Isparta’da adam gibi bir adam arıyoruz. Geçmişini incelediğim Nuri UZAKTAŞ Isparta’nın merkezi mahallelerinden Sermet Dede Türbesinin hemen yanındaki hanenin çocuğudur. Dışarıdan ithal falan değildir. Hani söylüyorlar ya Ispartalı değil Antalyalı, İstanbullu, İzmirli, Ankaralı, Diyarbakırlı diye.
Milletvekillerimizi dahi vatandaşlarımız bir kaba koyarak ithal adam istemiyoruz dediler. Mehmet Aybatılı geçtiğimiz belediye seçimleri öncesi öyle dedi. Ziya Günaydın’ı Antalya’ya, Hasan Balaban’ı geldiği yer olan İstanbul’a göndereceğiz demişti. Şimdi ise Isparta’nın göbeğinden lise tahsilini imam hatipte yapmış, üniversite tahsilini siyasal bilgiler fakültesinde yapmış. Aynı zamanda mühendis iş adamıdır. Adam gibi bir adam diyebiliriz. Ancak artistik hareketlerle, dış görünümlerle insana hoş görünüm olmayabilir. Bize lazım olan kafa içerisindeki beynidir. İş yapacak adam arıyoruz. İnsan krizinde böyle bir ahlaken mazlup bir şahsiyetin olması Isparta için iyi bir şanstır. Kendisini tanımıyorum o da beni tanımaz. Burada ona bir parti adamı olarak bakmıyoruz. Futbol takımı tutar gibi renk görüşümüzde yoktur. Isparta’yı Isparta yapacak bir başkan arıyoruz.
İnşaat mühendisi, makine mühendisi, elektrik mühendisi gibi pek çok mühendislikler icat ettik. Cansız dediğimiz maddeleri adeta canlı duruma getirdik. Gökdelen binalar, elektronik beyinler, suni organlar yaptık. Maddeyi en ileri noktalara götürdük. Bir de baktık ki insan, çok gerilerde kalmış.
İki asırdır baş döndürücü bir hızla maddeye hizmet ederken; meyhanelerde çürüyen, kumarhanelerde unutulan, genelevlerde satılan, sokaklarda dövülen insanların olduğunu yeni yeni anlayıp, insanın yardımına koşmayı akıl edebildik.
Yüzlerce, belki binlerce şey icat edildi. Her icat insanlığın faydasına olsun diye yapıldı. Fakat her icattan az çok insanlar zarar gördü. Buna rağmen yeni icatlar peşinde koşuluyor. Amma artık en büyük icadımız insanlığın keşfi olacaktır!
İnsanlığını kaybeden, ah’lar tuh’lar içinde kıvranan, inleyen, ağlayan insanlara eczanelerin dışında yeni ilaçlar bulmak; kırık gönülleri tamir etmek, ümitsize ümit vermek, aldanmışlara vefa merhemi sürmek insan mühendislerinin vazifesi olacaktır.
Aradığını bulamayan, bulduğundan memnun olmayan, pişmanlık ateşiyle dolanan insanlar; feryat ve figandan öteye geçmeyen şarkı ve türkülerle, içine düştükleri kötü durumları içler acısı manalarla izaha çalışmaktadır. Şehvet hamurundan yapılan putlar ve putlara kurban edilenler, insanlık mühendisleri tarafından kurtarılacaktır.
Nasıl ki her makine mühendisi makine yapan değilse… İnsan denilen en mükemmel makinaların da mühendisi Allah’tır. İnsan denilen makinalar, kendi iradeleriyle hareket edebildikleri için, ekseriyede iyiyi değil kötüyü seçti. Üzüm ve arpa gibi gıdalardan içki yapıp, sarhoşluk felaketine düştü. Allah’ın verdiği aklı, ilim masalarında değil kumar masalarında kullandı. Allah’ın emrettiği nikahlı evliliği terk edip, kediler gibi nikahsız evlendi, hayvanlaştı.
Bunun için insan mühendisliği kurulmalıdır.
3000 metre yerin altından petrol çıkaran, sentetik ipliklerle, güzel eşyalar yapan insan, insanlığını 3000 metre yerin altına gömmüş gibi dehşet salmaktadır.
Göğe uçan insan, yerde belalardan bela beğenmek zorundadır.
Tarih en medeni devirlerini yaşamamıza rağmen, hayatı beğenmeyip intihar edenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.
Hastanelerin, hapishanelerin sayısı öyle arttı ki, her aileden en az bir kişi, buralarda yatmaktadır.
Heyecanını yitirmiş, ümitleri pörsümüş, inançları yön değiştirmiş, cesareti yok olmuş bir Türk milleti görüyoruz.





















YORUMLAR