Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Gonca Anıl
Gonca Anıl

EL ALEM NE DER?

Kimi zaman kabusumuz olan, kimi zaman düşüncelerini merak ettiğimiz, kimi zaman da içinde bulunduğumuz çevre… Sözlük anlamı herkes, elgün, yabancılar, yârüağyar… El alem…

Hepimizin hayatına yön veren bir topluluktur el alem. Her birimiz farklı çevrelerde doğup büyümemize ve yaşamamıza rağmen, hepimizin sahip olduğu bir el alem mutlaka vardır.

Doğduğumuzda ne kadar doğaldır bütün hareketlerimiz, özgürdür sevinçlerimiz, üzüntülerimiz… Ağlamak istediğimizde tasasızca ağlarız, gülmek istediğimizde kaygısızca güleriz… Hiç kimsenin bakışına göre değildir davranışlarımız. “Kim ne der?” diye dertlenmeden oynar, coşar, koşarız. Ama büyüdükçe değişir kurallar. El alemin içinde ağladın mı zayıf, güldün mü hafif adlandırılırsın, her bir bakışın anlamını yaşayarak öğrenmek zorunda kalırsın.

El alem hayatımızın her basamağında devrededir. Hayatımızla ilgili karar verme aşamaları, zaten yeterince zor ve zahmetlidir. Bir de el alemin karışmalarıyla işler iyice zorlaşır. Aslında kimi zaman doğrudan karışmaz kimse konuya. Ama yine de varlığı bile yeter el alemin. Alınan kararlarda ağır varlık hep göz önünde bulundurulur.

Gençler sade bir törenle evlenmek isterler, ama o şaşalı düğünler hep el alem için yapılır. Düğünde göbek atılmazsa, nikah geçerli sayılmaz. Geçerli olsa da yeterli görülmez. Ailelerin şanına yaraşır bir düğün olmazsa olmazdır. Çoğu kez yeni evlenecek çiftin mutluluğuna en ufak bir katkı sağlamadığı gibi aksine huzursuzluk ve yorgunlukların sebebidir düğünler. Aileler arası krizlerin oluştuğu ve gerginliklerin arttığı, gereksiz yüklerin altına girilen yegane ortamlardır.

Anne babaların da korkusudur el alem. Senelerce dershaneye giden, saatlerce özel ders alan çocuğu sınavlarda harika puanlar almalıdır. Yoksa el alem ne der? Söz konusu çocuğun mutluluğundan bile önce gelir konu komşunun gönlünün olması. Oysa bilinmez ki el alemi tatmin etmek imkansızdır. El alem hiçbir şeyden mutlu olmaz, hep laf söz edecek bir şeyler mutlaka bulur.

El alem hiç yorulmaz, 7-24 nöbettedir. Sıkılmaz da, sürekli her şeye ve herkese karışır. Hiç vazgeçmez hayatlara müdahil olmaktan.

Sanatçı Seyyal Taner’in 80’li yıllarda seslendirdiği bir şarkı: El alem ne der?

“Hayatın tadına varamıyoruz,

Yaşıyoruz ama anlamıyoruz,

Hepimizi sarmış sanki huzursuzluk,

Bir şeyler istiyor yapamıyoruz.

Böyle gelmiştir bu hep böyle gider,

Herkes birbirinden durmaz laf eder,

Yalan yanlış doğru herkes bir şeyler söyler,

İşimiz gücümüz el alem ne der.

Gönlünce yaşamak zor olur sana,

Bilir bilmez herkes karışır sana,

Senin için doğru onlar için yanlıştır,

Özgür olmak sözü lafta kalmıştır.”

Hayatın tadına ne varabiliyoruz, ne de izin veriyoruz çevremizdeki insanların hayattan zevk almasına… Huzursuzuz hem de huzur kaçırıyoruz aynı zamanda. Sürekli birilerinin arkasından konuşulan ortamlardan dolayı güvenimiz kalmadı birbirimize. Etraftakilerin ne diyeceğinden çekine çekine iyice içimize kapandık. Güvenemiyoruz ve güvenilemiyoruz.

Giydiğimiz renk bile tartışma konusu oluyor el alem dilinde, onlara göre yaşımıza uygun olmalıdır giysilerimizin rengi. Gençsen canlı renkler üzerine gider de, yaş kemale erdi mi siyahlar ve kahverengiler yakıştırılır. Sevemez mi insan yetmişinde pembeyi, kırmızıyı? Sevse de giyemez, aman el alem ne der?

Bazen de “El alem ne der?” diye en yakınımızı kırarız. O bilip bilmediğimiz kişiler ne kadar da önemlidir hayatımızda. İşin ilginç yanı el aleme kızarız ama bizler de başkalarının el alemi oluveririz kolaylıkla. Giydiklerine laf ederiz gördüklerimizin, o ayakkabı hiç yakışmış mı o giysinin altına? Başkasının evleneceği kişiyi yakıştıramayız, ya boyu kısadır, ya yaşı küçük. Eleştirmek ve yargılamak çok kolaydır insanoğlu için. Kendimize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmak konusunda oldukça başarılıyız.

Başkasının ne dediği, ne zaman ne giydiği belli ortamlarda sohbet konusu oluyorsa eğer, insanların eleştirilmekten korkması, birbirinden çekinmesi doğaldır. Kimi zaman ön yargılarımız, kimi zaman başı boşluğumuz, kimi zaman da eksikliklerimiz sayesinde kişilere odaklanırız. Şu güzel sözünde “Büyük beyinler fikirleri, orta beyinler olayları , küçük beyinler kişileri konuşur.” demiş Rickover*.

Asıl önemlisi el alemin varlığından yakınıp, dert yanan bizler başkalarının el alemi olmaktan ne zaman vazgeçeceğiz acaba?

* Hyman G. Rickover- Amerikalı general

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER