Bir çoğu 17 ve 18 yüzyılda yapılan Isparta’nın ilçelerinde ve merkezindeki kilisesi’nin yenileme ve dönüşüm çalışmaları yapılamamış ve birer Doğa Tarihi Müzesi olarak kullanılması için çalışma yapılmamıştır.

Bizim elimizde bulunan bunca açık hava müzesi kiliseler, hanlar, kemerler, harabeler, yıkıntılar eğer bir Avrupa ülkesinde olmuş olsaydı 21.yüzyıla geldiğimiz şu devirde her biri bakımsızlıktan çökmüş, yıkılmaya yüz tutmuş ve içerisine her türlü pislik edilmiş, balici ve ayyaşların, tinerci ve uyuşturucu çekicilerinin gece barınağı haline gelmezdi.

İŞTE KİLİSELER VE DURUMLARI;

* Aya Baniya (Aya Payana) Kilisesi: Isparta’nın eski yerleşme yerlerinden olan Turan Mahallesindedir. 1750 yıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Yapı 1993 yılında Göller Bölgesi Projesi dahilinde restorasyon kapsamına alınmış; fakat; fazla bir çalışma yapılamamıştır.

* Aya Ishotya (Yorgi) Kilisesi: Doğancı Mahallesinde yer alan kilisenin yapım tarihi 1857-1860 yılıdır. Narteks önündeki çan kulesinin çanı bugün Isparta Müzesinde yer alır. Sütunlar ve yan duvarlar alçı ile sıvanmış, resimlerle süslenmiştir. Bakımsız durumdadır.

* Emre Mahallesi Kilisesi: Sultan III. Selim zamanında müslüman olmayanların da mabet yapabilmelerine imkân veren fermanla birlikte Emre mahallesinde eski bir kilisenin temelleri üzerine bir kilise yapılarak, 1794 yılında bitirilmiştir. Bugün bu kilise yıkılmış ve temelleri üzerinde bir ev vardır. Çevresinde yaklaşık 5’er metre uzunluğunda siyah sütunları vardır.

* Aya Stefanos (Yeşilada) Kilisesi: Eğirdir ilçesi Yeşilada içinde bulunur. İçte alçı süslemeler dökülmüştür. Kilise Göller Bölgesi Araştırma Projesi dahilinde restorasyon kapsamına alınmış, daha sonra çatı kaplaması yenilenerek, dış duvarları yapılmış, iç ahşap kısımlar yenilenmiştir. tam anlamıyla restorasyonu yapılmamıştır.

* Aya Georgios Kilisesi: Eğirdir ilçesi Barla Kasabası Rum mahallesinde yer alan kilise oldukça tahrip olmuş bir durumdadır.

Başta Vali, İl Kültür ve Turizm Müdürü olmak üzere envanterimizde bulunan bu gibi değerlere ne zaman el atacakları yıllardır hep aklımda durur. Aynı şekilde bugün İlçe merkezlerinde de bulunan bir çok tarihi eser sökülmüş, kiliselerin çanları çalınmış, taş kabartmalar evlerin avlularında bulunmaktadır. Daha tarihimize sahip çıkamayan bir memleket olarak yabancı turistleri yağarsa 1 ay kar, 1 ay gül için mi çekmeye çalışıyoruz. turizm bir bütündür. Turizm doğayı, tarihi, yöreselliği ile bir birini bütünler. Bu kapsamda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, Başta Valilik, BAKA olmak üzere bedeli ne olursa olsun proje hazırlanarak turizme ve gelecek nesillere bu gibi eserlerin ve açık hava tarihi değerlerin yeniden kazanılması gerekir.

Bugün BURDUR ili Kilise, Cami gibi eski eserleri yeniden restore ederek deforme olmuş yerleri değiştirerek binlerce lira Devlet Bütçesinden katkı alarak Doğa Tarihi Müzelerine kavuşmuş bizler ise hala uyumaktayız. Burdur’daKİ şu anda yenileme çalışmaları tamamlanmış ve müzeye dönüştürülen kilise gibi aynı dönemde yapılan bizim kiliselerimiz de bir türlü yenileme çalışmaları yapılamadı. Hatırlanacağı üzere bu iki kilisenin turizme kazandırılması için tahminim 8-9 yıl önce Süleyman Demirel Üniversitesine İl Genel Meclisi tarafından tahsisi gerçekleştirilmişti. Fakat üniversitenin bu konuda somut bir adım atmaması üzerine 2012 yıllarında İl Genel Meclisinde hatırladığım kadarıyla değerli turizmci ve İl Genel Meclisi Üyesi Fevzi ÖZDEMİR’in önerisi ile Kiliseler tekrar Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devrinin yapılması için komisyonlarına havale edilmişti. Bu konuda değerli turizmci hemşerimiz Fevzi ÖZDEMİR eminim bu konuda açıklayıcı bilgi verecektir.

Bakın BURDUR neler yapmış. Burdur’da hemen hemen bizim kiliseler ile aynı dönemlerde yapılan Kavaklı Rum Kilisesi’nin yenileme ve dönüşüm çalışmalarının ardından Doğa Tarihi Müzesi olarak kullanılması için çalışma yaptılar. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bedeli 2 milyon 150 bin lira olan proje hazırlanmış ve 2011 yılında tarihi kilisede çalışmalara başlanmış. Yaklaşık 300 bin lira harcanarak kilisenin çatısının onarılmış. 2012 yılında da kilisenin içindeki duvarlarda güçlendirme yapılmış.

Kilisenin direklerinde oluşan deformasyonlar giderilmiş. Ayrıca kilise içinde bazı kaybolmuş figürlerin, ikonların ortaya çıkarılması için restoratörler çalışma yürütmüşler. Restorasyon ve dönüştürme çalışmalarının 2014 yılında tamamlanmış kilisede ikmal, onarım, teşhir, tanzim çalışmaları yapılmış. Böylece aldığımız bilgilere göre de kilise Doğa Tarihi Müze’nin, Antalya’daki Tabiat Tarihi Müzesi’nden sonra ikinci müze olduğu vurgulandı. Açık Hava Müzelerinin açılması Burdur’un ve bölgenin turizm açısından gelişmesine katkı sağlamaya başlamış. Özellikle Burdur’daki Sagalassos ve Kibara antik kentlerine gelen ziyaretçiler şehir içine de yönlendirilerek turizme entegre edilmiş durumda. Eh ne diyelim kıskanmadım değil. inşallah bizim VALİ, İL GENEL MECLİSİ, ÖZEL İDARE, BELEDİYE BAŞKANI, MİLLETVEKİLLERİ, İL KÜLTÜR MÜDÜRÜ sesimizi duyar da darısı bizim başımıza olur. Bu Şehir hepimizin.

Saygılarımla. Secattin Büyükdavraz-Araştırmacı Gazeteci Yazar. Hedef Tv İnt.Med.Grb.-Gazete32