Okullar açılıyor, çocuklar anne-babalarından ayrılarak farklı bir ortamda yalnız kalmaktan dolayı okul korkusu yaşayabiliyor. Aslında çocuklar kadar anne-babalar da bu durumdan tedirgin. Okul korkusunu ve bu korkunun nasıl yenileceğini uzman psikolog Ahmet Şenses anlattı.

BAZI BELİRTİLER ORTAYA ÇIKAR

Okul fobisi, çocukların okul içerisinde yaşadığı huzursuzluk ve sıkıntı nedeniyle okula gitmeme isteği olarak tanımlanabilir. Okul fobisi yaşayan çocuklarda baş dönmesi, baş ağrısı, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi fizyolojik belirtiler; nedensiz ağlama, öfke nöbetleri, aşırı alınganlık gibi davranışlar görülebilir.

MÜDAHALE EDİLMESİ GEREKİR

Okul fobisinin tedavisiz kalması sonucunda okul başarısızlığı, okul reddi gibi çeşitli davranışsal ve psikiyatrik sorunların gelişebileceğini söyleyen Isparta Kadın Doğum Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Hastalıkları Uzmanı Psikolog Ahmet Şenses, “Okul fobisi acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Çocuğun geleceği etkilenmeden tedavi için doğru tutumları izlemek önemlidir.” dedi.

Özellikle daha önce okul ya da kreş deneyimi olmamış çocuklarda okula alışma döneminin hem çocuk hem de aile için oldukça zorlayıcı olduğunun altını çizen Şenses, “Belirtilerin şiddeti ve sıklığı çocuktan çocuğa değişir ama genellikle belirtiler okul dönemi yaklaştıkça ev içerisinde başlar. Çocuk okul kelimesini duyduğunda kaygı hisseder, okul hazırlıklarına karşı ilgisiz davranır, uyku sorunları ve içe kapanıklık gibi belirtiler baş gösterebilir. Okul vakti gelip evden çıkılmaya çalışıldığında ağlama, direnme, karın ve baş ağrıları, bulantı gibi belirtiler gelişebilir. Eğer aile bu belirtiler nedeni ile geri adım atarsa belirtiler kısa sürede kaybolur ve çocuk normale döner. Aile kararlı bir tutum izleyip okula götürmeyi seçer ise genellikle ebeveyne yapışıp kalma, ağlama, arkadaşlarına katılmama şeklinde şiddetli belirtiler görülebilir.

OKUL FOBİSİNİN NEDENLERİ NELERDİR?

Okul fobisinin altında okula, aileye ve çocuğa ait pek çok farklı neden olabilir. Yeni başlayan çocuklar için okul yepyeni ve bilinmezlerle dolu bir yerdir. Bu bilinmeyen ve daha önce deneyimleşmediği yere karşı kontrol edemediği bir tehdit hissi gelişebilir. Okulda anne ve babadan ayrı tek başına kalmak, arkadaşları ile iyi geçinmek, kurallara uymak, çeşitli sorumluluklar almak ve öğretmenin gözüne girmek gibi birçok başarılması gereken adım vardır. Oyun ve arkadaş deneyimi daha önce çok olmayan çocuklar, ebeveynleri tarafından aşırı korunup kollanarak gelişimlerine izin verilmemiş çocuklar, tıbbı sorunları olan çocuklar, öğrenme ya da zekâ sorunu yaşayan çocuklar ve kaygılı, çekingen bir mizaca sahip çocuklar bu görevleri yerine getirirken daha çok zorlanıp, okul fobisi geliştirilebilirler.

Aile içi sorunlar, boşanma, annenin depresyonu, ailede birilerinin hastalanması ya da kaybı, ebeveynlerinin okula ait kaygı ve korkularının yüksek olması nedeniyle aşırı koruyuculuk göstermesi okul fobisinin gelişiminde etkili olabilir.

Ayrıca devam etmiş olduğu okulda sınıfın kalabalık oluşu, öğretmenin sert ve disiplinli tutumları, arkadaşlarının kötü davranışlarına maruz kalması, okulda yüksek başarı beklentisi olması da çocuğun okulda kaygı hissetmesini kolaylaştırabilir.

TEDAVİSİZ KALIRSA…

Okul fobisi acil müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Tedavisiz kalınması ya da doğru müdahalelerde bulunulmaması nedeniyle okul başarısızlığı ya da okul reddi, çeşitli davranışsal ve psikiyatrik sorunlar gelişebilir. Bu nedenle ailenin ve çocuğun geleceği etkilenmeden tedavi için doğru tutumları izlemek önemlidir.

İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ

Tedavi sürecinde aile, hekim, öğretmen işbirliği çok önemlidir. Aile bu durumla tek başına baş edemiyorsa vakit geçirmeden yardım istemelidir.

Çocuğun bu korkusu ve kaygısının ANLAŞILABİLDİĞİ hissettirilmelidir. Çok aşırı zorlamalardan ya da küçümsemeden kaçınılmalıdır. Çocuğun duygularını ve korkularını paylaşması anlaşıldığını hissettir ve rahatlamasına yardımcı olur. Aynı şeyleri hisseden başka çocuklarında olduğunun anlatılması ve kaygılarının geçici olduğunun belirtilmesi gereklidir. Başına gelebilecek en kötü şeyin ne olduğunu sorarak en çok neden korktuğu anlaşılabilir.

Genellikle tek kalmak istemeyen bir çocuğun yanında tek bırakmaktan korkan ve kaygı duyan bir anne vardır. Öncelikli olarak çocuğun anne ve baba olmadan ayrı kalabilme gibi önemli bir gelişimsel adımı sağlamak için çok koruyucu ve kollayıcı olmamak gerekir. Çocukların aşırı korunması ve tüm ihtiyaçlarının onlara fırsat verilmeden yapılması onları anne ve babalarına ‘bağımlı’ hale getirir. Yanında anne ve babası olmadan başaramayacağını hisseder. Ebeveynlerin çocuklarına bu adımı atarken kararlı ve destekleyici bir tutumla cesaret vermeleri gereklidir. Kaygılı ve endişeli konuşmalar ve tavırlar aile tarafından sergilenmemelidir.

Eğitim hayatında çocuk için en önemli kişi öğretmendir. Öğretmenin destekleyici ve sıcak bir tutum takınarak çocuğun ilgisini çekebilecek basit aktiviteler bulması ve çocuğun yapabileceği hissettirmesi ve güven vermesi önemlidir. Olumlu davranışlarını vurgulamak ve hemen pes etmeyerek çocuğa zaman tanımak gereklidir.

Okul arkadaşları eğer tanınıyor ise onlarla okul dışında geçirdikleri süreler artırılarak, onlara alışmaları ve tanıyıp güvenme fırsatları yaratılabilir.

Ayrılma süresini kısa tutmak ve bu durumun doğal ve sıradan olduğu hissettirmek gerekir. Çünkü ebeveynin ayrılık esnasında çocuğunun tek başına yapamayacağını düşünüp, şüphe ve korkularını aktarması çocuğun okul ile ilgili kaygı ve korkularını artıracaktır.
Bazı durumlarda çocuk, annesi yanında olmaksızın sınıfa girmeyebilir. Sınıfa girmek istemese de okul süresi kararlı bir şekilde okulda geçirilmelidir.

Sınıfa girmese de çocuk okula götürülmeli ve bu dönemde çocuğa karşı destekleyen kararlı bir tutum izlenmelidir. Her durumda okula gideceği ve bunu başarabileceği hissettirilmelidir.” ifadelerini kullandı.