Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’nın tam orta yerinde, Kızılay’da yaşanan bir olayı aktaracağım sizlere.
Başta Yüksel Caddesi olmak üzere, Karanfil Sokak, Sakarya Caddesi gibi bölgelerde, özellikle sol gruplar hemen hemen her gün eylem yapar, gazete-dergi satar. Bu tabii ki demokratik bir haktır. Ama demokratik haklar sadece kendileri için geçerlidir, çünkü daha bugün yani 24 Şubat Pazar günü, Hocalı katliamı için imza toplayan bir gruba saldırıp, standlarını yıktılar. Güya imza toplayanlar faşist, bu gruplar özgürlükçü. Kendilerinden başka hiçbir düşünceye tahammül edemeyen bu topluluğa özgürlükçü demeyi benim mantığım almıyor. Hani herkesi yaftaladıkları “faşist” tabiri var ya, aslında tam da kendilerine uygun bir kelime. Hiçbir düşünceye saygısı, tahammülü, kabulü olmayan gruplara başka ne denir ki?
Hadi olaylar oldu bitti diyelim, bir de şuna dikkat çekmek lazım. En ufak bir protestoda bile yüzlerce polis görevlendirilir, bugün o anda ortada polis yoktu. İstihbarat mı yoktu? Ya da olay yerine gelmeleri için grupların caddeleri işgal edip, yolu trafiğe kapatıp yürüyüş yapmaları mı gerekiyordu? Polisin görevi, sol gruplar trafiği kapatıp kendilerince yürüyüş yaparken, sadece izlemek mi?
Kimse kusura bakmasın, ben böyle bir olayı kabul etmem, edemem. Sokaklar, kendilerine solcu diyen ama solla alakası olmayan başıboş çapulculara bırakılacak kadar ucuz değildir!..

