Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Secattin Büyükdavraz
Secattin Büyükdavraz

KOLAY SORULARIN, VERİLMESİ ZOR CEVAPLARI

İŞİMİZE NASIL GELİYORSA ÖYLE OLMUŞUZ !
“TÜRKİYE’DE KURBAN KESME ORANI %98, ORUÇ TUTMA ORANI %73, FAİZDEN KAÇINMA ORANI %5 “ TOPLUMU YIKAN, GÜNAHA İTEN BİR SİSTEM FAİZ VE BANKACILIK:

İçkiye, zinaya, kürtaja, öpüşmeye yasak ve sınırlıma getiren hükümet;

Acaba emperyalist düzenin dişli canavarlarından mı korkuyor?

Madem ki Müslüman toplumuz:

Bilindiği gibi İslam’da faiz, toplum düzenini fesada uğratması nedeniyle diğer tüm günahlardan farklı bir konumda olup ayette Allah ve Resul’üne savaş ilanı olarak zikredilmiştir. Manifesto niteliğindeki son Veda hutbesinde faizin yasaklığı yanında cahiliyetten kalma bir adet olarak ayaklar altına alındığının vurgulanması da faizden kaçınmanın önemine işaret etmektedir. Faizin diğer en büyük günahlarla karşılaştırıldığı rivayetler de çok kişinin malumudur.

Günümüz küresel dünyasında faizin ekonomilerin temelini oluşturduğu bir hayatta İslam’ın faizli işlemlerin kapısını sımsıkı kapayacak tedbirleri getirmemesi düşünülemez.

Kısaca paradan para kazanmak diye açıklanan faizli işlemler tüm dinlerde olduğu gibi İslam’da da (hem de en şiddetli şekliyle) yasaklanmıştır.
Toplum düzenini fesada uğratan, yardımlaşma duygularını yok ederek sosyal ve ekonomik çöküntüleri beraberinde getiren, adaleti ortadan kaldırarak servetin mütemadiyen çok küçük bir azınlığa transferine yol açan bu toplumsal hastalığın tüm dünyayı hangi noktaya getirdiğini, koca koca ülkeleri borç batağına saplamasından anlıyoruz.

Artık ülke ekonomilerinin teker teker hangi maceralar ve kısa sürelerde iflasa sürüklenip batacağını izleyebileceğimiz döneme girildi denilebilir.
Dünya ayağa kalkmış durumda. İnsanlığın onurunu kurtarma, %1’e karşı %99’un direnişi adına dünyanın her yerinde insanlar bir şeylerin yapılması gerektiği konusunda hem fikir. Ancak olay nerede yanlış yaptık noktasına gelince teşhiste sorunlar olduğu açıkça gözleniyor. İnsanlar faizin borca dayalı dediğimiz sistemle nasıl günlük hayatın doğal bir parçası haline getirildiğini henüz kavramış değiller.

Henry Ford’a atfedilen “İyi ki toplumumuz bankacılık ve para sistemini” bilmiyor. Bilselerdi yarın sabah devrim olurdu.” sözlerinin üzerinden neredeyse 65 yıl geçti. 1971 yılında Nixon ile altına bağımlılıktan kurtulup küreselleşmeye başlayan bu dolar merkezli uluslararası para sistemi merkez bankaları aracılığıyla artık neredeyse dünyanın her yerinde vazgeçilmez paradigma haline getirildi.

Bu sistematik harekete karşı insanlığın değerlerini koruma adına en büyük tepkiyi göstermesi gerekenler faizin haramlığı nedeniyle dini çevreler ve kurumlardı. Ancak sistemi kavrayamadıklarından veya başka sebeplerle yeterli tepkiyi ve şuurlanmayı ortaya koyamadılar.
Hatta sorunun parçası oldular. Hıristiyan dünyasında faiz için kullanılan İngilizce’deki “usury” kelimesi daha olan cazip “interest” kelimesiyle, İslam Dünyasında ise “kâr payı” ile yer değiştirdi.

Neticede faiz içselleştirildi. Papalık bizzat faizin içerisinde yer alan bir kurum haline geldi. İslam Dünyasında ise İslam Bankacılığı veya katılım bankacılığı adı altında kısmi rezerv esaslı sistem küresel bankacılık güdümünde yürütülür” oldu.

Uzun süredir enflasyon oranında fazlalığın faiz olduğu konusunda Kutsal Metinlere referansla bir yazı yazmayı planlıyorduk. İhsan Eliaçık’ın, “Türkiye’de kurban kesme oranının %98, faizden kaçınma oranının ise %5 olduğu”nu belirttiği iddialarıyla başlayan süreçte İslam’da Kurban ve hayvan hakları noktasına getirilen yanlış tartışma zemininde bazı şeyler söylemek gerektiğinden yazının konusu kendiliğinden şekillenmiş oldu.
Önce sayın Eliaçık’ın iddiasıyla başlayalım. Twitter’dan kendisine istatistikleri nereden bulduğuna dair sorduğumuz soruya herhangi bir cevap alamamakla beraber yaptığımız küçük bir araştırmada konuyla ilgili bir çalışmaya rastladık. Türkiye’nin dindarlık haritasının çıkarıldığı bu çalışmada kurban kesme oranı %51.2 olarak belirlenmiş.

