Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Mehmet İslami

İSRÂ- MİRÂÇ

                          Yüzyirmidört bin Nebiye, üçyüz on üç Resûle ve beş ulûl azam Peygamberlerden yalnızca Rahmeten lil âlemiyn olan, Ruhların evveli, Peygamberlerin hatemi, “Âdem (a.s) toprak ile su arasında- balçık- iken ben peygamberdim” buyuran. Ve “ İbrahime halilim dedim, sen ise Habibimsin” buyuran Velhamdülillâhi Rabbül âlemince müjdelenen. A’mada bakınca aşık olduğu bu sebeble kendi ruhundan yarattığı Abdullah’ın Yetimi Aminenin öksüzü sebebi hayatımız. Efendimize Çok sıkıntılı bir anında, Medineye hicretinden vasati ondokuz ay önce 26 Recebi 27 Recebe bağlayan yani 27 Receb gecesi davet edilmiş ve Cibriyli Emin Burak ile Mekkeden beyti makdise yani (17/İsra Sûresinin Birinci Ayetinde) ” Kendisine âyetlerimizden bir kısmın gösterelim diye, kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Harâm’dan, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya ( İSRÂ-gece yürüyüşü-ile) götüren (Allah, her türlü noksanlıktan) münezzehtir. (1) Şübhesiz ki Semî’ (her şeyi işiten), Basîr (hakkıyla gören), ancak O’dur.” Bunun beyan edilmesi, yani İSRÂ’nın, Akla ve göze hitabettiğindendir. Çünkü beşer gözü ile gördüğüne aklı ile kani olur tabii gönül gözü kör olanlar müstesna. Mirâçtan kelâmı kadimde zikredilmez, onun tafsilâtını habibine bırakması, akıl dışı yani aklın alamayacağı bir olay olduğu içindir. Meselâ Muallâk taşı: Gözün önünde göz görüyor hiçbir askısı, dayanağı, dikmesi yok. Boşlukta duruyor. Bunun üzerine ararat dağınıda koysan kararını bozmaz. Maalesef bu göz önündeki mucizeyi Müğslüman kisveli salomanlar şimdi altına duvar ördüler, aslında ördürüldüler, Çünkü gören gayri Müslim nasibse imân edecek. Buna tedbir olarak duvar ördürttüler. Bunu yapan müslümansa ki. Hakkı bilen bir mü’min bunun Allah’ü Tealâya isyân olacağını bilir ve böyle bir ladini harekete tevessül etmez. 53/NECM Sûresi: 1 den 18 nci ayete kadar: 3, 4, 5, 6, 7, 8 ve 9 ncu âyetlerinde. “ Vemâ yentıgu ‘anil hava. (3)İn hüve illâ vahyün yûha. (4) Allemehü şediydül guva (5) Zû mirretin festeva. (6) Ve hüve bil ufukıl â’lâ. (7) Sümme dânâ fetedâllâ. (8) Fekâne kâbe kavseyni ev ednâ.”(9) =Ve (o, nefsinin) arzu(sun)dan konuşmuyor! (3) O (söyledikleri) bildirilen vahiyden başka bie şey değildir.(1) (4)Kendisine (o vahyi), kuvveleri şiddetli, mükemmel bir akla sahib olan (Cebrâiyl) öğretti. Bunun üzerine (göğe) doğruldu. (5-6) Ve o, ( bu mi’râcında) en yüksek ufukta idi. (7) Sonra ( çok perdeler geçerek Rabbine) yaklaştı, derken daha da yaklaştı. O kadar ki, kâb-ı kavseyn (iki yay) kadar veya daha da yakın oldu!” (8-9)Âyetler bu vuslatın uyanıklık halinda bedenle vaki olduğunu beyan ediyor. Burada vasıtasın vahye vasıl oluyor ki, Cenneti, Cehennemi ve daha nice sırlsrı cenabi hak izhar ediyor. Mü’minlerin günde beş defa miracı olan NAMAZ ile taltif ediliyor ki: hiçbir ümmete bahşolunmayan bu rahmetlerle Mescid-i Harâm’a geliyor, daha yatağı soğumamış sıcağı duruyor. Sabahleyin bu olayı anlattığında müşrikler alay ettiler. Hazreti Ebû Bekir,- O söylüyorsa doğrudur- diyerek “Sıddîk” ünvanını aldı.  
     MİRÂÇ: Resûlûllâh (S.A.V) Efendimizin, doğrudan ve vasıtasız Cenâb-ı Zül Kemâl Hazretleriyle konuşmasıdır. Bu sebeble Namaz günde beş defa Mü’minin Cenâb-ı Rabbül âlemiynle vasıtasın sohbet etmesi, konuşmasıdır. Tahiyyatla bütün salatı, selamı, tesbihatı, övgüleri, senâları, güzellikleri Allah’a arzeden Habibûllaha (S.A.V) Yüce Allahımız “Es- Selâmü aleyke yâ eyyühe’n-Nebiyyü” diyerek cevab vermiş; Peygamberimiz de bu Selâmı kendisi ve Salih kullar adına almıştır. Meleklerde kelime-i şehadet getirerek Tevhid akidesini ebedileştirmiştirler….
 
            İ S R Â M İ R Â Ç
İsrâ- Mirâç bilmez ahmağın aklı.
İhânet ediyor verdiği söze.
Hakikât gün gibi, olamaz saklı.
Muallâk taki taş diyor ki, göze,
 
Hikmeti iktizasınca oluyor,
Hayır HAKK’tan şerse halktan geliyor
Ehl-i Furkan hoş gönülle alıyor,
Gafil hayat boyu yaslanır naza.
 
Eletse Rabbime verdiği ahtı,
Kim tatbik ederse açılır bahtı.
Aldırmaz, tağutun vız gelir sahtı. (1)
Özdeki imânı yansır hep yüze.
 
Âden balçıktayken o Resûl idi.
Bu hakikâti O Resûl söyledi.
Onun için Rabbim dâvet eyledi.
İcâbet eyledi Habib yakaza. (2)
 
İlâhi huzurda tahiyyât dedi.
Rabbül âlemiynde “Selâm ey Nebi.”
Beş vakitte namazı farz eyledi.
Vahy-i ilâhiyi aldı hakezâ. (3)
 
Nefsim, günde beş kez mirâçtamısın?
Meftunû hakikât siraçtamısın? (4)
İSLÂMİ: çamlarca kör haçtamısın?
Böyle isen dönüp bakmaz Murtâza.(k.v) (5)
       Günde beş defa Miraça varan- istisnalar hariç- Ümmeti Muhammedin Miracını tebrik eder. Bütün Müslümanların- salomanların değil ha- küfrün zulmetinden kurtulup kutlu çağa ulaştırmasını Elhamdülillâhi Rabbül âleminden niyaz ederken, Peygamberimize (S.A.V), Ashab-ı güzine, Ehli Beytine ve bütün Enbiyaya ve evliyaya Selâmlarımı arzederim.
      İnşaAllah gönül dostlarım Mehdiye yetişirizde Allah’ın rahmetine kavuruz. Selam sevgi ve düalar ile.
 
1.Güçlü kuvvetli, sert, çetin.
2. Uyanıklık.
3. Benzeri, bunun gibi.
4. Işık, meşâle, çerağ.

5. Beğenilmiş, seçilmiş, Allahın razı olduğu kişi, Hazreti Ali’nin (k.v) bir lâkâbı

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER