Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Nazmi Süldür
Nazmi Süldür

BİZ,TEKSAS -TOMMİKS OKUDUK

BİZ,TEKSAS -TOMMİKS OKUDUK, ÇELİK ÇOMAK OYNADIK, ÇERKEN UÇURUP,TOPAÇ ÇEVİRDİK.

Geçen yazımızda 1950, 60 ve 70 lerin Keçiborlu’su nu, Kükürt İşletmesini ve buradaki yüksek yaşam seviyesini, biz çocuklar için mutlu hayatı ve sevgili bisikletimi anlatmıştım. Bugün ise çocukluk hayatıma geri dönüp oyunlarımızdan bahsedeceğim.

Bizim çocukluk yıllarımızın en önemli etkinliklerinden biri şuydu. BİZ OKURDUK. Ne mi okurduk. TOMMİKS,TEKSAS;KAPTAN SWİNG vb kitaplar. Yarabbim ne büyük haz duyardık. Kimi insanlar tenkit eder, kimi insanlarda teşvik ederdi. Annem kızdığı için babam beni gizlice abone etmişti. Haftada bir çıkan derginin , gelecek sayısını beklemekten duyduğum heyecan tarif edilmezdi. Sonradan o okumaların ne kadar yararlı olduğunu gördük, bizlere en azından okuma alışkanlığı kazandırmış. O zamanlar TV yok. İyi ki de yokmuş. Yalnızca radyo dinlenirdi. Radyoda en çok hoşuma giden Arkası yarınlar, Radyo Tiyatroları idi. Yalnız genelde tatilde olduğumuz yaz aylarında dinlerdik. Radyo şimdiki TV den , eğitim açısından daha yararlı idi, çünkü gelişmekte olan insan beyni, hazıra konmadan duyduğu şeyi önce hayal eder, tasarlar sonra kitapta, ansiklopedide görüp pekiştirirdi. Şimdi ne olduğunu, öğrenmeden, bilmeden gördüğü nesneleri tam öğrenemiyor veya hemen görüp çabuk unutuyor. Çünkü hazır öğrenmede beyin çaba göstermeyip üzerinde yorum yapmadığı için öğrenme kalıcı olmuyor. Öğretmenlik dersimizi verdik yine.

Tabii ki ben çocukluk anılarımı size hikaye olsun diye anlatmıyorum . Şimdiki nesil hisse çıkarsın diye anlatıyorum.
Gelelim oyunlara: Size sıra ile anlatacağım.

1-Çelik-Çomak; Biri uzun ,diğeri kısa iki sopa ile oynanan oyundur kademeli olarak mesafe ölçülerek galip belirlenirdi. Genelde erkekler oynardı.
2-SEK-SEK : Kız ve Erkek her ikisince de oynanırdı. Günümüze eskiden sarkan belki tek oyun.

3-GAZOZ KAPAĞI : Piyasadan topladığımız gazoz kapaklarını çizdiğimiz bir çember içerisine yerleştirip, taş kayraklarla belli bir mesafeden, çember dışına çıkarıp, ütmecesine oynanan bir sokak oyunu idi. İnanmazsınız 2 sepet dolusu, binlerce gazoz kapağım vardı. Onları sermayem imişcesine saklardım. Çocuklar arasında gazoz kapağı en çok olan itibarlı olurdu.

4-OK-YAY: Şimdiki Dart’ın 50 yıl önceki versiyonu.Tüm imalatını kendimizin yaptığı bir oyun. İğde ve çıtlık dalından yapılan yay, ucuna teneke bağlanmış oklar, 0 dan “12 ye derecelendirilmiş yuvarlak hedef tahtası. Belirli bir mesafeden yapılan ve yarışma şeklinde geçen atışlar.

5-ÇEMBER ÇEVİRME:Yine herkesin zevkine göre yaptırdığı genelde 10 cm ile 50 cm arasında çaplara sahip demir çemberler 1 metre civarında bir sapla çevrilerek yarış yapılırdı.

6-TEL ARABALAR: Tasarımları ve üretimleri tamamen çocukların kendi ürünü olan, çelik telden bükülerek yapılan çok tekerli arabalardı. Büyük bir emek sarf edilerek aylar süren çabalar sonucu yapılır, sonra da Cadillac araba kullananların edasıyla görücüye çıkardı.Yerdeki araba uzunca bir demir çubukla ayaktaki çocuğun elindeki taksi direksiyonu şeklindeki direksiyonla idare edilir, sürülürdü.

7-YEDİ KİREMİT: Bir metre çapında bir çemberin ortasına üst üste konulmuş küçük kiremit parçalarının , belirli bir mesafeden atılan topla dağıtılması,sonrasında gelişen ebe çocuğun topla diğerlerini kovalamaca oyunudur.

8-İP ATLAMAK: Genelde kız çocuklarının rağbet ettiği bir oyundur.4-5 metre uzunluğunda,iki ucundan 2 çocuğun çevirip çeşitli varyasyonlar ile diğerlerinin atladığı oyundur.

9-SAKLAMBAÇ: Herkesin bildiği bir kişinin ebe olup diğerlerinin saklandığı oyundur.

10-TOPAÇ ÇEVİRME: Hazır olarak veya çam kozalağına sarılan iple yere sistemli bir şekilde fırlatmak suretiyle döndürülme süresine bağlı olan bir oyundur.

11-SAPAN: İğde veya kiraz dallarının çatal saplarına ,lastik bağlamak suretiyle taş ve benzeri sert cisimleri belirlenen ,belli mesafelerdeki hedefleri vurma oyunudur. Kuş avlama amaçlıda kullanılırdı.

12-UÇURTMA-ÇERKEN: Çeşitli geometrik şekillerde hazırlanan ,hafif ve ince çıtalarla hazırlanan çerçevelere kolay yırtılmayacak kağıt cinslerince hazırlanan bir düzeneğin bir ucuna metrelerce uzunluğunda sarımlı ip diğer ucuna kuyruk yapılmak suretiyle hazırlanır.Rüzgarlı havalarda tepe veya boş arazilerde uçurulurdu.

13-BEL ÇEMBERİ-HOLUHOLU:Bir metre çapında plastik bir çemberin belli sürelerde ve şekillerde belde çevrilmesi ile oynanan bir oyundur.

14-GÖLGE OYUNU : Karanlık bir mekanda hazırlanmış ,seyyar bir perde , mum, ve hacivat, karagöz gibi çubukların ucuna monte edilmiş karakterlerin bir veya iki kişi tarafından perde arkasından idare edilmek suretiyle gerçekleştirilen dramatize bir oyundur.

15-UZUN EŞEK: Duvar dibine dikine dizilen 3-4 kişinin üzerine onlarca kişinin atlaması.

16-YAĞ SATARIM-BAL SATARIM:Çember şeklinde yere oturmuş çocukların ve onun etrafında dönen ebe ile oynan oyun.

17-ELİM SENDE:Birbirlerine temas halinde ebe olan kovalamaca oyunu.

18-KÖREBE:Gözleri bağlanan ebe nin diğer arkadaşlarını yakalama çabası.

19-İSTOP:Yukarı fırlatılan topu yakalama ve arkadaşına vurma savaşı.

20-KAYKAY YAPIP YARIŞMA:Şimdiki kay kayların ilk mucitleri bizlerdik.Sanayi çarşılarından elde ettiğimiz bilyeleri ve tahta bir zemin üzerine monte ederek yokuş aşağı asfalt veya beton yolda yarışarak kayardık.

21- MOTORLU KAYIK YAPIP HAVUZLARDA YÜZDÜRME: Orta okulda iş eğitimi dersinde ahşaptan yaptığımız kayıklara küçük oyuncak pille çalışan motorlar takar sonra yarıştırırdık. Ne büyük zevkti.

22 – Futbol – MAHALLE MAÇLARI : Erkek çocukların vazgeçilmez oyunu. Her mekan ve her fırsatta ayağımızla oynayabileceğimiz her nesne ile (Bir kağıt yumağı vb.) en gözde oyun. O zamanlar böyle çok top falan da bulunmazdı. Topu olan kraldı. Bir topun iç lastiği çoğu zaman yamadan görünmezdi. Patlayan topu genelde kendimiz yamardık. İç lastiği bulamazsak saman ve kağıt doldurur öyle oynardık. Mahalle takımları olurdu. Aralarındaki rekabet bizde büyük heyecan yaratır, eğer şampiyon olursak ta dünya kupası kazanmış kadar mutlu olurduk. Formalarımızı kendimiz imal ederdik. Beyaz fanilaları alır bir kazanda kumaş boyası ile kaynatır, sırt numaralarını deri kumaştan keser, terzi amcalara diktirirdik. Şortlar ise paçalı bir örnek iç çamaşırlarımızdı. Futbol ayakkabısı olanlar çok azdı. Genelde potin veya bez ayakkabılar ile oynardık.

Daha aklıma gelenler bunlar. Size yazarken inanın yeniden çocukluğumu yaşadım. Bu yüzden şanslı nesil idik. Ama şimdiki neslinde şanslı olduğu noktalar çok fazla . Önemli olan biz büyüklerin çocuklarımıza o imkanları sağlayabilmemizdir.

