Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cengiz Çetin
Cengiz Çetin

ISPARTAYA GELMİŞTİ

Ispartamıza 1970 yıllarda gelmişti. Ve şu sözleri söyledi “ Sizin dağlarınız Mekke dağları gibi ne mübarek yer.” Daha sonra kendisini 1976 yılında medinede ziyaret etmiştim.Bize söylediği sözler şuydu “ Ne olur Türkçe kelimeleri tahrip etmeyin uydurukça lisan kullanmayın “ diyerek uyarmıştı.Ali Ulvi KURUCU zamanımızın Mehmet Akif’i düzeyinde bir zatdı.Mahmudiye kütüphanesinin müdürü idi.Merhum çok ünlü bir maneviyat şairi idi.Allah Rahmet Eylesin..

Rûhum Sana âşık, Sana hayrandır Efendim,Bir ben değil, âlem Sana kurbandır Efendim.Mahşerdenebîler bile Senden medet ister,Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.

Rûhum Sana âşık, Sana hayrandır Efendim,
Bir ben değil, âlem Sana kurbandır Efendim.
Mahşerde nebîler bile Senden medet ister,
Rahmet, diyen âlemlere, Rahman’dır Efendim.
Tâ Arşa çıkar her gece âşıkların âhı,
Medheyleyen ahlâkını Kur’an’dır Efendim.
Aşkınla buhurdan gibi tütmekte bu kalbim,
Sensiz bana cennet bile hicrândır Efendim.

Bu mısralar gittiği yerlere Ravza-i Tâhire’den soluklar taşıyan şair-yazar Ali Ulvi Kurucu’ya ait. Konya, Mısır ve nihayetinde Peygamber gölgesinde geçen yarım asırlık hayatıyla ruh ve gönül dünyamıza önemli kazanımları olan bir değer Kurucu. Biz de aşkın kaynağı olarak gördüğü Efendimiz’e (sallallahu aleyhi ve sellem) duyduğu sevgiyi, yazdığı şiir ve nesirlerle bizlere ulaştıran Ali Ulvi Kurucu’yu yakından tanımak istedik.

Konya’nın Sakyatan köyünde 1922 yılında doğar Kurucu. Konya’nın ilim, irfan ve hizmet önderlerinden Hacı Veyis Efendi’nin torunu, Medine’de vefat eden Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) âşığı İbrahim Efendi’nin oğludur. Türkiye’de imam hatip okullarının açılmasına öncülük eden Konya’nın manevî büyüklerinden Mustafa Kurucu Efendi’ninse yeğenidir. Babaannesinin arzusuyla ismi Ali olur. Şiirlerinde mahlas olarak kullandığı Ulvi’yi daha sonra kendi ekler. Sebebini de “Bu kelimeyi çok seviyordum, on beş yaşlarındayken sürekli önünden geçtiğim bir züccaciye dükkânının ismiydi.” diyerek açıklar.

Dedesinin duasının bir tecellisi olarak erken yaşlarda hafız olur. İlk ve ortaöğrenimini doğduğu şehirde tamamlar. Bir yandan da Arapça öğrenir. Ancak devir Türkiye’nin zorlu dönemleridir. Minarelerin ezana hasret kaldığı, Kur’an’ın sakıncalı kitap haline geldiği, dine hizmet edenlerin soluğu hapishanelerde aldığı yıllardır. Devrin baskılarından bunalan babası İbrahim Bey, 1939’da Medine’ye göç etmeye karar verir. Ali Ulvi Kurucu ise Medine yerine, Mısır’a giderek El-Ezher’de okumaya başlar. Böylece Kurucu, Camiü’lEzher’de Türk öğrencilerin kaldığı Revak-ül’ Etrak’ta İslâm dünyasının önemli âlimleri ile irfan meclislerinde bir araya gelme imkânı bulur. Onun ruh dünyasını şekillendiren büyük âlimler arasında Tokatlı Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi, Düzceli Zahid El-Kevseri, Yozgatlı Mehmed İhsan Efendi ve şair İbrahim Sadri gibi isimler vardır.

Kurucu’nun altı senelik Mısır’daki tahsil hayatı babasının 1945’teki âni vefatı sebebiyle yarıda kalır. Medine’ye ailesinin yanına gider. Ancak ilim tahsilini bir ömür boyu sürdürür. Medine’ye uzun müddet Evkaf Dairesi’nin inşaat ve sicillat emini olarak çalışır. 1953’ten 1975’e kadar Sultan Mahmud’un yaptırdığı Mahmudiye Kütüphanesi’nde, daha sonra da 1985’te emekli olana kadar Şeyhülislâm Arif Hikmet Kütüphanesi’nde çalışır. Ecdadyâdigârı on binlerce kıymetli eser elinden geçer.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER