Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cengiz Çetin
Cengiz Çetin

GERÇEK BİR İMAN

İnsanın her doğan güneşin beraberinde birçok yeni ihtiyaç, değişiklik, yeni düşünce ve yargı konuları getirdiğini kabul etmesi, her ortaya çıkan ve değişen konu üzerinde yeniden düşünmesi bir bakıma gerçeğe eğilmesi demektir.

Gerçek çevremizde olagelen her şeydir. Gerçek, bize kendisini zorla kabul ettiren, yokmuşçasına davranamayacağımız her aktüel kurum ve süredir.

Müslüman, yaşadığı çevredeki bütün kurumları elindeki kutsal, değişmez vahye dayalı ve tam kapsamlı kaynakla değerlendirmek, her olanın olması gerekenini bulmak zorundadır. Toplumda her şey devamlı bir değişme içinde olduğuna göre bu olan ─ olması gereken ilişkisinin her noktada yenilenmesi ve devam ettirilmesi gerekir.

Eldeki Kur’an-ı Kerim değişmez. Zaten değişmesi varlığını yok edecek bir yapıda. Değişmeyen “Kutsal Kaynak” ile değişen “İnsan Yaşantısı” bağının kopmaması için ikisine birden eğilmek şarttır. Müslüman, bugün artık ortadan kalkmış, değişmiş ve başkalaşmış kurumlar hakkında önceden verilmiş hükümleri tarihi değerinden öte canlı bir model olarak ele alırsa günlük gerçeğe ters düşecektir. Üstelik aynı düşünüş, yeni ortaya çıkacak konular hakkında susmayı gerektirecektir.

Mukaddesatçılık ve muhafazakârlık ismini kalkan ederekten başlayan ve sonunda bir çıkmazda düğümleşen bu metottaki en büyük hata kutsalla ferdiyi korunması gerekenle yenilenmesi gerekeni birbirinden iyi ayıramamak oluyor. Bunun tabii bir sonucu olarak da İslâm adına yapılan düşünce, tarihi, efsanevi donmuş ve cıvıklaşmış konular üzerinde gerdirilerek boş yere yıpratılıyor.

Eskiyi bir mumya gibi hassasiyetle korumaya çalışanlar acı sonuç olarak gününün, çevresinin gerçeğinden uzaklaşıyorlar. Kutsallaştırılmış ve aşılmazlaştırılmış bir düşünüş ve yargı çemberi, günün 23 saatini dışarıda bırakarak dönüp durmaktadır. Akan zaman ve değişen konular ile İslâm arasındaki değer ve yargı ilişkisini kuramayanlar ve devam ettiremeyenler sonunda iki kutuptan birini tercih zorunda kalıyor ve böylece karşımıza bedeni ile zihni arasında zaman farkı bulunan tipik yobaz ile kendini esen rüzgârın yönüne bırakan dengesiz ilerici modelleri çıkıyor.

M. Cengiz ÇETİN
Araştırma-Yazar

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER