Müjde! Maaşa zam geldi. Rakam büyüdü, yüzdeler havalandı, herkes “oh” dedi. En çok da cüzdan dedi…
Ya da demedi mi?
Çünkü cüzdan, bu haberi duymamış gibi davranıyor. Açıyorsun, bakıyorsun, hâlâ aynı sessizlik. Sanki zam, maaşa değil de sadece haber bültenlerine yapılmış.
Asgari ücret artınca ilk sevinen kim oluyor biliyor musunuz? Market rafları. Onlar zammı bizden önce öğreniyor. Etiketler öyle bir hızla değişiyor ki, kasaya gelene kadar maaşın güncel halini yakalayamıyorsunuz.
Kiraya desen ayrı bir komedi. Ev sahibi zammı duyunca “hayırlı olsun” diyor. Ama tebrik maaşa değil, kiraya. Sanki ev değil, dolar tutuyoruz.
Ulaşım, gıda, faturalar… Hepsi zamdan nasibini almış. Maaş da aldı tabii, ama sanki biraz geç kalmış. Trafikte yeşil ışığı kaçıran araba gibi; hareket var ama sonuç yok.
Türkiye’de çalışanların büyük kısmı asgari ücretle geçiniyor deniyor. “Geçinmek” kelimesi burada biraz iddialı kalıyor. Daha çok “idare etmek”, “dengelemek” ya da “bakalım bu ay ne olacak” diyelim.
Yanlış anlaşılmasın; zam olmasın demiyoruz. Elbette olsun. Ama zammın, sadece kağıt üzerinde değil, pazarda da hissedilmesi lazım. Yoksa her yeni zam, eski bir fıkranın yeni versiyonu oluyor.
Sonuç mu?
Maaş büyüyor, cüzdan bakıyor.
Cüzdan bakıyor, market gülümsüyor.
Bir dahaki zamda cüzdanı da toplantıya çağıralım; söyleyecek çok şeyi var gibi duruyor.




















YORUMLAR