Türkiye’de gençlere sürekli şunu söylüyoruz:
“Gelecek yapay zekada. Yazılım öğren, algoritma öğren, teknoloji üret.”
Ama küçük bir ayrıntıyı unutuyoruz:
Bu geleceğin kapısından geçebilmek için önce 250 – 500 bin TL’lik bir bilgisayar gerekiyor.
Yani Türkiye’de yapay zeka çağına giriş bileti artık:
“RTX ekran kartı + yüksek RAM + döviz kuru + vergi paketi.”
Eskiden üniversiteye giriş sınavı vardı.
Şimdi yapay zekâya giriş sınavı var.
Soru da şu:
Baban ne kadar zengin?
Bugün yapay zeka sadece bir yazılım meselesi değil.
Yerelde (local) çalışan modeller, görüntü üreten sistemler, video motorları, büyük dil modelleri…
Bunların hepsi canavar gibi donanım istiyor.
Ama Türkiye’de bu donanımların fiyatı uzay teknolojisi seviyesinde.
Amerika’da bir öğrenci bursuyla alabiliyor.
Türkiye’de ise aynı bilgisayar:
“Biraz kredi, biraz döviz, biraz da dua.”
Sonra diyoruz ki:
“Neden bizden yapay zeka şirketi çıkmıyor?”
Çünkü bizim çocuk daha kod yazmadan önce bankaya gidip kredi çekmek zorunda kalıyor.
Bu iş sadece kur meselesi değil.
Vergi politikası da devreye girince,
Bir ekran kartı neredeyse küçük bir motosiklet fiyatına geliyor.
Devlet otomobile “lüks” gözüyle bakıyor.
Ama bilgisayara da aynı muamele yapılırsa,
Biz gençlere Ferrari hayali değil, teknoloji mezarlığı bırakırız.
Oysa yapılacak şey çok basit:
Yapay zeka çağını kaçırmamak istiyorsak;
Bilgisayar, işlemci, ekran kartı, RAM gibi ürünler
lüks değil, stratejik altyapı sayılmalı.
Bugün nasıl savunma sanayi destekleniyorsa,
Yapay zeka donanımları da desteklenmeli.
Çünkü geleceğin jeopolitiği artık algoritmalarla yazılıyor.
Yoksa 10 yıl sonra çocuklarımız şunu diyecek:
“Baba biz neden yapay zeka üretemedik?”
Biz de dürüstçe cevap vereceğiz:
“Oğlum ekran kartı çok pahalıydı.”
Ve bu, tarih kitaplarına girecek en pahalı bahanemiz olacak.





















ekran kartiyla yapay zekanın ne alakasi var anlmadım
ucuza bilgisayarlar var uçmuşsunuz
güzel yazı ama herkesin anlayabileceğini zannetmiyorum