Isparta’nın en önemli kültür ve tarih hafızası olan Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, deprem güçlendirmesi ve modernizasyon çalışmaları gerekçesiyle uzun süredir kapalı tutuluyor. Restorasyon sürecinin bir türlü tamamlanamaması ve kapıların açılmaması, kamuoyunda çeşitli iddiaları ve bilgi kirliliğini de beraberinde getirdi.
Yetkililerin süreç hakkında şeffaf ve detaylı bir açıklama yapmaması, şehir turizmini baltalarken vatandaşlar arasındaki belirsizliği de derinleştiriyor.
Alelade Bir Taşra Müzesi Değil, Göller Bölgesi’nin Tarih Hazinesi
2008 yılı resmi verilerine göre Isparta Müzesi envanterinde; 2 bin 953 adet arkeolojik, 2 bin 352 adet etnografik ve 12 bin 671 adet sikke olmak üzere toplam 17 bin 976 adet tescilli eser bulunmaktadır.
Isparta Müzesi, sadece yerel nitelikte eserlerin sergilendiği sıradan bir taşra müzesi değil; tescilli envanteriyle dünya arkeoloji literatüründe ağırlığı olan çok kritik bir kültür merkezidir. İçerisinde, insanlık tarihinin en eski yerleşim izlerini taşıyan Göndürle Höyük kazılarından çıkarılan ünik buluntular, Pisidia Antiokheia antik kentinin görkemini yansıtan Roma ve Bizans dönemi heykel koleksiyonları, paha biçilemez sikkeler ve bölgenin köklü Yörük kültürünü ilmek ilmek işleyen eşsiz bir etnografya arşivi barındırmaktadır.
Uluslararası kültür rotalarının merkezinde yer alması gereken bu çapta devasa bir hafıza merkezinin yıllardır kapalı kapılar ardına hapsedilmesi, sadece Isparta için değil, ülke turizmi için de çok büyük bir kayıptır.
İletişim Eksikliği Fısıltı Gazetesini Besliyor: “Eserler Güvende mi?”
Kültür yatırımlarının planlanan süreleri aşması ve bu süreçte kamuoyuna tatmin edici, düzenli bilgilendirmelerin yapılmaması, yerel düzeyde asılsız iddiaların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor. Isparta kamuoyunda ve sosyal medyada uzun süredir “Müzedeki paha biçilemez eserlerin akıbeti ne oldu?”, “Depolar güvende mi?” gibi soruların kulaktan kulağa yayılmasının en büyük sebebi de işte bu idari sessizliktir.
Resmi makamlarca bu iddiaları çürütecek net ve somut bir açıklamanın yapılmaması, bilgi kirliliğini besleyen en büyük faktör olarak öne çıkıyor. Isparta halkı ve kültür çevreleri, asırlık mirasımızın durumu hakkında artık spekülasyon değil, kurumsal ve net bir cevap bekliyor.
Uzayan Proje Süreci Kent Turizmine ve Eğitime Sekte Vuruyor
İşin teknik boyutunda ise bitmek bilmeyen ihale süreçleri, müteahhit krizleri ve ödenek tıkanıklıkları yatıyor. Deprem güçlendirmesi ve yenileme çalışması adı altında başlatılan projenin bir türlü bitirilememesi, Akdeniz’in en zengin arkeolojik arşivlerinden birine sahip olan Isparta’yı müze turizminde tamamen saf dışı bıraktı.
Neticede uzayan bu bürokratik süreç, hem kent ekonomisine darbe vuruyor hem de Ispartalı öğrencileri kendi topraklarının tarihini yerinde görme hakkından mahrum bırakıyor.
