Hep alıştırmışız kendimizi olumsuzluklara ya da eleştiri kültürüne. Tabii ki bu bir kültür olabilir mi emin değilim ama öylesine bağladım.
Etrafımızda olup-bitenler için umarsızlarımızda var duyarlılarımız da. Ama o umarsız görünenlerin bile bir fikri var. Değer bulmayacağını düşündüklerinden mi, etkili olamayacaklarından mı, kimsenin kendilerini dikkate almayacağını düşündüklerinden mi bilinmez, sessiz kalırlar. Anca dost meclislerinde konuşur ama sırf eleştiri üzerine kurulu cümleler dile getirirler.
Neye benzer bu bilir misiniz? Adam yıllarca devlete hizmet etmiş, zamanı gelince emekli olmuş, torun-topalak büyütüyordur. Artık dünyasının ekseni belli.. Yeni düzenlemeler-yasal yenilemeler ilgi alanında değildir. Ama konuşma başladı mı; o, kendi yıllarındaki uygulamalarla sınırlıdır ve sürekli eskinin iyiliklerindedir. Duyduklarının etkisinde ve yanlışlarındadır. Değişimin gereği ve yararlılıkları ilgi alanına halâ girmez ve dinlemez de..
Emekli şehri olma eğilimi hızla artan ilimizde de maalesef emekliler kendi potansiyel güçlerini siyasette kullanma eğiliminde. Ama gençlik göz ardında olmayı hazmedememektedir. Bir gerçeği kabul etmek lâzımsa eğer; ülke nüfusunda olduğu gibi Isparta nüfusunda da yaş ortalaması yükselmektedir. Yalnızca bu sebeple bile olsa genç görüşe yer vermek –hem de ağırlıklı olarak- artık vazgeçilmez bir misyon olmalıdır. Zira sürekli geçmişle bağ kurarak geleceği şekillendiremezsiniz.
Nüfusu gençleştirmek mümkün olamıyorsa düşünceyi gençleştirmek pekâlâ mümkün. Daha 20 yıl önce öğrenciler için mekan düzenlemeleri gündemde bile yokken bugün onlar için özel alanlar oluşturulmasına ihtiyaç hasıl olmuştur. Öyle 50.000 üniversite öğrencimiz var diye övünmek yetmiyor. Bu çocuklar için ne tür hizmetler üretiliyor, hizmet sektörü bu anlamda ne tür destekler görüyor, engelleri nelerdir, ne tür desteklere ihtiyaçları vardır vb hep kafa yorulma zamanıdır.
Öğrenci sayısı artan üniversitenin şehirden beklentileri nedir? Biliyorum ki şehrin üniversiteden beklentisi yüksek. Bu karşılıklı alış-verişi gündeme getirmeli. Oranın yönetimini sorgulamak yerine verebileceği katkıları sorgulamalı derim ben.
Bakın TED Koleji meselesi gündeme girdiğinde bir gerginlik yaşandı. Okulun maliki olan ETTAŞ yer arayışına girdi ve bir yer buldu. Belediyenin konuya nasıl bakacağı önem kazanmıştı ve o da meclisinde olumsuz baktı. Ama üniversitenin de ‘’VER 20 TRİLYONU; AL, ARSA SENİN OLSUN’’ yaklaşımı anlaşılır gibi değil. Kendini yeni toplayan ve Isparta için gereğine inandığımız bir kurumun bu bedeli ‘’ha’’ deyince verebilme şansı olmadığı görülmeliydi.
Yine de bu işin hüsnüniyet çerçevesinde tatlıya bağlanacağını umuyor, her iki tarafı da mutabakat zemininde kalmaya davet ediyorum. Kuruluşunda emek veren kurumun, dağılmaya zemin hazırlayacağına inanmak istemiyorum. Bir yolu vardır muhakkak!





















YORUMLAR