Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cengiz Çetin
Cengiz Çetin

SURİYE OLAYI

Türkiye’nin Suriye tarafından kışkırtıcı biçimde çatışmanın içine çekilme çabaları ve Akçakale ilçesine yapılan saldırı, Türkiye’nin karşılık vererek Suriye’ye verdiği sert ihtar sonrası piyasalar perşembe günü oldukça gerilimli saatler yaşadı.

Borsa’da endeksteki düşüş çok sert olmadı ancak yerli yatırımcıların ağırlıkta olduğu hisselerde yüzde 10’lara varan kayıplar yaşandı. Alıcılar bir anda ortadan kalkarken Meclis Genel Kurulu’nda, TSK’nın Suriye’ye askerî operasyon düzenlemesinin önünü açan tezkerenin oylamasına dakikalar kala toparlanmalar başladı. Suriye’nin özür dilediği ve soruşturma açacağı haberleri, Rusya’dan Suriye’ye yapılan ikazlar ve başta ABD olmak üzere, NATO ve Avrupa Birliği’nden gelen sakin olun çağrıları, Türkiye’nin Suriye’nin bundan sonra atacağı adımları takip ederek savaş veya çatışma heveslisi olmadığı yönündeki açıklamalar sabah saatlerinde başlayan yoğun satışları durdurdu ve tam tersine hisseleri yerine koyma yarışını başlattı.

Perşembe akşamı toparlanan Borsa, cuma günü yine alıcılı hareket etti. Ancak yeni bir çatışma ihtimali veya riski sebebiyle alıcılar yine yabancı yatırımcılar oldu. Yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılara göre çok farklı psikolojiye sahipler. Yabancı yatırımcı sayısı oldukça az ve uzun vadeli pozisyonlardan oluşuyor. Günlük tepkiden çok uzun vadeli strateji ve hisse alım ortalamaları ile yerli yatırımcıya oranla çok daha rahatlar. Türkiye’nin olası savaşta NATO gibi çok güçlü bir ittifakın arkasında olması da yabancı yatırımcıların panik olmamasında büyük etken. Dış piyasalarda ‘bir savaş olur mu?’ sorusunu sorarken hiçbir borsanın negatifte olmaması da bu olayın büyümeyeceği, özellikle Pentagon’un ‘çatışma riski yok’ şeklindeki açıklamasıyla çok daha rahat oldukları görüldü. Yerli yatırımcılar ise ne olur ne olmaz deyip sattı ve pişman oldu dersek yine yanılırız.

Zira zaten yerli yatırımcıların elinde bulundurdukları İMKB 30 dışı hisselerde endeksin tersine bir durum söz konusu. Bu hisselerde veren kazanıyor gibi bir durum söz konusu. Çatışma ihtimali savunma sanayii şirketlerini ve bu sektöre yakın demir-çelik sektörü gibi sektör hisselerine ilginin artmasını sağladı.

Önümüzdeki hafta yine aynı duygulara sahip bir seyrin hakim olacağını dış piyasaların odaklandığı Troyka Yunanistan görüşmeleri veya ECB tahvil alımlarının kurtarma isteklerine göre başlayıp başlamayacağı beklenecektir. Türk piyasaları bir yandan karşılıklı top atışlarının bir savaşa dönüşme ihtimalinin bölgede genele yayılma riskine hassas olacak bir yandan da dış piyasalardaki gelişmeleri izlemeye devam edecektir.

Böyle bir çatışma riskinin düşük olmakla beraber gerçekleşmesi ya da bu yönde birtakım gelişmeler olursa piyasalarımızın en kırılgan noktasını oluşturan İMKB’nin sert iniş çıkışlar yaşaması elbette mümkün. Bununla birlikte Suriye yönetiminin arkasındaki önemli destek Rusya lideri Vladimir Putin’in yapacağı ziyaret bu noktada oldukça önem kazanmış durumda.

Sonuç olarak piyasalar üzerinde en önemli risk olarak gördüğümüz hatta bir kredi derecelendirme kuruluşunun not artışını bağladığı Suriye krizi en önemli safhasına geldi. (Türkiye açısından) bu noktada yatırımcılar ya uzaktan bu durumu seyrederek daha yüksek fiyattan almaya hazır olacaklar ya da riski görmezden gelerek ya da çok vahim durumlar olmayacağını varsayarak pozisyonlarını koruyacaklar. İki seçenek de sonuçta aynı yola çıkacak.

Takasta yaşanan değişim oranları dikkat çekiyor.

Endeksin rekorlar kırdığı 2010 yılında zirve noktasına ulaşarak yüzde 68,57’ye ulaşan yabancı takas oranı 61,59 seviyesine kadar geriledikten sonra yavaş yavaş yükselmeye başladı. Son olarak eylül ayında net 142 milyon dolarlık alımla birlikte yüzde 64,41 oranına yükselen yabancı takas oranındaki artış dikkat çekici. 2012 yılında net 3 milyar 910 milyon dolarlık alımlarıyla İMKB’yi ayakta tutan yabancı yatırımcılar her nedense alımlarını bankacılık sektörü ağırlıklı sürdürmeye kararlılar. Toplam işlem hacminde 88 milyar doları bulan yabancı yatırımcıların bölgedeki sıcak çatışma risklerine rağmen Türkiye’yi tercih etmeleri şaşırtıcı olsa da bir beklentiyi önceden alma stratejisi olarak görülebilir. Tercih ettikleri hisselere baktığımızda yine banka ağırlıklı İMKB 30 hisseleri. Yabancı yatırımcılar 2009-2010 yıllarında da benzer şekilde net alıcı pozisyondayken rekorlar altüst edilmişti. Şimdi hisse fiyatları çok daha pahalı olmasına rağmen neden alıyorlar derseniz. Not artırım beklentisinin bunda etkili olduğunu düşünüyorum.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER