Gönderilmiş meczubum, münasip bir batında
Yol bulamadım deme: bak hemen üst katında
Tarikîndan katına gidiyorum gülüm ben

Öz yurdumuzdan çıkıp da buraya,
Dönmek için bak, dizildik sıraya.
Ektiğini biçmek için kimsenin,
İhtiyacı yok, çekilecek kura’ya.

Mü’mine bu imân sende oldukça,
Aşamadığın engel yıkmadığın set,
Kalırmı sanırsın, sen varoldukça,
Biter, tek hakkikattır, samimiyyet

Ölüm de cennet kokuyor,
Gafiller ondan korkuyor.
Şuurlu ise bülbülün,
Sellerin onu yıkıyor

Güllerin efendisi,diller sultanı
Gönül efkârlandı yazdım destanı
Namert verdi ise ipekte olsa,
Seni üryan eder giyme fistanı

Eğer dertlenirsen, ehline danış
İlm-i hakikât’çün arifle tanış
Kırk üç kere düşün, bir sözü,konuş
Virane yeleyen dil, gülistanı

Adam isen odunları bilirsin,
Odun olan adamlığı ne bilsin?
Dikenler içinde tomurcuk gülsün,
İSLÂMİ’yim gönül gözüyle tanı

Güller diyarından,
Ötesi yok yarından
Kışın ilk baharından
Gül toplayacağım

Zahmet siz derilen meyvenin tadı,
Olsa da, zakkumdan beter inadı
Gam kasavet, tatlandırmak ilâcı,
Hazzedince çıkar yüzün üstüne

Evet güller efendisi başın, gözün , üstüne
Söz mü olur O’nun söylediği sözün üstüne?
Sevdiğini ağlatır ki derecesi yükselsin
Tüm güzellikler toplanmış kaşla gözün üstüne

Hüdhüdü belkısa gönderdiğinde
Habercimsin demişti Süleyman (a.s) han
Hüdhüd pencerede beklediğinde
Aşk’ı, Süleyman’ (a.s) coşturdu canan

Sen yoksun ya, hilâl olup büküldüm,
Sarardım da yaprak yaprak döküldüm,
Kökü kesik ağaç gibi söküldüm,
Yüreğime baktım, bomboşum anam.

Tam dokuz ay on gün beni karnında
Taşırken ömrünün ilk baharında
Olduğunu farzederek yarında
Vuslat güllerini götürdün anam

Bülbülün gül aşkı dikenindendir
Sinesine batıp çıkanındandır

Karganın hak diye feryadetmesi
Şeref sütununu, yıkanındandır

Kervana yetişmek emelim benim,
Tasa var, tarağa uzanmaz elim,
Yol bilmeyen kurt’a yem olur gülüm,
Hikmetine divit bandırdın gönül

İbrahimle (a.s) gülistana inenin,
Feryadı, figanı güle inanın
Eşrefi mâhlûkât, olan insanın
Kâlbî sırlarını faş eder dili

Izdıraptan delindiği bilinmez
Gidilmeyen yoldan geri gelinmez
Lamelife galbedince bölünmez
Bülbülün sevdası yaksa da gül’ü

“Avcı değilim ki seni vuramam”
Maşukun bülbülüm gülsüz duramam.
Hercai dikenlerden kurtulamam
Vuslat-ı Lâmelif gönüllerdedir

Ömür boyu bir yastıkta beraber
Olursanız, olmazsınız mükedder.
Hürmet, sevgi uhuvveti celbeder
Muhabbetinizin tescili, kader.

Nasıl, teşhis doğrumu?

Âmine can tebrik ederim, ne mutlusunki affedersin sürçi lisan oldu kayserilisin ki Yüksek İlk Okulu bitirmiş sin Yebrikler. Ne yazık ki bendeniz alçak ilk okulu bitir diğmden için övünüyorum. Ama değer övünmeğe değil mi? İkimiz de tamamen zıt okulları bitirmişiz ne saadet Sevgilerimle[i]Gül âmine sultan evet sevgi= aşk ölümsüzdür. Bunu anlatabilmem için dipsiz kuyuya indim Yusuf (a.s) oturduğu yere oturdum Otururken de Maliye nazırının güya zevcesi Züleyha karşıma dikildi. işte onu gördüğüm anda da gönlümdeki hasseler dilime nüfuz edip tellerinden işte bu:
Evet Garip kul Âmine can!

Yanmağı bilmek için Kerem olmak ilazım
Güllere konmak için Şiran olmak ilazım
Bülbül olup bir ömür gül için ah ederek,
Aşkı sevda derdinden verem olmak ilâzım
Değilmidir Gül Sultan?

Şüphen mi var Gül Âmine bu şüphe götürmez bilesin

O GÜNÜN
A Ş K I

Sevda, sevda denir: seven, sevilen,
Gönül bahçesinde seyreden hanlar.
Sahi manâsı ne, varmıdır bilen?
Güldür: manâsını Bülbül’ü anlar!

Şahsenemin dar’ı Garip sanmayan
Kerem olup asl’ı için yanmayan
Gays iken, çöllerde oyalanmayan
İşte: Cemâlullah seyreder bunlar

Aşksız canlı varmı dedin; inanmam
Güneş varken şuaına aldanmam
İbrahimsen (a.s) nemrut narında yanmam
Aşkla bağlı, yörüngede olanlar

Zatı Akdesinden bülbül yaratan,
Bülbülünü, gülü ile donatan
Bu sırrı ilâhi, değil sonradan
Sırrının hikmeti, ilkler ve sonlar

Odunlar yandıkça çıkan dumanın,
İşareti, mevcudattır imânın.
Garb’dan doğan güneş, ahirzamanın,
Beşerin amelden koptuğu anlar

İçtiğin iksirle diril İSLÂMİ
Maşukun önüne seril İSLÂMİ
Aşkı sevdâ ile yorul İSLÂMİ
Vuslat der bülbüle Gül olan canlar.

BİDÂYETTEN NİHÂYETE
A Ş K

Elbette sevgi kutsal, çünkü Yaratan’a Hak:
İbret nazarı ile mükevvinâta bir bak.
Arşı, ferşi yedi kat, narı yedi tabakat.
Görünce diyeceksin, aşk Allah’adır mutlak

Teveccühe mücerrah olan bu sırdır asıl,
Beynin hikmete verip, nefsi çiğnemek usûl
Muhabbetten habibi Muhammed (S.A.V) oldu hasıl,
Habibi Muhammed’siz (S.A.V) muhabbetten ne hasıl?

Amâ’da aşık oldu habibinin nûruna,
Bu aşk ile varedip, çıkardı huzuruna
Bizlere ibret için, kâinat zuhuruna,
Onunla maya çaldı, tuttuğu cevhere bak.

Aşk Hâlîk’ına bağdır, bu bağ kopmaz, kesilmez,
Her hâl de ve ahvâl de artar, asla eksilmez,
Boş gelip boş kalanlar, aşk ne, sevgi ne bilmez,
Onun işi mideye attıklarını saymak.

Âdem: Havva’ya aşık, Havva ona sevdalı,
Çünkü Havva insanlık çınarının tek dalı,
Öyleyse: bu yarımlar birbirini bulmalı,
Birleşince varoldu bunca oba ve oymak.

Sen: onu seviyorum dersin, amma velâkin,
Kendinden habersizce seversin, sakin sakin,
Güzel ahlâk, doğruluk, iyilik va’zeder din:
Bu düsturdan bi-haber, hazzetmeyendir ahmak.

Sevgi Hallâk’a gider, vasıta ise âdem,
Eee Havva’da âdemin eğey kemiği mâdem,
Bütünleşince dedi: Habil ve Kâbil fidem,
Nefs müdâhil olunca, gayri mümkündür doymak.

Sezayin var ya işte, sen de sevdi kendini,
Sen de sevdin sezayi de senin özün bendini.
Akıl mahlûk, nasıl çözsün Yaratan’ın fendini?
İSLÂMİ’nin tek işi, aşkı yerine koymak.

Hakiki aşka tabi olanlardan eylesin cenab-ı Hak cümlenmizi gönül dostlarım derken bir şu tahlili yaptığım Ademoğlunun halini arzediyorum Çünkü firavunda Adem oğlu İbrahim de (a.s) Ademoğlu:
TAHLİL NETİCESİ
Sayfaları açmak için,
Mürekkebe banıyorum
Kobaymıyız deme, niçin?
Deneyerek sınıyorum

Hele o kul da okuyan,
Kovuk kirleri dokuyan,
Meret de beyin yıkıyan,
Akrebleri tanıyorum

İlik dikmez boştığ gibi,
Delikli hainin dibi,
Kamusal alan mucidi!
.ezerleri sunuyorum!

Taaa doğuştan enek’lere,
Yel yönünde döneklere,
Malûm: sivri sineklere,
Fil olarak biniyorum

Selâm, günâh zurnalara!
Benim sözüm, turnalara,
Kir akıtan kurnalara,
Değdiğimde yanıyorum

Tokuçları, yünekleri,
Domuzların tünekleri,
Gorilvari inekleri,
Zakkum verip deniyorum

Tankım diye tangırdayan
Ezan duysa zangırdayan,
Caz pop ile tıngırdayan,
Homo sisi sanıyorum

Nesli maymun! Erkeklere,
Hışırtıdan korkaklara,
Toz kaldıran ürkeklere,
Baktıksıra bunuyorum!

Karaya ak, ak’a kara,
Diyor: bak şu ahmaklara,
Bunlar budaklı maskara,
Tahra ile yonuyorum

Artık haykır, tam zamanı,
Fırsat var savur harmanı,
Sök at lanetli ormanı!
Ergenlerde tünüyorum!

İşte: huzur reçetesi,
İSLÂM’dır: izmdir ötesi,
KÛR’ÂN-ın da dibâcesi,
Sünnetûllah: anıyorum

Beden: unutur bitâbı,
Anayasa HAKK Kitâbı,
Olmuştur: duysam hitâbı,
Öz yurtta! Uyanıyorum.

Gerilsin NİZÂM-I ÂLEM,
Bak; kalırmı keder, elem:
Davran İSLÂMİ: dem bu dem:
Devr-i Resûl (S.A.V) görüyorum
Bana göre acizane diyorum, Eskişehirden de bir Arzu bacının çıktığını, ve iffet abidesi bir ruha sahib şair Güller efendisi dillerin sultanı olarak tescil ettiğim Gül Âmine ha nımefendiye ithafen yazılmış ve yapılmış nazirelerimi de beraber arzınıza sundum
Sevgilerimle es selâsmün aleyküm ve rahmetullahu ve beraketuhu

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


    HIZLI YORUM YAP