Dünyanın dört bir yanında insanlar kuyruğa giriyor… Ama altın almak için değil, satmak için! Bizde? Kuyruk yine var. Ama gram altın düşmüş, “fırsat kaçmaz” diye millet kuyumcu önünde nöbette.
Altın düşmüş mü? Aman düşsün… Bizde mantık basit: Ucuzken al, daha da düşerse “nasip değilmiş” de, yükselince de “ben demiştim” diye hava at.
21 Ekim’de altın yüzde 6 düştü. Pandemiden bu yana en sert düşüş. İnsanlar şaşkın: “Altının da düşeni mi olurmuş?”
Ama kimin umurunda biz altını emtia değil, duygusal bağ nesnesi olarak seviyoruz. Bizim için gram altın yatırım değil; nişan bohçası mühim, düğünde bilezik saydırmak hayat memat meselesi.
Ama şu gerçeği bir türlü kabul etmiyoruz: Altın yenmiyor, ekmek yerine sürülmüyor, elektriğe takıp çalıştırılmıyor. Baktığında ne? Altın, bir metal. Elmas da öyle, gümüş de… Dünyanın en değerli şeyleri hala yenmeyen, içilmeyen, ısıtmayan şeyler.
Peki neden dünya satıyor, biz alıyoruz? Çünkü Avrupalı altına umut bağlamıyor, Türk altına duygu bağlıyor. Onlara göre altın “kriz metali”. Bizdeyse “kayınço yarın evlenirse lazım olur metali.”
Bir de şu var: Altın düşerken satan dünya, altın düşerken alan Türkiye… Gerçekten ekonomi bilimi değil, tam olarak kayınvalideler bilimi. “Al kızım, altın düşmüşken al. Sen bakma Amerikalıya… Bunlar anlamaz.”
Ama bence asıl mesele başka: Biz altını servet değil, güvensizlik sigortası olarak saklıyoruz. Bankaya güven yok, dolara ve borsaya kızgınız, kriptoya tövbeliyiz. Ne kaldı? Altın. Yani altına inanmıyoruz aslında; sisteme güvenmiyoruz.
Altın düşmüş, altın çıkmış… Altının değeri aslında sandığımız gibi değil. Altın sadece parlak bir metal. Değer dediğin; güvenle, bilimle, üretimle, teknolojiyle oluyor. Apple, Tesla, Baykar, yapay zeka… Bunlar değer. Altın? Madenden çıkar, takıya döner, kasada yatar. Hepsi bu.
Ama yine de biz altın almaya devam edeceğiz. Çünkü biz bu ülkede, krizden ziyade alışkanlık biriktiriyoruz. Ama gelin görün ki, gerçek yatırım altın değil; toprak, tarla, bahçe! Altın gibi parlamaz ama sizi aç bırakmaz. En azından onu ekemezseniz bile değeri hala yerinde durur, belki biraz çapa yaparsınız; hem karnınızı doyurur, hem cebinizi yakmaz. Altın gibi parmak arası kayıp gitmez, düşüp “yok olmuş” derken kafanızı kaşımanıza gerek kalmaz.





















YORUMLAR