EDEBİYATÇI YAZAR NAZİK ERİK HOCAMIZIN VE ISPARTA KÜLTÜRÜNE HİZMETLERİ
1919 senesinde Erikçiler sülalesinin bir çocuğu olarak Isparta’da dünyaya gelen Nazik Erik Hanımefendi ilerlemiş yaşına rağmen kitap yazarak, sohbetler yaparak, ziyaretçilerini bizzat evinde kabul ederek örf ve adetlerin unutulmaması için gayret gösteriyor. Onun için kendisine sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyoruz başarılarının devamını diliyoruz…
Isparta ile ilgili kitaplar yazan ve bilhassa eğitim ve öğretim konuları ile ilgili hatıralarına yer veren Nazik Erik Hanımefendi ile de kitaplar ve makaleler yazılmış bulunmaktadır. Son yıllarda hızla neşredilmiş eser sayısı onun üzerindedir. En önemli eseri ytetiştirdiği ve yetiştirmeye çalıştığı gençlik kesimidir…
Ben burada değerli Hocamızın bizlere, Nurettin Ayaz, Hüseyin Abidinoğlu, Çetin Büyükvanlı, Sümer Şenol, Şükrü Altıntabak, merhum Abidin Gürler gibi arkadaşlarımıza Isparta ile ilgili sohbetler ve geziler sırasında söylediği sözlerden ve tuttuğumuz notlardan bazılarını aktarmaya çalışacağım…
İnşallah hayırlara vesile olur.
1980 İhtilali’nın sıkıntılı dönemlerinde Şimdi Isparta Öğretmen Evi’nin bulunduğu yerde bulunan Meslek Yüksek Okulu Müdürlüğü’nde toplanır, bir bakıma Isparta’nın kültür gündemini belirlerdik. Isparta ile ilgili araştırma gezilerimizi büyük bir Isparta sever olan Nurettin Ayaz Beyefendi kardeşimizin VOSFOGENİ ile yapardık, hararetli hararetli notlar alırdık. Bu notları o zaman üç tane mahalli gazete vardı, Isparta, Demokrat ve Gülkent adını taşıyan bu gazetelerde neşrederdik.
Çünkü buna ihtiyaç vardı…
Burada telefonla veye şifahen ‘ Ahmet Şevket Selimoğlu adı nereden çıktı?” sorusunu soranlara cevap olması için yan bilgi vereyim. Ahmet Şevket Selimoğlu adı Senirkentli merhum Selman Irlayıcının Gülkent Gazetesi’nin hatırasıdır. Babamın adı ile halk edebiyatı tarzı şiirlerimde kullandığım mahlastan meydana gelmiştir…
Neyse konumuza dönelim.
Nazik Hanım genellikle Isparta’nın manevi değerlerinin korunması, kurtarılması ve yeni nesillere aktarılması yönüyle yorumlar yapardı. Kitaplarında da bu husus ağır basıyor. Bize şöyle derdi:
” Isparta Tasavvuf ehli ve maneviyat ustaları tarafından önem arz eden bir şehirdir. Bizim çocukluğumuzda ısparta ve merkeze bağlı çevresinde (1500) bin beşyüz kadar evliya mezarı vardı. Bunlar kaybolup gitti. Şimdi bunların 350 kadarı ancak biliniyor. Siz bunları araştırıp ortaya çıkarmazsanız, bunlar da kaybolup gidecek. Aman ne olur, bunları araştırın ve yazın…”
Yaklaşık 900 yaşındaki Koca ÇINAR, Selçuklulardan kalma Yılan Kırkan Çeşmesi, Çelebiler Mahallesi Eski Tabakhane Caddesi üzerinde bulunan Mevlevihane, Fatih’in Hocası olmasına rağmen yeterince bilinmeyen “Hace-i Sultan Abdulkadir Hamidî” gibi değerli insanları türbesi, bu gün çalınmış bulunan Delik Taş, Yenice Mahallesi, Dere Mahallesi arasında bulunan Düldül Ayağı ve diğer mezarlar, Nurettin Ayaz’ın Düldülü ile Ayazmana ve Minasın’a kadar uzanıverirdi…
Hey gidi günler hey…
Bütün bunları 31 Mayıs, 2 Haziran 2012 tarihleri arasında Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından hazırlanıp sunulan ” Kınalızadeler ve Fatih’i Hocası Abdulkadir-i Hamidi ” sempozyum hatırlattı. Hem sevindim, hem üzüldüm. Oysa ben bu konularda Akdeniz Gazetesinde 1996-1998 arası 260 makalelik dizi yazı yazmış ve ” Ispartanın Manevî Mimarları ve Türbeleri ” adı altında yazı yazmış ve insanımızın bilgisine sunmuştum.Böylece Nazik Erik Hocamızın emrini bir bakıma yerine getirmiştim…
Çok şükür 20 yıl sonra olsa da ciddi ve ilmî şekilde ele alınıyor. Onun için ilgilileri kutlarken Isparta’nın kültür meselelerine, örf ve âdetlerine sahip çıkanları kutlarken, Nazik Erik Hanımefendiye ” Kulakların çınlasın Hocam, diktiğin ve dikmeye çalıştığın fidanlar tuttu. Aynı zamanda fide verip görünmeye başladı. Oklar hedefini buldu ve buluyor…” deme sevincimi iletiyorum. Kendilerine sağlık, sıhhat ve afiyetler diliyorum…





















YORUMLAR