Muhterem gönül dostlarım! Bu gün kendi nefsime hitabederek diyorum ki: Ey kendini İnsanım diyen nefsim Evet insansın, fıtraten herkes gibi elin ayağın gözün kulağın velhasıl herkeste olan organlar,azalar sende de mevcut. Zahiri olarak mütekâmil bir görünüşün var
Fakat, manevi ve sosyal yönüne hiç dikkat edip baktın mı? Ben neyim, nereden geldim, ne yapıyorum, nası yapıyorum, nereye gideceğim ve nasıl gideceğim? İnsanlarla olan münasebetimde, nahoş bir durumlar varmı, oluyormu? Bunları tefekkür edebildin mi? Eğer etmedin ve edemiyor isen işte sana hakiki bir kıssa. Bunu dinle, düşün, mülâhaza et ve kendi muhasebeni yaptığında ne olduğunu, nasıl olunması lazım geldiğini ilh.. göreceksin
ADAM AZGINI
Ormanda büyüyen adam azgını
Çarşıda pazarda insan beğenmez
Medrese kaçkını, softa bozgunu
Selâm vermeğe dervişan beğenmez
Âlemi tân eder yanına varsan
Seni de yanıltır mesele sorsan
Bir CİM çıkmaz eğer karnını yarsan
Câmiye gelir de erkân beğenmez
Elin kapısında karavaş olur
Burnu sümüklü hem gözü yaş olur
Bayramdan bayrama bir traş olur
Berber dükkânında oğlan beğenmez
Dağlarda bayırda gezen bir Yörük
Kimisi sipahi, kimi serbölük
Bir elife dili dönmeyen hödük
Şehristana gelir, ezân beğenmez
Bir çubuğu vardır gayet küçücek
Zugm-ı fasidince keyf getirecek
Kırık çanağı yok, ayran içecek
Kahveye gelir de fincân beğenmez
Yaz olunca, yayla yayla göçenler
Topuz korkusundan şardan kaçanlar
Meşe yaprağını kıyıp içenler
Rumeli Yenice’si duhan beğenmez
Aslında, neslinde giymemiş hâre
İş gelmez elinden, gitmez bir kâre
Sandığı gömleksiz duran mekkâre
Bedestânâ gelir kaftan beğenmez
KAZAK ABDAL sözler bu türlü sözü
Yoğurt, ayran ile hallôlmuş özü
Köyden şehre gelse bir köylü kızı
İnci, yakût ister, mercân beğenmez
İşte nefsim kıssa, al alabildiğince hisse ve kendi muhasebeni kıssaya göre çıkar da gör kendini. Şimdi birazda tasavvuf bahr’ına kulağını verirsen Batıni muhasebeni de yapmanıza yeterde fazla bile gelir Şimdi dinle:
HAKİKÂT VAR!
Şer’i şerif inkâr olunmaz amma
Şeriât var şeriâtten içeri
Tarikât sırrullah, bulunmaz amma
Tarikât var tarikâtten içeri
Gördüğün şeriât, şeriât değil
Gittiğin tarikât, tarikât değil
Hakikât sandığın, hakikât değil
Hakikât var, hakikâtten içeri
Vech-i HARABİ’ye gel eyle dikkât
HAKK’ın cemâlini eylersin rüyet
Sade “Hakk var” demek değil marifet
Mârifet var mârifetten içeri
Herhalden dersini, aldın mı nefsim?
Tefekkür bahr’ına daldın mı nefsim?
Yoksa İSLÂMİ’ce kaldın mı nefsim?
Dirâyet var, dirâyetten içeri
Bu günlük bukadarla iktifa edelim nefsim dikkât et unutma Sirâyet var sirâyetten içeri bu sebeple her geleni avuçlama, ele, süz,
Üstte kalırsa alabilirsin yoksa şükret, sabret, selâmete erersin Sevgilerimle!





















YORUMLAR