Türkiye de Avrupa’ya yönelik kaçak göç yolları üzerinde bulunuyor. Ayrıca ülke, yarım yüzyıldan uzun bir süredir iç göç dalgasıyla iç içe yaşıyor. Göç, Türkiye’nin çok önemli bir gerçeği. Süleyman Demirel Üniversitesi Öğretim Üyesi Suat Kolukırık Bloomberg Businessweek’in konuğu oldu. Derginin “politika” bölümünde, göçün ekonomisi üzerine görüşlerini aktaran Kolukırık, uluslararası politik bir alan haline gelen mülteciler ve sığınmacılar üzerine görüşlerini okuyucuyla paylaştı. Dünya uluslararası göç sorunuyla geçen hafta tekrar yüzleşti. Türkiye de bu göç yollarının üzerinde. Ancak bu konuya gelmeden önce iç göç ile söyleşiye başlamak istiyorum. Türkiye’de büyük kentlere doğru iç göç halen devam ediyor mu?
Türkiye’de iç göç küçük şehirlerden ve kırsaldan büyük kentlere doğru halen devam ediyor. Kentlerdeki iş fırsatları, eğitim, sağlık imkanları ve iyi yaşam koşulları gibi uyarıcılar; kendileri ve çocukları için daha iyi bir yaşam isteyen insanları çekmeye devam ediyor. Türkiye’de iç göç hep vardı. Ancak 1950’li yıllardan itibaren hızlandığını söyleyebiliriz. Tarımda makinalaşma, hızlı nüfus artışı ve ulaşım imkanlarının gelişmesi iç göçü hızlandırdı. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin gibi şehirlerimizin çok büyük bir hızla büyümesinin arkasında bu iç göç dalgası var.
Türkiye uluslararası göç açısından nasıl bir ülke?
Türkiye hem yurtdışından göç alan hem de yurtdışına göç veren bir ülke. Örneğin son 40 yılda yurtdışına yerleşen Türklerin sayısı, Türkiye nüfusunun yüzde 6’sına denk geliyor. Bunun yanı sıra Türkiye; Bulgaristan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye’den göç aldı ve almaya da devam ediyor. Öte yandan Türkiye’nin uluslararası göç yollarının üzerinde olduğunu da unutmamak gerekiyor. Asya ve Afrika’dan Avrupa’ya kaçak yollarla göç etmeye çalışanlar açısından Türkiye hem bir geçiş yolu hem de bir üs.
Bu durum Türkiye açısından ne kadar tehlikeli?
Bir kere Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike, Avrupa’nın dış göçe karşı oluşturmak istediği “tampon ülkelerden” biri konumuna düşmesi. Avrupa kendisine yönelik göçü kontrol altına almak istiyor ve bu nedenle de etrafında büyük kitleleri tutacak tampon ülkeler oluşturmayı amaçlıyor. Çünkü göçün niteliği ve büyüklüğü Avrupa’yı korkutuyor. Türkiye bu konumu kabul etmemeli.
Uzun yıllardır devam eden bu göç hareketi sizce bir sorun mu?
Eğer sorunsa çözmek mümkün mü?Göç etmeyen toplum ölü toplumdur. Çünkü durağanlaşmıştır ve insanların daha iyiye yönelik arayışı sona ermiştir. Göçün sona ermiş olması bu anlama gelir. Burada önemli olan göçün büyüklüğüdür ve ne derece kontrol edilebildiğidir. Türkiye’de iç göç devam etmektedir. Uzun bir süre daha da devam edecek gibi görünüyor. Bunun sebebi kentler ile kırsal alan arasındaki yaşam koşullarının çok büyük bir farklılık gösteriyor olması. Kırsal alandaki nüfusumuz sıkışmış durumda. Eğitim, sağlık ve iş gibi imkanlara ulaşması hâlâ kısıtlı. Türkiye’deki iç göçe baktığımızda en önemli sorunun kentlere uyum sorunu olduğunu görüyoruz. Bizim kırsaldan kentlere göç eden kitlelerimizin büyük bölümü hâlâ kentlere uyum sağlamamış durumda. Bir kısmı ise bunu başardı. Büyük kitleler halen kentlerin periferisinde yaşıyor. Kente tutunabilmek için büyük bir mücadele veriyor ve kentin nimetlerinden yeterince faydalanamıyor. Oysa bu insanlar da kentli olmak istiyor.
Peki, Türkiye’de tersine göç hareketi de başladı mı?
Yani kitleler kentleri terk etmeye başladı mı?Evet, Türkiye’de tersine göç de söz konusu, ama çok az miktarda. Kente tutunamayıp geriye dönmeyi tercih eden küçük bir kitle söz konusu. Ayrıca belirli bir gelir seviyesine ulaştıktan sonra kentin kaosundan, stresinden, kirli havasından kaçıp sayfiye bölgelerine yerleşmeyi tercih edenler de var. Ancak toplam göç içinde bunun payı çok küçük. Ayrıca bu kitle kent dışına taşınmış olsa bile kentle bağını koparmıyor. Bu tür göçün en önemli sebebi kentin yarattığı katma değerin o kentte yaşamanın yükünden daha az olmasıdır.
Göçü engellemek mümkün mü?
Göçü engelleyemezsiniz. Çünkü insan sızar. Göç ile mücadele etmek istiyorsanız onu düzenleyecek ve büyük oranda kontrol altına alacak mekanizmalar geliştirmelisiniz. Aslında her büyüyen ülkenin göçe ihtiyacı vardır. Avrupa’nın da ihtiyacı var. Bazı araştırmalara göre, Avrupa’nın 2050’ye kadar 70 milyon ek nüfusa ihtiyacı var. Bu da Avrupa’nın her yıl 1 milyon kişiyi göçmen olarak kabul etmek zorunda olduğu anlamına geliyor. Avrupa buna uygun mekanizmalar oluşturarak nitelikli bir nüfusu kabul etmenin peşinde.
Türkiye de bunu yapabilir mi?
Türkiye böyle bir durumun henüz farkında değil. En azından buna uygun politikalar geliştirmiyor. Yalnız son dönemde sevindirici bir gelişme yaşandı ve Nisan ayında Göç İdaresi kuruldu. Umarız önümüzdeki dönemde Ankara, göç konusunda bilinçli ve uzun vadeli politikalar geliştirir ve bu olgudan faydalanır. Dünyada dış göçü çok iyi yöneten ülkeler var. Mesela Kanada, ABD, Avustralya bu işte çok başarılı. Türkiye de bu ülkelerin arasına katılabilir.
