Bu gün adı ‘’Krioneri’’olan , Yunanistanın Preveze iline bağlı Adriyatik kıyısında PARGA ilçesinde doğan İbrahim’e, (tarihçi Hammere ve Ali ye göre) Rum asıllı olduğu için kendisine ‘Frenk İbrahim paşa’ve ‘Gavur İbrahim Paşa’ denilmiştir.
Küçük yaşta Manisa Sancağına ‘KÖLE’ olarak getirilen İbrahim, çocukluk ve gençlik yıllarını Şehzade Süleyman’ın yanında geçirir.
Şehzade Süleyman 1520 de ‘Sultan Süleyman Han’adıyla padişah olunca kölesini Topkapı Sarayına yanına alır,’Hasodabaşı (genel sekreter)’tayin eder.
Hasodabaşı, hazarda ve seferde daima Padişahın en yakınında bulunur. Padişahın yanında birçok seferlere katılırdı. Pir Mehmet paşanın Sadrazamlıktan azli üzerine temayüllere aykırı olarak 1523 de Sadrazamlığa (başbakanlık) atanır. Hilat(kaftan) giydirilir, Paşa rütbesi verilir, ilave olarak Rumeli Beylerbeyi yapılır. Maaşlara zam yapmak, bağışlamak, Hükümdarlık yetkisi hariç devlet işlerinde tam serbestlik yetkisi ve ‘Seraskerlik’berat’ıda verilir. Kanunı’nin kız kardeşi Hatice Sultanla evlenerek saraya ‘Damat’ olur.
Kral Ferdinand’ın elçilerini kabul eden İbrahim Paşa,onlara ’’Bu büyük devleti idare eden benim,her ne yaparsam yapılmış olarak kalır, zira kudret benim elimdedir. Memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim, verdiğim verilmiş ret ettiğim ret edilmiş sayılır. Büyük Padişah bir şey ihsan ettiği zaman bile onun kararını tasdik etmeyecek olursam gerçekleşmez.. Çünkü her şey,harp,sulh,servet ve kuvvet benim elimdedir’’demiştir.
Bu konuşmadan sonra ,’’Makbul İbrahim Paşa’’adını aldı.1536 ölümüne kadar 13 senelik Başbakanlığı süresinde,bir hükümdar gibi istediğini yapar.Elçiler’ in kabulu,anlaşmaların imzalaması gibi etkinliklerde kişisel gücünü öne çıkarır. Mısır seferi, Mohaç zaferi, Barbaros Hayretine Cezayir beylerbeyliği verilmesi, Safevi İran ve Irak zaferlerinin kazanılması gibi büyük hizmetleri dokundu.
(Hürrem Sultan)
Veziri azam (başveki,başbakan) İbrahim Paşa ,kendisine verilen bu yetkileri zamanla kötüye kullandı. Olama Han’ın teşvikiyle Seraskerlik unvanına sultanlık sıfatını ekleyerek Irak seferinde padişah adına sadrazamlık mührü bastığı (imzaladığı) fermanda unvanını ‘Serasker Sultan’’diye yazdırır. Ordugahta tellallar vasıtasıyla ‘Serasker Sultan’’diye ilanlar yaptırır.
Defterdar İskender çelebi bu ünvanlara karşı çıkınca, Defterdarı astırması Padişahı çok üzer fakat eniştesi Damat İbrahim’e ses çıkarmaz. Macar seferinden sonra Avusturya imparatoru elçisiyle, İstanbul anlaşmasını imzalaması sonrası,yabancı sefirler sadrazam’a’’Muhteşem İbrahim’’demeye başlarlar.
Ölümünde, Kanuni’nin eşi Hürrem’Sultan ve Defterdar İskender Çelebinin etkisi olduğu belirtilmektedir.Fakat asıl ölüm sebebi, iktidar sarhoşluğuna ait pervasız tavrıdır. İktidar hırsı ve ülkeyi kendisinin yönettiğini söylemesi ölüm fermanını hazırlamıştır.
Gelibolulu Ali, Künhül ahbar (1541-1600)adlı eserinde İbrahim Paşa’nın ,padişahın çocukluk arkadaşı olduğu aralarında her türlü latifenin (şaka) yapıldığı, satranç oynarken yanlış hamle den dolayı Padişaha (Kanuniye) ‘’BRE TÜRK’’dediği, bu hitabın biraz küçümseme gibi’’beceremedin, yapamadın, aklın ermedi’’anlamına geldiği dolayısıyla Kanuni’nin’ ’İBRAHİM, BENİM ATALARIM TÜRKİSTAN’DAN GELME, BEN TÜRK’ÜM, BİR DAHA BUNU DEME’’diye uyardığını anlatır.
Gelibolulu kitabında,1536 ramazanında Kanuni, eniştesini iftara davet eder.’’o gece de beraber iftar etmişler. Yine İbrahim paşa ‘BRE TÜRK’ deyice (küçümser gibi) çok içerlemiş, ama bir şey dememiş, bir daha üstelememiş, gece odasına çekilince Cellatlar odaya girmiş. Ertesi gün boğulmuş cesedi Saray Burnunda bulunmuş’’ olduğunu yazar. Hanedan üyesi olduğu için kanı yere akıtmadan boğularak öldürülür. Öldürülmesinden dolayı ‘Maktül İbrahim Paşa’denilmeye başlanır.
Tarihçi Uzunçarşılı’da ‘İbrahim Paşanın ölümünde ‘SERASKER’’ünvanının zahiri olduğu esas sebebin Hürrem Sultanın oğlu Beyazıt’ı tahta çıkarmak için kurduğu tuzağın sebep olduğunu yazar. Ayrıca Kanuni’nin büyük oğlu Sultan Mustafa’nın tahta çıkmasını önlemek için, Hürem Sultanın oyunlarının kurbanı olduğunu notunu düşer. Uzun çarşılı , İbrahim Paşa’nın ’Bre Türk’diye Kanuni’ye ve Türklüğe hakareti katline (öldürülmesine) giden süreci hızlandırdığını, bardağı taşıran son damla olduğunu yazar.
Venedik elçisine göre İbrahim Paşa;’Ufak tefek,zayıf sultanın en yakın danışman idi.Sultana çok sadık idi, Sultanın annesi ve karısı kendisine karşı gelmezdi. Farsça, İtalyanca, Rumca Sırpça,bilirdi. Müziğe düşkün, sanat sever, coğrafya, tarih sever(özellikle harp tarihi), Avrupa’yı çok yakından takip eder, bilgisini Padişaha hissettirmekten de geri kalmayan bir devlet adamıydı.
Genel kanaat: Pargalı’nın yönetimde çok etkin olduğu, karar aşamasında tam bir yetkili olduğu,kendisine resmen ,sahip olduğu yetkilerin ilerisinde konum biçtiği şeklindedir. Pargalı, Frenk, Gavur, Damat, Makbul ve maktul İbrahim Paşa: bu pervasızlığının ve makam hırsı’nın bedelini hayatıyla ödemiştir.





















YORUMLAR