Dün Türkiye genelinde yapılan Milli Savunma Üniversitesi sınavı sonrası Isparta’da yaşanan tabloyu görünce insan şunu düşünüyor:

MSÜ adayları askeri disipline hazır mı bilmiyoruz ama SDÜ yerleşkesinden çıkabilenler kesin “sabır eğitimi”ni tamamladı.

Sınav üç saat sürdü.
Çıkış neredeyse bir saat.

Yer: Süleyman Demirel Üniversitesi kampüsü.
Sebep: Dar yollar, hatalı parklar ve herkesin aynı anda kontağa basması.

Emniyet, trafik polisi görevdeydi.
Ama polis ne yapsın? Yol bir şerit, park eden iki şerit, bekleyen üç şerit… Matematik bile bu manzaraya direnemedi.

Bu sınava giren gençlerin çoğu aslında kendini denemek için geliyor. Önümüzde üniversite sınavı var; çocuklar prova yapıyor. Fakat kampüs çıkışı tam anlamıyla canlı trafik simülasyonuna dönüştü.

Bir saat boyunca aynı noktada bekleyen sürücülerin yüz ifadeleri incelense, psikoloji bölümlerine tez konusu çıkar. Korna sesleri eşliğinde milli birlik ve beraberlik sağlandı.

Oysa iki saat mesafedeki Akdeniz Üniversitesi kampüsüne bakın: geniş yollar, planlı akış, sınav çıkışlarında kriz değil koordinasyon. Demek ki olabiliyormuş.

Peki SDÜ’de alan mı yok? Var.
Genişletme imkanı mı yok? Var.

Ama geniş yol yok.

Demek ki mesele metrekare değil, planlama.

On binlerce öğrencisi olan bir üniversite sınav organizasyonu yapabiliyor ama çıkış organizasyonu yapamıyorsa, orada bir eksik vardır. Sınav üç saat sürüyor, çıkış planı üç dakika düşünülmemiş gibi duruyor.

İnsan ister istemez soruyor:
Bu kampüste planlama birimi var mı? Varsa, yoğunluk senaryosu hiç mi çalışılmadı?

Her yıl artan araç sayısı, her dönem binlerce yeni öğrenci… Ama aynı dar yollar.

Asfalt torpille dökülmüyor olabilir ama vizyon da kendiliğinden genişlemiyor.

Kimseyi zan altında bırakmak değil derdimiz. Fakat şehir konuşuyor. “Üniversiteler akraba çiftliğine dönmüş” diyenlerin sayısı az değil. Bu iddiaların en iyi cevabı lafla değil, icraatla verilir.

Yol yapmak için füze teknolojisi gerekmiyor.
Sınav günleri için alternatif çıkış planı oluşturmak da devrim sayılmaz.

Gençler askeri disipline hazırlanıyor.
Biz ise kampüs içinde trafik disiplinini kuramıyoruz.

Şehir büyüyor. Üniversite büyüyor. Araç sayısı artıyor.
Ama planlama aynı kalıyorsa sorun asfalt değil, bakış açısıdır.

Sınav bitti.
Gençler çıktı.
Trafik kilitlendi.

Ve soru hala ortada:

Bu şehir geleceğe göre mi planlanacak,
Yoksa “idare eder” anlayışıyla mı yönetilecek?