Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selçuk Demirgil
Selçuk Demirgil

OSMANLI’DA PEÇENİN İLGİNÇ HİKAYESİ

Peçenin tarihçesini inceleyince göreceğiz ki, Nur suresinin 31 ‘inci ayetinde müslüman kadın için tarif edilen örtünme ile peçe ve çarşafın hiçbir ilgisi yoktur.

Bu konuya temas etmekteki maksadımız bilhassa güneydoğu illerimizde hala peçe takmaya hevesli olan, peçeyi dinimizin bir parçası gibi kabul edenlerin bulunmasıdır.

Şikârı isimli tarihçi el yazması (Karaman tarihinde, 110’uncu sahifede) peçenin top-lum hayatımıza girmesini şu şekilde anlatmaktadır:

“…. Karaman oğlu Alaaddin; Hamit oğlu îlyas diyarını katliam ettiğinde burada bulunan üç kabile “ki bunlar Türkmen oymaklarıdır.” Osmanlıların diyarına firar ederek sığınmışlardır. O zaman Murat Han, bunları görüp pek temiz ve uslu insanlar olduğunu anladığından, kendi şehrinde (Bursa’da) yerleştirmiş idi. İşte bu kabile kadınları pek güzel olduğundan herkes bunları temas e etmeğe “seyretmeğe” başlayınca ulemalar tarafından bu kabilenin hatunlarının yüzleri sîper edilmesi “örtülmesi” emredilmiş idi. İşte ne vakit taşra çıksalar “dışarı çıksalar” o kabile hatunları yüzlerini siper ederler idi. Fakat bu hal sonradan diğer kadın ve kızların da “Bursa’Iı hanımların”pek hoşuna geldiğinden, herkes daima güzelce her tarafını örtmeğe başladı. ”)

Şikâri isimli tarihçinin, bundan 600 küsur yıl önce peçe hakkında yazdığı tarihigerçek bunlardır.

Malum olduğu üzere Osmanlı İmparatorluğu, yıkılan Selçukluların yerine geçmiş ve yaptığı fütuhatlarla, bir taraftan Anadolu’daki dağılan Selçuki beyliklerini kendi egemenlikleri altına alırken, diğer taraftan da Trakya ve Balkanlara doğru genişlemeğe başlamıştı. Osmanlı hâkimiyetine en geç giren beylik, Karaman Beyliği “Merkezi Konya’da” olmuştur.

Türkmen kabilesinden üç oymağın Bursa’ya sığınması olayını anlatan Tarihçi Şikâ-ri’nin de belirttiği gibi yukarıdaki tarihi olay I’inci Murad’ın (Murad-ı Hüdavendigârın) III “üncü Osmanlı hükümdarı olduğu 1360-1389 yıllarına rastlamaktadır.

Türkmen boyundan gelen kızların hakikaten çok güzel oldukları bugün dahi bilinen bir gerçektir. Demek ki,o tarihte Bursa’ya sığınan bir kabilenin çok alımlı, çalımlı ve güzel olan kızları, Bursalı delikanlılar tarafından fazlası ile rahatsız edilmiş ve o derece ileri gidilmiş ki, nihayet bu mesele ulemaya kadar aksetmiş ve Türkmen erkekleri ile Bur salı bıçkın delikanlıların arasında bir arbedenin çıkmasına ve şehrin asayişinin bozulmasına ramak kalmış. Bunun üzerine bir tedbir olarak Türkmen kız ve kadınlarının yüzlerini örtmesi bir fetva ile bildirilmiştir.

Yüzleri peçeli olarak dışarıda gezmeğe başlıyan Türkmen kızlarının bu hali şüphesiz, Bursalı hanımların derhal gözüne çarpmış ve bunların neden örtündükleri, merak konusu olmuştur. Araştırma sonunda Türkmen hanımlarının çok güzel olduklarından dolayı ulema emriyle böyle örtünmek zorunda kaldıkları anlaşılınca, Bursalı hanımlar tabii bir kıskançlığa düşmüşler ve güzellik bakımından onlardan daha aşağı olmadıklarına inandıkları için (Bir kısmı, kendilerinin de Türkmen kızı zannedilmesi için) onlar da peçe takmaya başlamıştır ve hatta daha da ileri giderek bir kısmı çarşafa bürünmeyi tercih etmiştir.

Bu tarihe kadar ne Türk ve ne de İslâm töreleri arasında peçe ve çarşaf asla mevcut değildir. Bir moda olarak sosyal hayatımıza bu şekilde girmiştir.

Bugün dahi birçok moda yaratıcıları, hanımların kıyafetlerine büyük ölçüde tesir etmektedir. Ama dikkatte tutulacak bir nokta vardır. O da Modanın yalnız şehir ve kasabalara etki gösterdiği halde köylere girememiş olmasıdır. Nitekim o tarihte de böyle olmuş ve Anadolu’nun köylü kadınları bir moda salgını olan çarşafa ve peçeye asla itibar etmemişlerdir. Bu sebeptendir ki, şu anda hiçbir Türk köyünde çarşaf ve peçeye rastlamak mümkün değildir.

Bir moda anlayışı ve havası ile sosyal hayatımaza giren peçe ve çarşaf; bilâhare yobaz zihniyetin elinde, bir dini örtünme şekli imiş gibi kabul edilmiş ve Müslüman kadının böyle acayip şekilde örtünmesi âdet haline getirilmiştir.

Peygamberimiz tarafından daha hayatta iken Cennetle müjdelenen Hz. Ayşe, bilindiği gibi, yüzü açık olarak gezmiş I ‘inci Murat devrine kadar da İslâm ülkelerinde çarşaf ve peçe kullanılmamıştır.

Peçenin tarihçesi bu olduğuna göre, hâlâ Atatürk’e karımızın kızımızın yüzünü açtı, bizi kâfir etti gibi saldırılar neden?

Peçe ve çarşafın İslâmiyet ve dini inanışla hiçbir ilgisi olmadığı gibi iffet ve namus düşüncesi ile de hiçbir ilişkisi mevcut değildir. Zira yüzü açık olarak gezen bir hanım, gittiği her yerde, herkes tarafından tanınabilir ve attığı her yanlış adımın derhal görülüp duyulacağını hesaba kattığı için tutum ve davranışlarında çok daha dikkat eder. Amma, çarşafa girip yüzünü de gizleyen birkadmın tabiatında ahlaksızlık varsa, ne fırıldaklar çevirdiği anlaşılmaz. Bu kadının kimin nesi olduğu da bilinmiyeceği için, mayasında ahlâksızlık bulunan bir kadının kötü yola sapmasına, çarşaf ve peçe yardımcı bir şer aracı olur.

Bazı hıristiyan ülkeler belirli zamanlarda tertipledikleri karnaval-eğlencelerinde kadın-erkek yüzlerine maske takarak istedikleri gibi eğlenir ve yüzünü bir kere dahi görmediği cinsten insanlarla ârkadaşlık yaparlar. Anamızı bacımızı ve karımızı karnaval kıyafetinden kurtarmak istiyorsak derhal yüzlerindeki maskeleri çıkarmalı ve hakiki kişiliklerine ve kimliklerine kavuşmalarını sağlamalıyız. Her tarafınıörterek kimin nesi olduğunu gizleyen kötü ruhlu bir kadın için, çarşaf ve peçe, bulunmaz bir karnaval maskesidir.

PEÇELİ ÇARŞAFIN İSLAMİ TEMELİ YOK

Fransa’nın yüzü örten giysilerin kamuya açık yerlerde yasaklanmasını öngören tasarının kabul edilmesi İslam dünyasını kızdırdı. Yasağa tepki gösterenler “Bu yasak özgürlüğe aykırı” derken Sünnilerin en yüksek dini otoritesi olan El Ezher Üniversitesi “Peçenin İslam’da yeri yok” diyerek kararı destekledi.

Fransa’da yüzü de örten giysinin kamuya açık yerlerde yasaklanmasını öngören yasa tasansrnın önceki gün Senato genel kurulunda kabul edilmesi büyük tartışma yarattı. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin onaylaması sonrası yürürlüğe girecek olan yasa Müslümanlann tepkisini çekse de, karar İslam dünyasından sürpriz bir destek geldi. Sünnilerin en yüksek dini otoritesi olan Mısır’daki El Ezher Üniversitesi, Fransa’nın karanna destek. vererek, bu kıyafetin hiçbir dini temeli bulunmadığım belirtti.

El Ezher Dini Kurulu’nun etkin bir üyesi olan Abdülmuti El Bayumi, İslamiyet’te yüzü de örten peçeli çarşafın hiçbir dini temeli bulunmadığını belirterek, Kur’an-ı Kerim veya sünnetin böyle bir şeyi öngörmediğini söyledi. Yüzü örten peçeli çarşaf uygulamasına karşı yazdığı bir kitap bulunan El Bayumi, El Ezher Üniversitesi’ ndeki birçok arkadaşı gibi, kendisinin de Fransız parlamentosunun bu yasaklamasına destek verdiğini kaydetti. El Bayumi, “Fransa ve Avrupa’daki Müslümanlara bir mesaj göndermek istiyorum. Peçeli çarşafın İslam’da yeri yok.

,
VATAN 16-EYLÜL-2010

Fransa’daki kız kardeşlerimizden bazılannın böyle örtündüğünü görmekten üzüntü duyuyorum. Bu, İslam hakkında iyi bir izlenim vermiyor” diye konuştu. Mısır’da iktidara yalan, hem dini merkez hem üniversite konumundaki prestijli kuruluş El Ezher, Sünni doktrinin eğitimi ve dünyada yayılması konusunda ılımlı bir otorite olarak görülüyor. El Ezher, daha önce de yaptığı açıklamalarda, Mısır’da son dönemde giderek yaygınlaşsa da özellikle kendi öğrencileri için peçeli çarşafa karşı olduğunu dile getirmişti. Ancak Fransa’ya tepkiler yoğundu. Dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip Endonezya’da ülkenin en üst düzen dini makamı olan Ulema Konseyi “Ortadoğu kadınlan yüzlerini kapatan kıyafetleri kültürlerinin ve inançlanın bir gereği olarak giyiyor. Fransa insan hakları şampiyonu olmak istiyorsa kadınların bunlan giymelerine izin vermeli” açıklamasını yaptı.

‘Rahibelerin de aynı’

Ürdün’ün güçlü muhalif grubu İslami Hareket Cephesi de “Bu yasak özgürlükleri öldürdüğü gibi insan onuruna da bir saldırıdır. Batı özgürlüğün koruyucusu olduğunu savunuyor ama bu gerçeklerle bağdaşmıyor. Böyle aptalca kararla barışa hizmet etmiyor” tepkisini gösterdi.

Kaynak

Em.Tüm.Gen. Turhan Olcaytu, “İnkılaplarımız, İlkelerimiz”, 7. Baskı, Ankara, 1984

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER