Isparta’da
Şu sıralar
Öyle bir sessizlik var ki…
Uzakta çay karıştıran
Amcanın kaşık sesi
Şehirde yankı yapıyor.
Bir gazeteci çıkmış.
İddiaları
Peş peşe dizmiş.
Öyle “Otobüs gecikti”
Tadında da değil.
Bayağı
Ağır sıklet.
Ben de uzaktan
Çayımı koydum.
Ekran başından
İzliyorum.
Hani beklersin…
Racon bellidir.
Biri çıkar,
Masaya elini vurur.
“Hayır kardeşim!”
“Öyle bir şey yok!”
“İddialar asılsız!”
der.
Yok.
Tık yok.
Sanki Isparta
Topluca
İçsel huzur kampına girmiş.
Şehir resmen
Uçak modunda.
Ama güzel abilerim…
Şehir bu.
Telefon değil ki
Titreşime alıp
Masanın üstüne bırakasınız.
Ben uzaktan bakıyorum da…
Görmüyor değilim.
Mevzudaki
Akustik problemi de çözdüm.
Ya bazılarının sesi var
Mikrofonun fişini çektiler.
Şu anda
Arkada pandomim yapıyorlar.
Ya da…
“Cevap vermeyelim.
İddia dediğin şey
Acıkır.
Bir süre sonra
Evine gider.”
diye düşünüyorlar.
Belki de “Nasıl olsa gündem değişir” diyorlar.
Ben gazeteciyim.
Karar vermem.
İddia varsa
Soruyu sorarım.
Cevap gelirse
Onu da yazarım.
Hem merak etmeyin…
Benim sesim gür çıkar.
Ama herkesin
Sesi aynı çıkmıyor demek ki.
Kimi konuşuyor,
Kimi susuyor.
Kimi de
Mikrofonun başında
Sessiz sinema oynuyor.
Sonra ne oluyor?
Ortada
Kocaman bir sessizlik kalıyor.
Hani derler ya…
“Sessizlik bazen
En yüksek sestir.”
Valla bu gidişle
Isparta’daki sessizlik
Kulak zarımı patlatacak.
Biri artık
Şu mikrofonun fişini taksın.
Ben uzaktan bakmaktan
Boyun fıtığı oldum.
Fizik tedaviye değil,
Açıklamaya ihtiyacım var.
Çünkü insan
Bu kadar sessizliğe alışınca…
Çay kaşığının sesi bile
Basın açıklaması gibi geliyor.
