Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selçuk Demirgil
Selçuk Demirgil

Nerde o eski Bayramlar (Fotoğraflı)

Bayram olur da “Tebrik” olmaz mı? Şimdiki gibi, internet, cep telefonları, faks vb. teknolojik aletler ve iletişimler olmadığı için, ev telefonları da herkeste bulunmadığı için, (zaten senelerce kuyrukta beklenirdi), bayramdan 1-2 gün önce postane çevresine yayılmış olan tebrik kartı satıcılarından alman kartlar, gönderilecek kişiye göre özenle seçilir, zarflanır ve adresleri yazılıp, bayramdan önce gönderilir ki, bayramda ellerine geçebilsin. Gençlerin ve sevgililerin tebrikleri ve hediyeleri de gizlice elden aracı vasıtası ile iletilirdi. Bazıları tebrik yerine mektup yazmayı ve saatlerce başında bekleyip telefon etmeyi tercih ederlerdi.

Bütün bu hazırlıklardan sonra, sıra “Bayram Namazı”na gelirdi. Şimdiki gibi bayramlar, bir tatil vesile olmadığından, geçim sıkıntısı ve ulaşım zorluğu nedeni ile, namazın ve bayramın önemi bir başka idi.

O günler “manevi” bir havaya bürünür, herkesi bir sevinç kapsardı. Şimdi ise, bayramlar -hele aradaki resmi günler tatil de olursa- adeta bir “Tatil Fırsatı”na dönüşüyor, yollarda ölümlü kazalarla bayram -pardon tatil-zehir oluyor, kışın kayak merkezleri, sıcak yurt dışı seyahatleri, yazın Ege ve Akdeniz’in sıcak kum ve suları ile, yurt dışı turlara çıkılıyor.

Ucuna ince kamıştan düdük yapılmış balonlar satılırdı. Bu arada sopanın ucuna takılı ve dürbüne benzeyen, yuvarlak slayt resim takılan ve yan tarafından elle döndürülen “Mekke-Medineciler” de parayla bu iki şehri seyrettirirdi. İçine su konulmuş ve ülüğü düdüklü küçük minyatür testiler satılır, bunlar üffirülünce kuş gibi öterdi. Yuvarlak tepsi içinde bölümlere ayrılmış ortası yuvarlak kaplarla, rengarenk “macunlar” kavak dallarına sarılarak satılır, “elma şekerlerinin” yanı sıra, şekerden yapılan “pamuk helvaları, simit, şam tatlısı, beze (içi boş), bisküviler arasına yerleştirilmiş lokum vs.” çocukları çeker, topladıkları bayram harçlıklarını buralara yatırırlardı.

Otel Isparta’nın olduğu yerdeki hanlarda da “Karagöz-Hacivat” oynatılır, sinemalar sabahtan itibaren film göstermeye başlarlardı. Bu arada kurulan “seyyar salıncaklar” atlı karıncalar, salıncaklar da çocukların ilgi alanıydı.

Bazıları kenarda köşede, çocuklar fırdöndü, ufak rulet vs oynatır, paralarını çarpardı. Havalı tüfekle atış yaptıranlar, su dolu kovanın içindeki bardağa para atanlar, içine düşünce misline para alanlar için, aynı amaçla hareket ederlerdi.

Evlerde çocuklar arasında “tombala” oynanır, “pişti” ile de birbirlerinin paralarını almaya çalışırlardı. Velhasıl, bayramı esas kutlayan çocuklar olurdu. Bayakler ise misafir ağırlama, iade-i ziyaret gibi işlerle uğraşarak bayramı geçirirlerdi.

Bayramda “faytonların” yanı sıra, arkasındaki kasaya yolcu alan “motoguzzi”ler (markanın adı) Dere mahallesi ile istasyon arasında sefer yapan birkaç “belediye otobüsü” ender olarak da “taksi” ile gezmeye gidilirdi. (Daha sonra, “her yer 5 lira” sloganı ile sefer yapan “Murat 124” taksiler yeni çıkmış ve faytonlar hızla kaybolmuştur.)

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER