Takvimler 13 Ocak 2012’yi gösterdiğinde, sadece Kıbrıs semalarında değil, Türk dünyasının her bir köşesinde hüzünlü bir kış yeli esti. Akdeniz’in ortasında ulu…
Takvimler 13 Ocak 2012’yi gösterdiğinde, sadece Kıbrıs semalarında değil, Türk dünyasının her bir köşesinde hüzünlü bir kış yeli esti. Akdeniz’in ortasında ulu bir çınar devrilmiş; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, ardında sarsılmaz bir devlet ve onurlu bir halk bırakarak ebediyete irtihal etmişti. Aradan geçen yıllar, onun öngörüsünü ve “Toros” telsiz koduyla yankılanan direnişinin haklılığını her geçen gün yeniden teyit ediyor.
Denktaş, Kıbrıs Türkü için sadece bir siyasetçi değil; varoluş mücadelesinin en karanlık anlarında yolu aydınlatan bir meşaleydi. O, bir halkın kaderini omuzlarında taşıyan, diplomasi masalarında dünyanın devlerine karşı tek başına kafa tutan efsanevi bir mücahitti. Onun mücadelesi hiçbir zaman sadece harita üzerindeki çizgilerle sınırlı kalmamış; bir milletin dilini, dinini ve haysiyetini koruma kavgasına dönüşmüştür. En ağır ambargoların ve baskıların altında dahi “Anavatan arkamızdadır” diyerek halkına güven aşılamış, imkansızlıklar içinden bir devlet inşa etmiştir.
Bugün onu özlemle anmamızın sebebi, temsil ettiği davanın konjonktürel bir siyaset değil, tarihsel bir haklılık olmasıdır. Denktaş, “Hayatta hiçbir zaman yalpalamayacaksın” diyerek bizlere sadece bir siyasi vasiyet değil, bir yaşam felsefesi bırakmıştır. Bu kararlılık, bugün KKTC bayrağının özgürce dalgalandığı her karış toprakta yaşamaktadır. “Benim iki bayrağım var” diyen o vakur duruş, bugün Türk varlığının Akdeniz’deki en büyük teminatıdır.
Gidişiyle bir devir kapanmamış, aksine onun attığı temeller üzerinde yükselen bir gelecek inşa edilmiştir. Milli davamızın eşsiz savunucusu Rauf Denktaş’ı vefatının yıl dönümünde minnet ve rahmetle anıyoruz. O, bedenen aramızdan ayrılsa da fikirleri ve kurduğu devlet, “Toros”un zirvesinde sonsuza dek nöbet tutmaya devam edecektir. Ruhu şad olsun.