Isparta’nın siyasete kazandırdığı isimler listesi bir süredir ilginç başlıklarla genişliyor. Bu kez sahne, adı var kendi yok türünden bir görevle açılıyor: Makamsız Makam. Şehrin eski siyasi yüzlerinden bazıları, artık başkentin siyasi kulislerinde arka koltuk kaptanlığına terfi etmiş durumda. Etkisiz gibi görünen ama içeride çok şey söyleyen bu gelişme, Isparta’dan başlayan bir siyasi hikâyenin, bambaşka bir masada devam ettiğini gösteriyor.
Bir devrin vazgeçilmezi, başka bir devrin kıymetlisi oldu…
Dün “ülkü”ydü, bugün “inanç”… Yarın kim bilir ne olur?
Yıllarca bir yapının gölgesinde serinleyip, sonra bir sabah başka bir gölgelikte oturmak…
Ne büyük kader, ne büyük sorumluluk!

Yeni görev: Makamsız Makam.
Adı var, yetkisi belirsiz. Ama mesaj açık: “Senin yerin burada, gölge çok güzel.”
Tabii unutmuyor geçmişte omuz omuza yürüdüklerini.
Dün “dava”, bugün “emanet”…
Her yol ayrımında arkasına dönüp selam çakıyor; “unutmadım” diyerek herkesi hatırlıyor gibi yapıyor.
“Sadakati çıkara değişmeyiz” deniyor ama; kimse de sormuyor: O sadakat hangi istikamete kadar geçerli?
Ve şimdi yeni görevde bir başka uzmanlık alanı:
Arka Koltuk Kaptanlığı.
Direksiyon başkasında olabilir, ama virajlarda “sağa kır” diyen hep o.
“Duruşum bellidir,” diyor.
Zaten mesele duruşta değil; mesele her rüzgâra göre yön tayin etmeyen pusulada.
Finalde yine klasik kapanış: “Ne Mutlu Türküm Diyene!”
Bu cümle her siyasi dönüşün sonunda yapıştırılan son cümle gibi.
Sanki o cümle söylenince, her şey mazur görülecekmiş gibi.
Ama asıl mesele ne derseniz;
Siyaset bazen sadece konuşmak değilmiş,
Gerektiğinde unutmuş gibi yapmakmış…





















YORUMLAR