Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait “Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri” bültenini yayımladı. Verilere göre, Türkiye genelinde 2025 yılında 491 bin 684 ölüm gerçekleşti. Bölgesel veriler incelendiğinde; Isparta’da 3 bin 298, Antalya’da 14 bin 105 ve Burdur’da 2 bin 386 kişi hayatını kaybetti. Türkiye genelinde ölümlerin en büyük nedeni %34,7 ile yine dolaşım sistemi (kalp-damar) hastalıkları olurken, Burdur bu ölüm oranında %42,0 ile Türkiye genelinde en yüksek 4. il olarak alarm verdi. Sevindirici tek gelişme ise bebek ve beş yaş altı ölüm hızlarındaki belirgin düşüş oldu.

Batı Akdeniz’in Ölüm Raporu: Isparta ve Çevre İllerde Son Durum

TÜİK’in MERNİS ve Sağlık Bakanlığı Ölüm Bildirim Sistemi verilerini harmanlayarak hazırladığı 2025 yılı raporu, bölge illerinin demografik ve sağlık yapısına dair çarpıcı gerçekleri ortaya koydu. 2024 yılında 489 bin 734 olan Türkiye geneli ölüm sayısı, 2025 yılında 491 bin 684’e yükseldi. Ölenlerin %55,1’ini erkekler, %44,9’unu ise kadınlar oluşturdu. Bin kişi başına düşen ölüm sayısını ifade eden “kaba ölüm hızı” ise değişim göstermeyerek binde 5,7 olarak kayıtlara geçti.

Bölgemizde ise nüfusa oranla ölüm sayılarının dağılımı şu şekilde gerçekleşti:

Antalya: 14 bin 105 ölüm

Isparta: 3 bin 298 ölüm

Burdur: 2 bin 386 ölüm

Türkiye’nin En Büyük Katili Kalp ve Damar Hastalıkları: Burdur İlk Sıralarda!

Ölüm nedenleri küresel standartlarda incelendiğinde, Türkiye’deki her 3 ölümden birinin (%34,7) dolaşım sistemi hastalıklarından (kalp ve damar rahatsızlıkları) kaynaklandığı görüldü. Bu ölümlerin de %42,3’ünü iskemik kalp hastalıkları oluşturdu.

Dolaşım sistemine bağlı ölümlerin en yoğun yaşandığı iller listesinde komşumuz Burdur, %42,0’lık oranla Çanakkale (%47,7), Balıkesir (%42,8) ve Hatay’ın (%42,2) ardından Türkiye dördüncüsü oldu. Buna karşılık Burdur, tümör (kanser) kaynaklı ölümlerde %10,9 ile Türkiye’de kanser ölüm oranının en düşük olduğu ikinci il olarak tezat bir veri sundu.

Kanser ölümlerinde ise Türkiye genelinde en çok gırtlak, soluk borusu, bronş ve akciğer tümörleri (%28,9) can aldı. Kanser kaynaklı ölüm oranının en yüksek olduğu il %22,4 ile Ağrı oldu.

Bebek ve Çocuk Ölümlerinde Umut Veren Düşüş

TÜİK raporunun en olumlu verisi, sağlık altyapısının ve bilincinin artışını simgeleyen bebek ölüm hızlarında yaşandı.

Bebek Ölüm Hızı: 2024 yılında 8 bin 484 olan bebek ölüm sayısı, 2025’te 6 bin 988’e geriledi. Bin canlı doğum başına düşen bebek ölümünü ifade eden hız, binde 9,0’dan binde 7,8’e düştü.

Beş Yaş Altı Ölüm Hızı: Doğumdan sonraki beş yıl içinde ölme olasılığını gösteren bu oran da binde 11,1’den binde 9,5’e gerileyerek kritik bir iyileşme gösterdi.

Editörün Notu: Göller Bölgesi Yaşlanıyor; Sağlıksız Beslenme Kalbimizi Zorluyor!

TÜİK’in yayımladığı 2025 yılı ölüm istatistikleri, Göller Bölgesi’nin demografik ve genel sağlık yapısına dair önemli bilimsel veriler sunmaktadır. Komşumuz Burdur’un dolaşım sistemi (kalp-damar) hastalıklarında Türkiye 4.’sü olması ve Isparta’da kronik rahatsızlıklara bağlı ölümlerin ilk sırada yer alması, bölge özelinde ciddi bir halk sağlığı analizini zorunlu kılmaktadır. Uzmanlar, bu tablonun arkasında iki temel unsurun yer aldığına dikkat çekiyor: Yaşlanan nüfus yapısı ve beslenme alışkanlıkları.

Isparta ve Burdur, Türkiye genelinde yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu iller arasında yer alıyor. Genç nüfusun iş ve eğitim gibi nedenlerle büyük şehirlere göç etmesi, bölgemizdeki yaş ortalamasını yukarı taşırken, kronik ve yaşa bağlı rahatsızlıkların oranını da doğal olarak artırıyor.

Öte yandan, modern şehir hayatının getirdiği hareketsizlik ve hızlı tüketim alışkanlıkları, dünya genelinde olduğu gibi bölgemizde de kalp sağlığını doğrudan olumsuz etkiliyor. Tıbbi araştırmalar; taze, dengeli ve kaliteli gıdalar yerine; yoğun karbonhidratlı, yüksek sodyumlu ve işlenmiş hazır ürünlerle beslenmenin kolesterolü tetiklediğini ve damar tıkanıklıklarına yol açtığını kanıtlıyor. Dolayısıyla Burdur ve Isparta’daki bu kalp hastalığı yoğunluğu, sadece bireysel bir sağlık sorunu değil; bölge halkının hareketli yaşam teşviklerine, dengeli beslenme bilincine ve koruyucu sağlık taramalarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiğinin net bir işaretidir. Başta il sağlık müdürlükleri olmak üzere ilgili kurumların, bölgemizdeki bu kardiyoloji ağırlıklı tabloyu görerek yerel tarama ve bilinçlendirme faaliyetlerine ağırlık vermesi önem arz etmektedir.