Diğer yandan faizden kaçınma konusunda bir çalışmaya rastlanamadı. Ancak yazılarımızı takip ederek borca dayalı para sistemi dediğimiz konuda az çok bilgi sahibi olanlar hemen cevabı verebilecektir. İnsanlar, sayın Eliaçık dahil olmak üzere fiat para dediğimiz kağıt parayı istisnasız kullandığına göre faizden kaçınma oranı %0 diyebiliriz. Zira bu sistemde üretilen her kâğıt para faiz temelli borca dayalı olarak üretilmektedir.
Bilindiği gibi İslam’da faiz, toplum düzenini fesada uğratması nedeniyle diğer tüm günahlardan farklı bir konumda olup ayette Allah ve Resul’üne savaş ilanı olarak zikredilmiştir. Manifesto niteliğindeki son Veda hutbesinde faizin yasaklığı yanında cahiliyetten kalma bir adet olarak ayaklar altına alındığının vurgulanması da faizden kaçınmanın önemine işaret etmektedir. Faizin diğer en büyük günahlarla karşılaştırıldığı rivayetler de çok kişinin malumudur.

Durum böyleyken günümüz küresel dünyasında faizin ekonomilerin temelini oluşturduğu bir hayatta İslam’ın faizli işlemlerin kapısını sımsıkı kapayacak tedbirleri getirmemesi düşünülemez.

Pekiyi! “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, hiçbir kimse faiz yemekten kurtulamayacaktır. Kişi düpedüz faiz almasa da, faizin tozu ona erişecektir.” şeklindeki mucizevi hadise karşın Müslümanların tavrına ne demeli? Hadis, küresel hale getirilen paranın üretilme yöntemi sayesinde, kullandığımız fiat paranın içine düştüğü içler acısı durumu göstermektedir.

Yukarıdaki hadiste bahsedildiği üzere özellikle halkı Müslüman olan ülkelerde günümüzdeki faizli alışverişlerin ve bankacılığın bu denli yaygınlaşması karşısında İslam bilginleri/ilahiyatçılar üzerlerine düşen görevi yeterince yerine getirip/getirmediklerini başta kendi vicdanlarına sormalılar.
Gelelim enflasyon konusunda fazlalığın faiz olmadığı yönündeki fetvaya. Konuyla ilgili benzer düşünen pek çok ilahiyatçının çıkış noktası olarak Prof. Hayrettin Karaman’ın görüşünü esas alması nedeniyle ilgili fetvayı olduğu gibi nakletmeyi uygun bulduk:

“Soru:

Enflasyon oranında faiz helal midir? Yoksa faiz yerine altın, döviz vs.mi alınmalı?

Cevap:

Faiz olursa, oran ne olursa olsun helal olmaz. Enflasyon oranında fazlalık faiz değildir. Mesela birine yüz lira ödünç verseniz, alt ay sonra enflasyon yüzde otuz olduğu için 130 lira alsanız bu otuz liralık rakkam fazlalığı faiz değildir, alt ay önce verdiğiniz paranın -satın alma gücü bakımından- eşit karşılığıdır. Bu böyle olmakla beraber faizcilik yapan bankalara para yatırarak buradan enflasyon oranında faiz almak caiz olmaz; çünkü: a) Bu bankalar sizden aldıkları parayı reel (enflasyon oranından fazla) faizle satmak suretiyle para kazanmakta ve size de o paradan ödeme yapmaktadırlar. b) Bankaya para yatırmak bir akit yapmaktır; bu akit, faizli para alım satım aktidir, sonunda kâr da olsa zarar da olsa yapılan akit faizli akit olduğu için İslam’a göre meşru değildir.

Elinizde para var da bunu meşru yoldan nemalandıramıyorsanız Özel Finans Kurumlarına yatırabilirsiniz.”

Enflasyon oranında fazlalık faizdir

Öncelikle yukarıdaki verilen hükmün Kuran ve hadis gibi kutsal metinlerle delillendirilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu belirtmek gerekiyor.
Yukarıdaki metin dikkatlice incelendiğinde önemli bir olgu olarak enflasyon karşımıza çıkmaktadır. Prof. Hayrettin Karaman’ın ekonomideki paranın zaman değeri safsatası ile evrenselleştirilen BDPS sonucu ortaya çıkan enflasyona haklı itirazı neticesi başlayan sorgulama yanlış bir hükümle son bulmaktadır.

Yanlış bir hüküm diyoruz zira hadislerin genelindeki tavsiye ve uygulamalara bakıldığında enflasyon paranın değerini kaybettirse bile söz konusu fazlalığın faiz olup bu tür alışverişin caiz olmadığı açıkça beyan ediliyor. Konuyla ilgili çok sayıda hadisten sadece birkaç örnek.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER