Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Cengiz Çetin
Cengiz Çetin

BİZİM ANAYASAMIZ BU MU ?

Şiddetli muhalefet yapan aydınlar var. İktidarın ülkeyi çok kötü yönettiğine inanıyorlarsa, bunlar niçin siyaset yapmazlar?

Mevcut muhalif partilerden birine girsinler, yahut yeni bir siyasi parti kursunlar. Mantıklı olan budur. Herhangi bir engel yok. Çıkın siyaset sahnesine millete anlatın o çok iyi bildiğiniz hakikatleri; alın oyunuzu, geçin iktidara, çözün meseleleri, kurtarın ülkeyi. Bir engel mi var?

Ülke köşe yazısıyla yönetilmez. Mademki bu ülkenin meselelerini ve çözümlerini kesin olarak mükemmelen bildiğiniz iddiasındasınız, yapacağınız en iyi şey siyasettir. Programınızı projelerinizi ortaya koyun, çıkın meydanlara. Millet, dedikleriniz doğruysa, koşa koşa gelir. AKP yüzde elli alıyorsa, siz de alırsınız. Daha fazlasını alırsınız.

“Millet bizi anlamaz ve bizi seçmez” diyorsanız; bağırıp çağırmanıza da lüzum yok. Demek ki bu millet iyi iktidarlara layık değildir; ve onun uğruna demokratik mücadele vermenin bir anlamı yoktur! Bir başka deyişle siz bu milletin seçme ve anlama yeteneği olmadığı görüşündesiniz. O halde iktidarı bırakın da milleti eleştirin! Eskilerde kalmış “halka rağmen halk için” sloganlı aydınlar oligarşisi modellerini savunun ve demokrasiden söz etmeyin.

Kendinizi demokrat gösterme samimiyetsizliğini bırakın. Açıktan söyleyin ve deyin ki “bu millet hür seçimli demokrasiyi yaşayacak ve yaşatacak eğitime sahip değildir, ey milletim ben seni eğitmeye talibim, demokratik yönetim ancak ondan sonra sana fayda sağlar!” Samimiyetinize inanırsa belki size hak ve oy verir. Ama demokrasi budur diye aydınlar oligarşisini savunursanız asla sizin yanınızda olmaz. Üç günlük partiyi iktidar yapar, sizi yapmaz.

Seçimler sadece iktidarı değil, muhalefeti de belirler. Muhalefet partilerinin de önemli işlevleri vardır. “Her şeyi bilen değerli aydınlar” muhalefette yer alırsa, liderleriyle sözcüleriyle teşkilatlarıyla çok etkili olabilirler. Muhalefetin bugün çözüm programları projeleri ve denetim etkinliği yok deniliyorsa; bu, demokrasinin kabahati değil. Her şeyi bilen aydınlar muhalefetin bu zaaflarını gidermek için siyasete girebilirler, girmelidirler.

“Dayatmacı yürütme bilirkişi!” gibi bir medyatik uzman ve aydın tavrı olamaz. İşbu âdet yeni çıktı. “4. kuvvet değil, 1. kuvvetiz” şeklindeki eski meydan okuyuş bunun bir başka versiyonuydu. Eleştirirsin, katkı sunarsın; fakat dikte etme tavrını takınamazsın. Demokrasilerde böyle bir şey olmaz.

“Çoğunluğu kazanan, çoğulculuğa da dikkat etmelidir” ilkesi apayrı bir bahistir ve bazı aydınların siyaset dışından iktidarı yönetmek istemesi ile hiçbir ilgisi yoktur. Çoğulculuk, kendi seçmeninin dışındaki kesimlerin de bir uzlaşma anlayışıyla dikkate alınması, bu yöndeki imkânların kullanılması bilincini ifade eder. Bunu azınlıkta olanların öne geçip iktidarı yönetmesi garabetine dönüştürmek akıl dışı bir durumdur. Bu arzuyu bazan bir yazar tek başına bile yaşama tavırları gösterebiliyor. Her şey onun istediği gibi olacak, iktidar onun çizeceği yol haritasının dışına çıkmayacak! Çıkarsa veryansın edecek!

Bir fikir adamının, bir düşünce üretimi ustasının veya emekçisinin, ciddi bir uzmanın, gerçek bir aydının böyle bir tavra meyletmesi, onay vermesi, hayal bile edilemez. Böyle bir tavrı benimseyenler ancak demokrasi aleyhtarlarının arasından çıkar. Siyasî bilimlerin uzmanları vardır; ama siyaset uygulayıcılığının uzmanı olmaz; ustaları, sanatkârları, liderleri olur. Aksi halde yürütme yetkisi, üniversitelerin kendi aralarından seçecekleri bir akademik kurula verilirdi. Halkın liyakatinden şüphe edeceklerine demokrasiyi önce aydınlar iyi öğrenmeli.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER