Olanları herkes kendine göre, zamana ve zemine göre değerlendirir. 27 Mayıs’tan, 28 Şubat’a kadar ve hatta Ergenekon-Balyoz’a kadar ihtilal ve muhtıraların tümünü askerlere yıkan siyasilere sormak lazım; İyi de siz sivillerin hiç mi günahı yoktu. Tabi ki onlar “biz ne yaptık ki” diyecekler. En güzel ve asıl cevapta burada yatmakta. Hepsi siz bir şey yapmadığınız için oldu. Madem devrim dediler, ihtilal dediler açık yüreklilikle, asil duruşla neden bir şey yapmadınız, tankların önüne yatmadınız?… Bence bunların hepsi kurulu bir düzenin, önceden yazılmış kader gibi bir tarihin sahneye konmasından başka bir şey değildi.
Ortada ya bir yalan var, bir değil belki de binlerce yalan var. Ya da milletin anlayamadığı bazılarına göre derin devlet, bazılarına göre asker vesayetinden kurtulma çabaları, kimine göre rövanşı alma mücadelesi, kimine göre laik cumhuriyeti yıkma. Sonuçta, iktidarda olanları ya askerler uzaklaştırmış. Ya muhtıra verip ihtar çekmişler. Şimdiki iktidar geçmişte ne olmuşsa hepsini ortaya dökmüş kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyor. Bu işin nereye gideceği, kime dokunacağı hiç belli mi? Değil.
Ülkede siyasi dengeler o kadar kaygan hale geldi ki, kimin eli kimin cebinde olacak misali geçmişte görev yapmış her kim varsa, cumhurbaşkanından – odacısına kadar kim varsa suçlu. Abdullah Gül ‘de suçlu. Cemil Çiçek’de suçlu. Onlara oy veren halk bile suçlu. Yazılandan çizilenden anlaşılan bu. Geçmiş dönemlerin gazetelerine şöyle bir göz atın. Görürsünüz ki bu günkü gibi o günlerde de ne yapılmışsa kanunlar çerçevesinde yapıldığıdır. Bu yapılanların yine yazar ve çizerlerle o devirde de desteklendiğidir. Poh pohlamalarla; Aslansın, kaplansın, kim tutar seni diye birilerinin çıkmaz yollara sürüklendiğidir. Askeri darbelerin alkışlanıp, tekrar eski düzenini bulanların şapka salladığı, iki anahtar dağıtıldığı günlerdeki siyasetçileri yere göğe sığdıramayanların bugün de aynı şeyi yaptığıdır.
Bence eskisinden hiç bir şey değişmedi. Aynı hamam, aynı tas ama bu kez hamamcı ve müşterileri değişmiş sadece. Evet, bir şeylerle artık yüzleşmemiz lazım. Geçmişi deşeleyenler önce kendileri ile yüzleşmek zorundadırlar. Bir intikam coşkusuna kapılarak “yağlı kazığa oturtmak” tan bahsetmek temeline kurulu düşünceniz varsa geçmiş yargılanmıyor. Yanlış yapıldı denilen şeylerin hukuk devleti geleneklerine uymayan yöntemlerle intikam duygusuna kapılanlara kulak asmak, desteğine ihtiyaç duymak çok tehlikeli bir gidiş değil mi sizce de? Varsa utanılacak bir durum: Askerlede, sivillerde hataları millette “özür” dileyerek yapmalıdırlar.
Bu koronun şefi de 9.Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel olduğu söyleniyor. Allah gecinden versin Süleyman Demirel ölmüş olsaydı; bugün anıt mezar yaptırılmayacak mıydı? Hem de Devlet töreni ile mezara defnedilmeyecek miydi? Amaaa sonrada suçlu bulunsaydı, mezarı yıkılacak mıydı? Çok garip işler bunlar. 12 Eylül cuntasının, diktasının kanunlarını uygulayanlar nerde yatıyorlar? Bizans yıkılırken meleklerin kanatlarından konuşanlar vatanlarının ayağının altından kaydığını bile göremediler. Bence birileri bu ülkeyi bölmeye çalışırken; Birileri de suçlu suçsuz tuttuğunu silkelemeye çalışıyor. Her ne olursa olsun; Demirel’in yüreksizliğini hizmetlerinin silgisi yapanlar başlarını öne eğip bir daha düşünmek zorundadır.
Çünkü; S.Demirel Bu ülkenin Cumhuriyet dönemindeki yetiştirmiş olduğu en büyük 2.büyük lideridir. %50 oy almamıştır ama bu halkın %99’unun Cumhurbaşkanı olabilmiştir. Dış güçlerin etki ve baskısı ile gelen giden T.C. Devletinin temelini yıkmak istemiştir. Bunların içinde askerde sivilde vardır, gizli menfaatler uğruna,makam, mevki, küçük hesaplar veya hesaplaşmalar, inatlaşmalar ve yetkiler kötüye kullanılmış kişiler neticesinde yapılan bunca darbelere verilen mektup ve muhtıralara rağmen temel yıkılmamış sapa sağlam ayakta kalmıştır. Günümüzde bir bina ; değil darbe, hafif bir depremde hemen yıkılmaktadır. Bir çok Anıt mezar yapılmış içimizde bir Süleyman kaldı vicdana müracaat edilirse. O’da mağdur olmuş, altı kez gitmiş, yedi kez gelmiştir. Bunlar inkar edilemez gerçeklerdir.
Bence oda anıt mezarı hak etmiştir. Cumhuriyetin temellerinin kimse tarafından yıkılamayışının birincil sebebi ilahi olsa da; ikincil sebebi de Cumhuriyetin kuruluşunda bu kadar sağlam ve muhkem çimento, demirin velhasıl bu harcın nerede nasıl bulunduğunu düşünürseniz yeterli olacaktır. Çünkü bu temelde çok canlar gitmiş, çok kanlar akmış, çok insanlar acı çekmiş, sakat kalmıştır.





















YORUMLAR