⚡ AMP
Yazarlar

MANDA HAYALİNDEN TARİHİ GERÇEĞE /ERDAL KESİN

Tarihin tozlu raflarında bazen öyle belgeler vardır ki, koca bir imparatorluğun yıkılış sancıları arasında yükselen feryatları dindirecek kadar güçlüdür.

Erdal Kesin
11 May 2026 · 12:18
3 dk okuma

Tarihin tozlu raflarında bazen öyle belgeler vardır ki, koca bir imparatorluğun yıkılış sancıları arasında yükselen feryatları dindirecek kadar güçlüdür. General James G. Harbord’un Anadolu seyahati tam da böyle bir hikâye. Kurtuluş Savaşı’nın en karanlık, en belirsiz günlerinde, 1919’un o puslu atmosferinde ABD Başkanı Wilson tarafından gönderilen bu asker, aslında bir “infaz memuru” gibi gelmişti bölgeye. Ancak gördükleri, ona bambaşka bir hikâye anlattı.

Erzurum Kalesi’nin tepesinde durduğunuzu hayal edin. Bir yanda Kazım Karabekir, diğer yanda o dönem Ermeni iddialarıyla beyni yıkanmış bir Amerikalı general. Harbord, şehrin gerçek sahibini arıyordu. Kazım Karabekir’in o meşhur, insanın tüylerini diken diken eden hamlesi tam burada devreye girdi. Şehri çevreleyen, ufuk çizgisine kadar uzanan o devasa mezarlıkları gösterdi: “Bakın General, ölülerimiz buranın kimin yurdu olduğunu söylesin.” Harbord şaşkındı. Yapılan incelemede gördüğü manzara netti; uçsuz bucaksız Türk mezarları ve kıyıda köşede kalmış küçük bir Ermeni azınlık mezarlığı. Ölüler yalan söylemezdi. Erzurum’un tapusu mezar taşlarına kazınmıştı.

Harbord’un Anadolu ve Kafkasya raporu, diplomasi koridorlarına bomba gibi düştü. Amerikan Senatosu’na sunulan o raporda ne vardı? Şaşırtıcı bir dürüstlük. Harbord, iddia edilenin aksine Türklerin bir kıyım yapmadığını, hatta durumun tam tersi olduğunu; Ermeni çetelerinin Müslüman halka yönelik ağır saldırılarının bulunduğunu raporladı. Bu dürüst rapor, ABD’nin Ermenistan üzerinde kurmayı planladığı o meşhur “manda” hayalini Senato’nun elinin tersiyle itmesine neden oldu. Bu sadece bir rapor değildi; Doğu cephesinin diplomatik olarak kurtuluşuydu.

Asıl darbe ise yıllar sonra, bizzat Ermenistan’ın ilk Başbakanı Ovanes Kaçaznuni’den geldi. 1923 yılında Bükreş’teki Taşnak Partisi Kongresi’nde sunduğu rapor, bugün “sessiz kalınan” bir itirafnamedir. Kaçaznuni orada açık açık, emperyalist güçlerin oyuncağı olduklarını, barış iklimini bozduklarını ve Osmanlı’nın yaptığı tehcirin askeri bir zorunluluk olduğunu söyledi. Kendi başbakanlarının bu öz-eleştirisi, bugün hâlâ ısıtılıp sunulan pek çok iddiayı aslında o gün tarihin çöplüğüne atmıştı.

Sonuç olarak, Harbord’un bir askerin namusuyla yazdığı rapor ve Kaçaznuni’nin pişmanlık dolu itirafları bir araya geldiğinde karşımıza tek bir hakikat çıkıyor: Doğu Anadolu, kanla, terle ve  “Ölülerin Şahitliğiyle” bir Türk yurdudur. Kurtuluş Savaşı’nın haklılığı, sadece meydanlarda değil, bu dürüst insanların raporlarında da tescillenmiştir. Tarihi, ideolojik gözlüklerle değil, mezar taşlarının sessiz ama vakur çığlığıyla okumak gerekir. Gerçekler, onları görmezden gelmekle yok olmaz; sadece açığa çıkacağı günü bekler. O gün çoktan gelmiştir.

Kaynakça:

-Harbord, J. G. (1920). Conditions in the Near East: Report of the American Military Mission to Armenia. Government Printing Office.

-Kaçaznuni, O. (1923). Taşnak Partisi’nin Yapacağı Bir Şey Yok. (Bükreş Bildirisi – Çeviri: Kaynak Yayınları).

-Karabekir, K. (1960). İstiklal Harbimiz. Türkiye Yayınevi.

-Şimşir, B. N. (2005). Ermeni Meselesi. Bilgi Yayınevi.

-Gürün, K. (1983). Ermeni Dosyası. Türk Tarih Kurumu.

Erdal Kesin tarih Yazar
Paylaş f X TG