ÇALIKLI ;Doğu Makedonya’nın en doğusunda 40 haneli, fakir mi fakir garip mi garip bir köy. Bizim Sütçülerin yukarı yaylabel (kartoz) köyü’ne coğrafya olarak çok benziyor.Kış oldukça çetin geçiyor buralarda. Hayat şartları zor, suyu az, elektrik pahalı, gelirleri mi? onu sormayın. . .
Köyün yolu ise şehre 150 km,en yakın kasabaya ise uzak mı uzak. Yol bir taksinin sığabileceği kadar dar virajlı ve dik yokuş. Yüksek bir dağ yamacına yaslanmış,çalıların içinde, gitmesi zor, gelmesi zor bir köy.
Köy meydanı pislik içine, adeta çöplük ,namaz kılacak cami yok, imam yok, ahali Müslüman ama apdest alacak su yok,su olsa bile Müslümanlığın şartlarını bilen yok. Köy adeta terkedilmiş hissi veriyor insanlara. Devlet buralara hiç uğramamış, unutulmuş.Yer yer yıkık ve kullanılmayan evler görürsünüz sokaklarda.sokak kenarına yazılmış bir yazı gözüme ilişti bu gittiğimde.”BURALARDAN GİDER OLDUK,KALANLARA SELAM OLSUN”.Yani göç ,buraların kaderi olmuş,giden gitmiş dönmemiş birdaha,dönememiş. İnsanları güleç yüzlü, yılların zulmü ve baskısı altında ezildiği belli fakat gururlu, başı dik,yüreği sağlam. Karaman vilayetimizden gelen yörükler 700 sene önce yurt tutmuşlar buraları.Koyun,keçi,sığır güdüyor,tütün yetiştiriyorlar. Köy Müslüman ama, Müslümanlığı bilen yok,yaşayan yok, yokların çok olduğu, varların az olduğu bir köy.
Diyanat İşleri Başkanlığı Kadri Hocayı Makedonya’nın Çalıklı köyüne İmam olarak tayin edince, Makedonya hakkında benden bilgi almak için işyerime geldiğinde tanıdım Kadri hocayı. Temiz giyimli,temiz yüzlü, güzel ,tane tane,yavaşca konuşan,kısaya yakın boyuyla önceleri bana sıradan imamlardan biri gibi gelmişti. İstediği bilgileri ona verdim. Bana veda ederek, Makedonya’nın Çalıklı köyüne görevine hareket etti.
Aradan 2,5 yıl geçti,bir vesile için Kadri hocayı, Makedonya’nın Çalıklı köyüne ziyaretine gittim. Gördüğüm manzara karşısında adeta şaşkına döndüm.Kadri hoca köye gelir gelmez işe koyulmuş anlaşılan. Çalıklı köyünü önce tanıyamadım,sanki köy yeniden inşa edilmiş, çevreden göç alarak büyümüş, evler yapılmış ,iki buçuk sene önceki gördüğüm GÖÇ VEREN KÖY gitmiş yerine güzel mi güzel,GÖÇ ALAN bir köy gelmiş. Meydan çöp yığını,sokaklar pislik içindeyken, tertemiz olmuş. Köyün ortasına güzel bir mescit yapılmış, çevresi düzenlenmiş,çeşmeler yapılmış,insanlar abdest almakta ve cami minaresinden yanık yanık ezan sesleri duyulmakta.İki buçuk yıl öncesi hiç cemaati olmayan Cami, insanlarla dolup taşmakta. Köyün üst tarafına imam lojmanı, okulun yanına kur’an kursu yapılmış, ilk öğretim okuluna iki adet sınıf ilave edilmiş.
Bir insan tek başına bir köyü nasıl bu kadar değiştirebilir? diye düşündüm. Kadri Hoca, anlaşılan evinden camiye,camiden eve giden imamlardan olmamış bu evladı fatihan diyarında.Komşu köylere bile giderek cenaze nasıl kaldırılır,namazı nasıl kılınır, bizzat tatbik ederek insanlara öğretmiş. Ramazanda oruç tutulması,kadın ve kız çocuklarına dini bilgileri hiç bıkmadan değerli eşiyle beraber öğretmiş. Kurban nedir,nasıl kesilir, namaz nasıl kılınır, abdest nasıl alınır, haram helal nedir,kul hakkı nedir öğretmiş.Kadir Hoca gelmeden dini bilgileri hiç olmayan kız ve erkek çocukları özellikle kurs vererek ilahi guruplar kurmuş,anne ve babaların gönüllerini kazanmış. .
Kendi köyü yetmemiş gibi ,(Dedeli Gökçeli,Doyran,Bahçe bozu gibi ,)yakın köylere’de verdiği bu güzel hizmetler takdire şayan olmalı.Mecbur olmadığı halde insanlara gece demeden gündüz demeden hizmet veren bu hemşerimize hayranlığım daha da artmıştı. Ispartalı birkaç arkadaşımla birlikte köye ziyaretimiz sebebiyle bizlere küçük bir tören düzenlemiş Kadri hoca. Törende ,köyün küçük çocuklarından ilahi gurubu kurmuş, bizlere ilahiler okudular.dini bilgilerden oluşan, konuşma ve tiyatrolar oynadılar. Kıt gelirleriyle kurdukları çocuk mehter gurubu bizlere mehter marşları çaldılar,mehter oyunları oynadılar. Köye seralar kurulmuş, sebze yetişiyor, tarlaların hepsi ekilmiş ürün dolu. İnsanlar mutlu ve memnun, Kadri hocalarını çok seviyorlar. İdealist bir insanın yoklukta bile neler yapabileceğini gözlerimizle şahit olduk.
Atalarımız ne güzel söylemişler; bir nal bir at kurtarır,bir at bir süvari kurtarır, bir süvari bir birliği kurtarır, bir birlik bir orduyu kurtarır, bir ordu bir ülkeyi kurtarır demişler.Oturduğumuz yerden bol bol konuşuyoruz, sabah akşam kıymetli vaktimizi boşa geçiriyoruz.. Akşama kadar Allah için, milletimiz için ne yaptığımızı sorgulamıyoruz.. Veya kahvelerde vakit öldürüyoruz. Allah’ın bizlere yarın ÖMRÜN DE İNSANLAR İÇİN NE YAPTIN dediğinde ne cevap vereceğimizi düşünmüyoruz.Yarın çok geç olabilir.Bu gün koşan ayaklar yarın koşamaz olur,bu gün varlıklarımız yarın yokluk olabilir.Karanlığa küfür etmeyelim,.
BİR MUM’DA BİZ YAKALIM, KARANLIKLAR AYDINLANSIN. Onlarca yıldır bilmediğimiz,var olduklarını bile hayal edemediğimiz,bizlere unutturulmak istenen bu soydaşlarımıza gidelim,Bizleri bekleyen bu güzel insanlara gidelim. Oralarda bir yerlerde, Müslüman Türk kardeşlerimizin bizleri büyük umutlarla beklediğini ve bizlere çok ihtiyaçları olduklarını unutmayalım.Fırsat elden gitmeden, Güzel sözlerle gönülleri , kalpleri fethe gidelim.
Yazımızı üstat Necip Fazılın sözleriyle iyilikle bitirelim.
,
Gideriz gideriz nur izli yolda gideriz
Taş bağırda,sular dizde gideriz.
Bir gün akşam olur biz de gideriz.
Kalır dudaklarda şarkımız bizim.





















YORUMLAR