Bizim memlekette bir gerçek var:
Herkes konuşur… ama bazıları gerçekten meseleye dokunur.

AK Parti Isparta Milletvekili Osman Zabun’un çıkışı da tam olarak bu.

Öyle “laf olsun” diye söylenmiş bir cümle değil.
Öyle sosyal medyada gündem yapalım diye atılmış bir taş da değil.

Adam dümdüz şunu söylüyor:
“Hayat nereye akıyorsa, idare de oraya göre şekillensin.”

Karşı taraftan cevap gecikmiyor:
“O zaman biz de otoban isteriz!”

Şimdi insan bir durup düşünüyor…
Bu bir ulaşım meselesi mi,
yoksa mahalle arasında “sen bana verdin ben sana verdim” oyunu mu?

Ama gelin romantizmi bırakalım, biraz gerçek konuşalım.

Çamlık, Elsazı, Kızıllı…

Bu köylerde yaşayan insanlar bir ihtiyaç olduğunda nereye gidiyor?
Burdur merkeze mi?

Yok.

Hastane?
Isparta.

Alışveriş?
Isparta.

Resmi iş?
Isparta.

Hadi dürüst olalım…
Google Haritalar bile bu konuda tarafını seçmiş durumda.

Şimdi biz neyi tartışıyoruz?
Kağıt üzerindeki çizgiyi mi,
yoksa insanların günlük hayatını mı?

Sayın Osman Zabun’un söylediği şey aslında çok basit:
“Fiili durum neyse, idari yapı da ona göre olsun.”

Yani öyle kimsenin sandığı gibi
“hadi canım köy alalım” muhabbeti değil.

Ama bizim memlekette bir şey çok kolay:
Ciddiyeti espriye çevirmek.

“Biz de otoban isteriz!”

İyi, isteyin…
Hatta Antalya’ya tünel açalım,
üstüne de teleferik kuralım,
yanına bir de deniz getirelim tam olsun.

Mesele istemekse biz de yazalım:
“Konya’yı da bağlayalım, rahat edelim.”

Ama konu ciddi.

O köylerde yaşayan insanlar
her gün Isparta ile iç içe.

Ambulans çağırıyor…
Isparta geliyor.

Çocuğunu okula gönderiyor…
Isparta’ya bakıyor.

Yani hayat çoktan kararını vermiş.
Harita biraz geriden geliyor sadece.

Kimse kusura bakmasın ama
“köyler çeyizlik değil” diyenlere bir soru:

Peki bu köyler Burdur’dan hangi hizmeti aldı?
Kaç kişi “iyi ki Burdur’a bağlıyız” diyor?

Cevap sessizlikse…
orada bir düşünmek lazım.

Bu iş “al-ver” meselesi değil.
Mantık meselesi.

Ama biz neyi seviyoruz?
İşi espriye vurup konuyu dağıtmayı.

Sonra da çözüm çıkmayınca
“bu işler neden ilerlemiyor” diye hayıflanıyoruz.

İlerlemiyor çünkü konuşmuyoruz…
laf atıyoruz.

Son söz:

Bu köyler ne çeyizlik bohça,
ne de pazarlık malı.

Ama bir gerçek var:
Yol nereye gidiyorsa, hayat da oraya gidiyor.

Ve o yol…
çoktan Isparta’ya çıkıyor.