Sağlıklı bir nesil yetiştirmek istiyorsak çocukları sağlıklı ortamlarda doğa ile baş başa bırakın.

ÇOCUK OYNAYARAK BÜYÜR:

Dolu dolu ve çok renkli geçen çocukluk hayatımı sizlere aktarırken, bir yandan da (eğitimci olduğum için) kendimce önemli bulduğum bazı konularda mesajlar vermeye çalışıyorum. Hikaye tarzındaki anlatımımla sizleri sıkmadığımı ümit ediyorum. Eleştirileriniz olursa mail adresim aşağıda.

Gelelim bisiklete : İnsana çocukluk yaşlarından itibaren ,hayatı boyunca lazım olacak en lüzumlu gereç.

İnsan hareket ettiği sürece yaşamını devam ettiren , gelişen , canlılık kazanan varlıktır. Bu yüzdendir ki yaşadığınız günlük hayatı çocukluğunuzdan itibaren gözden geçirin. İster çocuk olun ister bir yetişkin . Her gün işe gidip gelirken bisiklete bindiğinizi düşünün. Bu, o gün içerisinde yapmış olduğunuz belki de tek düzenli hareket olacaktır. Bunu rutin uygulayarak alışkanlık haline getirdiğinizi düşünün, kötü mü olur?

Günümüz insanı hareket fakiri. Bu, çocukluktan itibaren yaşadığımız monoton, durağan, tembel yaşam tarzı sağlığımızı olumsuz etkilemeye başladı.

40 yaşın üzerindekiler ; bir 40 yıl önceki, birde şimdiki insanların fiziki yapılarına bakın. Şimdiki nesle baktıkça içim acıyor. Önce sağlıksız bir beslenme, sonrası bilgisayar ve sınav bağımlısı bir nesil. Çocuklarımızın tek gelişen organları beyinleri! Öyle olunca da görüntü; orta yerinden bağlanmış et torbası. Allah muhafaza bu nesillerin ömürleri çok olmaz. Her şeyin başı sağlık. Sağlıklı bir nesil olmayacaksa ben neyliyeyim, gelişen beyinleri. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Sağlıksızsanız hiçsiniz. Yine nereye geldik bilin bakalım.
E Ğ İ T İ M , Eğitim, Eğitim….

Şimdiki çocuklar daha okula gitmeden ana sınıflarında yarıştırılmaya başlanıp, en güzel zamanları kapalı mekanlarda yarışlar içinde geçiyor.

Sonrası mı ? Sağlık sektörümüze sağlıksız müşteri oluyorlar.!

Bırakın şu çocukları. Kafalarını, kendi kapasitelerince doldursunlar. Siz onları eğitin yeter. Onlar eğitilirken öğrenirler.

BUNUN İÇİN DE OKULLAR YETER.

Çocuklara hazırlık sınavları yerine bisiklet şölenleri tertip edin. Oyun oynasınlar, spor yapsınlar, doğa ile tanışsın. düşe kalka büyüsünler, yeri geldiğinde kavga etmeyi, sevinçlerini ve acılarını paylaşmayı yaşayarak öğrensinler, ağlasınlar, gülsünler. Bir ömür yaşayacakları bu dünyaya alışsınlar. Başka dünya yok. Yaşam için gerekenler bunlar.

Şimdiki nesil tek düze yaşamları sayesinde obez oluyor. Çocuklar yürümekten aciz. Bunlardan allame-i cihan (dünya alimi) olsa ne yazar. Bizim çocukluluğumuzun hareketliliğinin yüzde biri kalmadı.

Tüm Eğitimciler; Size sesleniyorum. Sonuna kadar da sesleneceğim. SİZİN MESLEĞİNİZ ÖĞRETMENLİK, İŞİNİZ EĞİTMENLİK. Çok büyük bir yükümlülüğe sahipsiniz. Bunun hesabını direkt Yaratana karşı vereceksiniz. Hiç bir mazeretiniz yok. Bu mesleği seçerken düşünecektiniz.

Çünkü ALLAH’ın yarattığı en üstün varlığı yetiştirmekle yükümlüsünüz.

Para kazanmak için, bana ne eğitimcilikten, salla başı al maaşı zihniyetine sahipseniz, yandınız. Hemen bugün bırakın bu mesleği, vallahi faturası çok ağır…

Eğer” ben zaten bu düşüncedeyim“ diyorsanız, Allah yolunuzu açacaktır.

Sağlıcakla kalın sevgili okurlarım. SAYGILARIMLA. 2 Mayıs 2013

NAZMİ SÜLDÜR

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. adnan
    15.02.2017

    teşekkurler sayın hocam…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER