Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün TBMM’nin 26. Dönem 2. Yasama Yılı’nın açılışına katıldı. Erdoğan’ın Genel Kurul’da yaptığı konuşmada özetle şu mesajlar yer aldı:
15 Temmuz darbe girişimi sırasında, derhal bu salonda toplanan ve milletimizin sokaklara dökülerek darbecilere karşı gösterdiği tepkiyi Meclis’te ortaya koyan siz değerli milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Darbe girişimi karşısında onurlu bir duruş göstererek milli iradenin tecelligahı olan bu kuruma sahip çıktılar. 15 Temmuz’da Meclisimiz, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, ikinci defa gazilik şerefine nail oldu. Bu süreçte Türkiye, bir avuç hainin dışında, 79 milyon Vatandaşının tamamıyla, tüm dünyaya, tarih boyunca örnek gösterilecek bir özgürlük ve demokrasi dersi verdi. Milletimize borcumuzu ödeyebilmek için hep birlikte daha çok çalışmalı, üretmeli, ülkemizi daha ileriye taşımalıyız. 15 Temmuz’u unutmamak ve unutturmamak mecburiyetindeyiz.
Türkiye’nin ve Türk milletinin, vatanı, özgürlüğü ve geleceği söz konusu olduğunda nasıl tek yürek, tek ses, tek nefes olabildiğinin ispatı olan Yenikapı ruhununun titizlikle korunması hepimizin sorumluluğudur.
Terör örgütleri karşısında en büyük gücümüz işte bu birliğimizdir, beraberliğimizdir, dayanışmamızdır. Meclisimizin yeni yasama döneminde, Yenikapı’daki o güzel manzaranın benzerlerinin tekrarlanacağına inanıyorum.
Bizden beklenen, milletimizin ve ülkemizin bekasını ilgilendiren temel konularda birlik ve beraberliğimizi güçlü tutmamızdır. Eğer biz, PKK terörü, FETÖ, DEAŞ konusunda, sınırlarımızın güvenliği konusunda, vatanımızın bütünlüğü, devletimizin tekliği, bayrağımızın yüceliği konusunda ortak bir zeminde buluşamıyorsak, işte o zaman ortada ciddi bir sorun var demektir. Yenikapı’da sergilediğimiz ortak duruşu, bu sebeple önemli görüyor ve devamını temenni ediyorum.
Türkiye için 15 Temmuz’u her anlamda bir milat haline dönüştürmeliyiz. FETÖ’yle birlikte, PKK/PYD-YPG, DEAŞ ve diğer tüm terör örgütlerine karşı hep birlikte kararlı bir mücadele yürütmeliyiz. İhtiyacımız olan yapısal reformları kararlılıkla hayata geçirmeliyiz. Son yıllardaki tecrübelerimizden ve özellikle maruz kaldığımız darbe girişiminden gerekli dersleri çıkartarak ülkemizi geleceğe hazırlamalıyız.
MİLLİ GÜVENLİĞİMİZE TEHDİT
Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler, ülke içinde yaşanan terör olaylarından bağımsız değil. Bugüne kadar yaşadıklarımız bize, kendi projelerimizi hayata geçirme iradesiyle hareket etmeden bu meselelerin üstesinden gelemeyeceğimizi göstermiştir. Fırat Kalkanı Harekatı, Suriye’deki terör örgütlerinin hepsine karşı, bölge halkıyla birlikte başlatılan meşru bir operasyondur. Cerablus’tan başlayarak batıya ve güneye doğru süren bu operasyonla hedefimiz bu bölgede, 5 bin kilometrekarelik, bir güvenli bölge tesis etmektir.
MUSUL’DA DA AYNI SENARYO
Suriye toprakları bu şekilde adım adım güvenli hale getirildikçe, terör sorunu da mülteci sorunu da çözüme kavuşacaktır. Yıllardır savunduğumuz bu proje için prensipte kimseden itiraz görmedik ama fiili destek de bulamadık. Güney sınırlarımız boyunca kurulmaya çalışılan terör koridoru ve PKK ile DEAŞ’ın ülkemizde yoğunlaşan eylemleri, bizi bu projeyi kendi imkanlarımızla uygulamaya sokmaya mecbur bıraktı.
Benzer bir oyun Musul’da da sahnelenmeye çalışılıyor. Bölgenin mezhebi ve etnik yapısına, kültürel hassasiyetlerine tamamen ters bir şekilde Şii milisler ve yine PKK’nın uzantısı durumundaki terör örgütü mensuplarıyla sahnelenmeye çalışılan bu oyunun da bozulması gerekiyor. Türkiye olarak, Arap ve Türkmen güçlerinin gereken şekilde desteklenmesi suretiyle Musul’un DEAŞ’tan kurtarılabileceğine inanıyoruz.

