Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Secattin Büyükdavraz
Secattin Büyükdavraz

AK PARTİ %49’UN NEDEN VAZGEÇİLMEZİDİR?

30 Mart seçimleri öncesi bütün anketleri takip ediyorum ve seçmenin nabzını tutuyorum. Halkın içinde geziyorum, herkes bu iktidarın söylemlerinden, uygulamalarından, işsizlikten, hayat pahalılığından, sessiz gelen enflasyondan, zamlardan yakınıyor ama ancak, emme velâkin…….
Seçmen bir türlü AK Parti’ye oy vermekten kendisini alıkoyamıyor.

Neden mi?

İşte bu nedenler sıralayıp, yorumlayacağız.

Seçmen bütün bunların ana sebebi olarak; seçenek yokluğuna dayandırırken, CHP’nin seçim politikasını da hüsran olarak yorumlamaktadır.
Halkın içerisinde yaşıyoruz ve soruyoruz vatandaşlarımıza.

Yolsuzluk olduğuna inanıyor musunuz? İnanmasına rağmen AK Parti’den vazgeçmeyen seçmen neden vazgeçmiyor; Bunun en büyük sebeplerinden birincisi seçenek yokluğu, ikinci de muhafazakârlık, üçüncüsü de tek başına iktidar olması yani koalisyonlar gelir diye korktuklarını söylüyorlar.
Kendi değerlerini savunan bir iktidar, bu seçmen kitlesi için çok önemlidir.

İktidarın karşısındaki adam, bu seçmene hakkını vereceği konusunda tüm hayatı boyunca tek bir kelime söylememiş, güvence veremiyor, sigorta olamıyor ve hâlâ tek kelime söylememekte ısrar ediyor. Demek oluyor ki Erdoğan’dan vazgeçtiği zaman dünya o seçmene zehir olacak gibi geliyor.
Muhalefet ne seçmene ne söylerse inanır?

Bence din konusunda bir samimiyet vermeli, her ne kadar laik bir parti olmuş olmalarına rağmen laikliğin demokrasi içinde olabileceğini, önce demokrasinin şart olduğunu, kurumların kendi özgürlüklerindeki gücü demokrasiden alması gerektiğini ve demokrasiyi elde ettikten sonra her konuda tartışma yapılabileceğini öncelikle kurumların saygınlıklarını kazanması gerektiğini bunun güvencesini vermesini gerektiğine inanıyorum.
İşte bir tek konu bu sadece. Oysaki muhalefet her konuda gerekli güvenceyi vermesi ve açık açık her konuyu konuşup ikna etmesi gerekir. İşte bu yüzden seçmen Ak Parti’yi bırakamıyor. Seçmenin Erdoğan’ı bırakmamasının sebebini muhalefet kendinde araması gerekir. Yolsuzluk sebebiyle seçmene; “oyunu bana ver” diyor ama seçmen de ; “ Senin yolsuzluğa bulaşmayacağını nerden bilelim, bu yeterli değil”diyor.

Ayrıca, Recep Tayyip Erdoğan;

Yıl 1999’da bir şiiri okuduğu için hapse atıldı hem de ders kitaplarında bile okutulan bir şiiri. Yıl 2001’de parti kurdu, siyaset yapması yasaklandı.
Yıl 2004‘de Balyoz darbe planıyla indirilmek istendi.
Yıl 2005‘de AK Parti’yi bitirme planları ele geçirildi.
Yıl 2006’da Ergenekon.
Yıl 2007’de e-muhtıra, 367 garabeti.
Yıl 2008’de kapatma davası.
Yıl 2009-2010’da Cumhuriyet Mitingleri.
Yıl 2011’de Suikast planları.
Yıl 2012’de Hakan Fidan üzerinden darbe indirme çabaları.
Yıl 2013’de Gezi olayları. Yolsuzluk operasyonu…

Bu kadar güzel bir kronoloji var ki her şeyi lehine çevirtebilen de bir siyaset anlayışı.

Erdoğan’ın söylemleri ve sık sık vurgularından birisi de her olayı dış güçler ile bağlantılı bulunan iç güçlerin planlaması olduğunu ve bu güçlerin daha öncede; Menderes’i astıklarını, Özal’ı da zehirlediklerini, Erbakan’ı da post modern darbeyle indirdiklerini ve Türkiye’de son başbakanın başına da yukarıda 11 yılda yukarıda saydığımız olaylar denk geliyorsa, halkın, “Hepsini aldınız. Başbakan Erdoğan’ı yedirmeyiz” demesinden daha doğal ne olabilir?

Kabul etseniz de, etmeseniz de o bir sembol, o bir lider, o bir karizma artık…

Recep Tayyip Erdoğan da basit, yeri doldurulur bir parti lideri veya başbakan değil artık.

Halkın gözünde; İsrail’e, Avrupa’ya ve hatta tüm Dünya’ya kafa tutan bir lider o.
İnançlı kesimlerin yıllardır gördüğü zulme “Dur” diyen biri. Yıllarca süren terörü bitirmek için oy hesabı yapmadan çırpınan biri o halkın gözünde… Halk öyle görüyor.

Öyle ki Halk Türkiye’yi de bıraktı O’nu ;

Mısır halkının son umudu. Tunus’ta, Fas’ta, Cezayir’de Libya’da huzuru, barışı, mutluluğu arayan halkların kahramanı. Gazze’deki mazlum Filistinlilerin duası… Suriye’de kendi liderlerinin kimyasal bombalarla katlettiği çocukların hamisi…

Arakan’da katledilen mazlumların kahramanı.
Makedonya’nın “halife” diye andığı efsane artık o.
Avrupalının deyimiyle batan Osmanlı’yı yeniden diriltmeye çalışan biri…

Her darbeden sonra daha fazla taraftar buldu. Her darbeden daha güçlenmiş olarak çıktı. Türkiye’yi sallayan yolsuzluk operasyonundan sonra da durum değişmedi, pek de değişeceğe benzemiyor.
Neden mi?

Sokaktaki seçmen halk; “Bu ülkede 80 senedir yolsuzluk vardı, ülkenin zenginleri devlet içinde mafya olup sömürdü, halkı açlığa mahkûm etti. 11 yıl önce bankalardan 360 milyar dolar hortumlandı, kimse çıkıp hesabını sormadı. “Yolsuzluk yapan babamın oğlu da olsa hesabını sorarım” diyen bir başbakanımız var” diyor.

Görünen o ki, yani halka öyle umut olmuş ki; yeni bir umut olan çıkana kadar Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin yenilmez lideri olmaya devam edecek. Bu rakamlar pek de önemli değil %40’da olabilir 49 ‘da, 55’de. Ak Parti ve Erdoğan’ın danışmanları geçmişin enstrümanlarını çok güzel kullanabiliyor, Muhalefetin zayıf noktalarını çok iyi biliyor ve aynı satrançtaki gibi birkaç hamle ilerisini görerek rakibin hangi hamleyi yapacağını kestirerek önce kendisi muhalefeti oyuna getiriyor.

Ben demiyorum, bunu sokaktaki, dükkânındaki, evindeki, işyerindeki seçmen, yani halk diyor.

O zaman muhalefet bir fazla dersini çalışmalı.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER