Hz.Mevlana’nın babası,Sultan-ül Ülema Bahaddin Muhammed,bu günkü Türkmenistan ve Afganistan arasındaki Belh şehrinin, alim ve arifleriyle meşhur bir ailesindendi.Baba tarafı Hz.Ebubekir’e kadar ulaştığı söylenir.1207 yılında Belh şehrinde doğan Mevlana’nın asıl adı Muhammed lakabı da Celaleddindir.Babasının ismi de Muhammed ,lakabı Bahaddin’dir.İslam dünyasında hürmet belirtmek için önemli kişilerin isimlerinin önüne (Efendimiz) anlamında Mevlana lakabı konması adet idi.Sonraları bu lakap özel isme dönüşmüştür. Bugün Alim ve Veli’ler için , İran ve Pakistan’da Mevlevi,batıda ise Rumi lakapları kullanılır.Babası bahaddin Veled ,Belh şehrinden ayrılınca Moğol tehlikesi baş gösterir.Hac için Hicaz’a giden kafile,Şam üzerinden Karaman’a gelir.Babası, Mevlana’yı burada evlendirir.. Bu evlilikten Sultan Veled ve Ahmed Çelebi doğar.Büyükbaba Bahaddin Veled , Selçuklu Sultan’ı Alaad’inin ısrarı ile Konya’ya yerleşir.Dede 85, oğul Mevlana 25 yaşındadır.Mevlana, babası hayatta iken tahsil için Halep ve Şama gider.Babası vefat edince zahir alemde derinleşmek ve olgunlaşmak için medreselerde okur.Tebrizli Şems ‘i 1244 de Konya’ya davet eder ve buluşurlar. Onaltı ay beraber olurlar,feyz alırlar ,karşılıklı ilim tahsil ederler..Mevlana’nın hayatında ilim öğrenme yerleri olan medreselerin çok büyük önemi vardır.Sultan Alaadin, ikametleri için saraya davet ettiğinde Sultanül Ülema Bahaddin Veled “”imamlara medrese,Şeyhlere han,emirlere saray,tüccarlara kervansaray,başıboş gezenlere zaviyeler,gariplere imarethaneler uygundur’’cevabını vermiştir.Mevlana ilmi çalışmaları sebebiyle Hanefi alimleri arasında zikredilir.İlmi birikimi binlerce Ayeti kerime ve Hadisle donattığı şiirlerinde görülmektedir.Yaşadığı yıllarda toplumdaki şiir sevgisi Mevlana’yı Arap’ça ve Fars’ça divan yazmaya zorlamıştır.Taşıdığı aşk ve duygu, vecd halini şiirlerinde görmek mümkündür..
Mevlana, ilmin,irfanın şiirin bulunduğu toplumda,gündelik hayatla ilgilenmiş çözümler bulmuştur.Taşıdığı ilahi aşk hali ,çevresinden ve gündelik hayatından onu uzaklaştıramamıştır.Mevlana’ya göre İNSANDA İKİ BÜYÜK NİŞAN VARDIR.BİRİNCİSİ BİLGİ,İKİNCİSİ FEDAKARLIKTıR.BAZISINDA BİLGİ VAR FEDAKARLIK YOK,BAZISINDA FEDAKARLIK VAR BİLGİ YOKTUR.HER İKİSİNE SAHİP OLANA NE MUTLU.
MESNEVİ
Mevlana’nın hayatının son onbeş yılını dolduran çalışmanın ürünüdür.Mesnevi ,kelime manası ikili kafiyeli manzum beyitler demektir.Özellikle Arap,Fars,Osmanlı edebiyatında kafiyeli aruzla yazılmış şiirlerdir.Türk edebiyatına girişi onbirinci yüzyılda Yusuf Has Hacib’in KUTADKUBİLİG(bigilerin kitabı) adlı yapıtıyla başlar.5 ayrı konulu mesnevi çeşidi vardır.
1.Aşk konulu mesnevi:Fuzuli—leyla ile mecnun
2.Dini kunulu Mesnevi:S.çelebi—-Mevlidi şerif.Şeyh Galip-Hüsnü-Aşk
3.Tarihi destansı Mesnevi:Firdevsi—Şeyhname(60.000) beyit
4.şehrin güzelliği konulu:Taşlıcalı Yahya–İstanbul
.Mevlana.Mesnevi’sinde bilgilendirici,öğretici yol izlemiş,dini tasavvufi bilgileri ,yaşadığı hayatı anlayış ve tavırları konu edinmiştir.Yetmişbeşbin yediyüz beyitlik bu eser dünyada büyük ilgi toplamış , asırlar boyu çok geniş bir sahada tercüme ve sözlük çalışmaları yapılmıştır. Mesnevinin başta Konya müzesi,İstanbul Süleymaniye müzesi olmak üzere binlerce yazma nüshası ve İstanbul,Tahran,,Bombay,Tebriz,,Münih,Londra gibi şehirlerde yüzlere yakın baskısı mevcuttur.Farsça ve Arapça dışında kırkı aşkın dilde çevirisi yapılmıştır..
Anadolu’da yüzyıllar boyu küçük yaşlardan itibaren okuyup dinlenen toplumun ahlaki ve eğitici kitapları içinde Mesnevi’nin önemli yeri vardır.Tasavvufi anlayışta aşk,sabır,gayret,tevekkül,ilim,akıl,idrak,hakikat,suret,mana hicap,taklit gibi yüzlerce kelimenin izahını mesnevide bulmak mümkündür.Mesnevi onüçüncü yüzyıl Müslüman toplumunda , Konya halkının ahlaki dünyasını yansıtır.Mesnevi’de, Ayeti-kerime’ler 1221beyitte,hadisler 745 beyitte esas alınmıştır.MESNEVİNİN İLHAM KAYNAĞI KURAN VE HZ.MUHAMMED DİR. Yol gösterici olarak hikayeler,fıkralar atasözleri vecizeler Mesnevi’de yer almaktadır.Ne yazık ki yazı dilinin Türkçe olmaması,halkın anlamasını zorlaştırmıştır.Günümüzde ise Mesnevi’yi Dünya okurken,bizler okuyamamısız.Hatta Mesnevi-Mevlana deyince tek anladığımız’’gel ne olursan olsun yine gel,bu kapı ümit kapısıdır,yüz kere tövbeni bozsan da yine gel’’den ibarettir.Halbuki…
Eğitici, yol gösterici olan Mesnevi , gönül yoluyla insanlara ulaşmak isteyen sabırla söz dinleyen,olgun,,sohbet ehli, okuyan ve tartışan insanlara yol göstericidir.
Yunus Emre:Mevlana’nın Mesnevisi için;(MESNEVİ’Yİ UZUN YAZMIŞSIN.BEN OLSAYDIM.ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜM,YUNUS DİYE GÖRÜNDÜM diye yazardım.)demiştir.
Bu eserde ilahi aşkın ve yüksek vecdin ifadeleri dile gelmektedir.Dilinin Türkçe olmaması Mesnevinin Anadolu insanına ulaşmasını güçleştirmiştir.Mevlana’nın kendisinin Türk olmasına rağmen , edebi dilin Farsça ve Arapça olması Mesnevi’nin Türkçe yazımını etkilemiştir.ALLAH DOSTU MÜBAREK VELİİ
Mevlana’nın vasiyeti:
‘’’SİZE,GİZLİDE VE AÇIKTA ALLAHTAN KORKMAYI, AZ YEMEYİ,AZ UYUMAYI,AZ KONUŞMAYI,İSYAN VE GÜNAHLARI TERKETMEYİ, ORUÇ TUTMAYI,NAMAZKILMAYI,SÜREKLİ ŞEHVETİ TERKETMEYİ,BÜTÜN YARATIKLARDAN
GELEN CEFAYA TAHAMMÜLLÜ OLMAYI,APTAL VE CAHİLLERLE OTURMAMAYI,GÜZEL DAVRANIŞLI VE OLGUN KİŞİLERLE BERABER BULUNMAYI VASİYET EDİYORUM.
İNSANLARIN EN HAYIRLISI ,İNSANLARA YARARLI OLANDIR.SÖZÜN EN HAYIRLISI, AZ VE ANLAŞILIR OLANIDIR.’’
1273 yılında sevgilisine Konya’da kavuşur.Şebi aruz yani kavuşma günü,düğün günü olarak 17 aralıkta heryıl dünyadan gelenlerle sema gösterileri yapılır,şiirleri okunur,Kuranlar,mevlitler okunur.
Mesnevi’den





















YORUMLAR