Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gonca Anıl
Gonca Anıl

ŞİKAYETÇİYİZ

“Arabam yok sürekli yürümekten şikayetçiyim.”

“Ayaklarım felçli, yürüyememekten şikayetçiyim.”

“Yarın pazartesi iş var, işe gitmekten ve çalışmaktan şikayetçiyim.”

“Yarın pazartesi, gidecek bir işim yok, işsizlikten ve çalışamamaktan şikayetçiyim.”

“Evliyim, çok sıkıldım bu adamdan, evlilikten şikayetçiyim.”

“Bekarım, çok yalnızım, evlenememekten şikayetçiyim.”

“Karnım çok doydu, yine çok yedim, bu kiloları verememekten şikayetçiyim.”

“Karnım çok aç, yine yemeğim yok, bir lokma ekmek bulamamaktan şikayetçiyim.”

“Evim çok dar, 2 oda 1 salon sığamıyoruz çocuklarla, evimin küçüklüğünden şikayetçiyim.”

“Evsizim, sokaktayım, bir göz odaya razıyım, evsizlikten şikayetçiyim.”

Hepimiz şikayetçiyiz, her şeyden ama her şeyden… Sahip olsak da şikayet ediyoruz, sahip olamasak da… O halde ne önemi kaldı sahip olduklarımızın?

Hayat nasıl bir tezatlarla dolu ki, her anımız şikayetlerle dolu… Şikayet yani bulunduğu halden hoşnutsuzluk durumu. Ne varlıkla yetiniyor, ne sahip olduklarımıza seviniyoruz. Hep bir eksiğimiz, hep olamadığımız ya da yapamadıklarımız çıkıyor karşımıza…

Hep daha güzel olmalıydık, daha uzun boylu, daha ince…

Hep daha güzel ayakkabılarımız olmalı, daha parlak bileziklerimiz…

Bugün vitrinde gördüklerimiz hep dün aldıklarımızdan daha güzel…

Aldığımız mavi elbisenin sarısı her zaman daha güzel duruyor o tanımadığımız kadının üstünde, biz de o renkten almalıydık.

Artık yüz metrekareye bile sığamayan yaşamlarımız, yüz seksen metrekarelerden bile taşar oldu. Eskiden büyükbaba, büyükannelerle kalabalıklaşan çok çocuklu dar evlere nice büyük mutluluklar sığarken, şimdi gittikçe çekirdekleşen halimizle büyük evlerde, küçük mutlulukları bile arar olduk…

Büyüdükçe büyüyor ihtiyaçlar, maaşlar artıyor ama huzur eksiliyor hayatımızdan… Daha fazla kazanmak için daha çok çalışıyor, çalışmaktan kalan dar zamanlarda da maddiyatla yorduğumuz, kırık dökük hayatımızı ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Pahalı doktorlara gidiyor, bir kuru kahve falına tonlarca para veriyoruz ama nafile gelmiyor yaşanan zamanlar geri…

Hep şikayet ediyoruz, sahip olsak da olamasak da, o halde ne farkı kaldı varlığın yokluktan?

Sahip olduklarımız bize ebediyen ait değil ki, neden şikayetlerimizle daha da eksiltiyoruz kendimizi?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER