Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

GELECEKTE BİRGÜN GELECEK AMA O GÜN, BUGÜNDEN GELECEK

Bu cümlenin ilk yarısı bir banka reklamınındı ve ben bir

Bu cümlenin ilk yarısı bir banka reklamınındı ve ben bir eksiklik hissedip-ikinci kısmının eklenmesinin aslında mesaja yüklenen anlamı artıracağı önerisi sundum.Heyecanla kabul edildi ve bu haliyle epey döndü televizyonlarda o reklam.Bana da fikir karşılığı maddi bir ödül verildi. 2000’li yılların başındaydı bu olay. Epeyde işime yaramıştı aslında.

Bu olay, öğrendiklerimi uygulamadığımı gösterdi bana. Mesleki anlamda fayda ve gereklilik dışında olgular aramaya başladım. Zamanın Valisi Sayın Halil İbrahim DAŞÖZ bey bir vesile ile bana DOĞRU İŞ YAPMAK MI,İŞİ DOĞRU YAPMAK MI ÖNEMLİ? Diye soruvermişti ansızın. ‘’Tabii ki doğru iş yapmak sayın Valim’’ dediğimde de İŞTE VİZYON SAHİBİ BİR YÖNETİCİ dediğini hatırlıyorum. Halbuki o tarihlerde hangi devlet memuruna sorsanız İŞİ DOĞRU YAPMAK cevabını alırdınız! Ama ben işi doğru yapmak adına hizmet üretenlerin vatandaşı ikinci planda tuttuğunu düşünenlerdendim.

Bu özelliğimi halâ daha kaybetmiş değilim.. 16 Ağustos itibariyle emeklilikte 10.yılımı doldurmuş olmama rağmen halâ eğitim ve hizmet sektöründe mesleki çalışmalarımı sürdürüyorum. Fırsat buldukça da Türkiye Cumhuriyeti Tarihi konularında bulabildiğim kaynaklara saldırıyorum.Okudukça da Emin Oktay tarih kitaplarına lanetler yağdırıyorum.Meğer bizim tarih sevmeme sebebimizmiş o zat! Bu kadar mı gereksizlerle meşgul edilir insan zihni? Adeta dalga geçmiş zekâmızla..

Şimdi düşünüyorum da; 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında (öncesindeki eza-cefa ne varsa çekmişlerden olarak) siyaset çehreleri çok değiştirdi. Rahmetli Süleyman DEMİREL beyefendiyi DÜN DÜNDÜR,BUGÜNDE BUGÜN sözüyle bile eleştiri bombardımanına tutanların kendi siyasi söylemlerini neden gözden geçirmediklerini şaşkınlıkla ve hayretle izliyorum. Halbuki tek kanallı Tv döneminden çok kanallı ve şimdilerde de uydular marifetiyle dünyayı izleyebiliyorken ve bu kanalların arşivleri herkese açık tutulmuşken,neden siyasi kimlikli kişiler önceki söylemlerine bir göz atmazlar?Bugünkü söylemleri dünkü söylem ve eylemleriyle çatışıyor,bunu niye görmüyorlar?
Ben hiç özür dileyen siyaset insanı görmedim.Onlar hep haklıdır,kayıtlarda onları haklı çıkarmak üzere kurguludur.Seçimle gelinen her makamın sahibi bence kendini millete mes’ul hissetmesi gerekirken, yok sayma eğilimi gösterdiklerini şaşkınlıkla izliyorum.Seçim zamanı muhabbet havalarının, tanımaz havalara dönüştüğünü görüyorum.Özellikle mahalli idareler için bu sözüm daha mı ağırlıklı, bilemiyorum.

Haa,hiçbir siyasi partinin mensubu değilim.Herhangibir sendika bağlantımda yok ve olmadı ama çok şükür Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir ferdiyim ve bundan gurur duyuyorum.TÜRK olmakla övünen her insanla diyaloğum vardır.Her siyasi görüşten insanla oturup-hasbihal ederim ama ülkemin birliği ve bütünlüğü vazgeçilmez beklentimdir.

Şimdi,siyasetle uğraşan insanlara diyorum ki: Herkes sizinle aynı şeyleri düşünmüyor olabilir ve bu o insanları yok sayarak politika üretmenizi gerektirmez.Hangi siyasi parti iktidar olma vizyonu olmadan kurulur ki?Vatandaşı inandırmak için ne planlandığı ve nasıl yapılacağına ilişkin stratejik planlar onun anlayacağı dille ve örnekle anlatılırsa anlam kazanır.Aksi durum,vatandaşın zekâsıyla alay etmek olur.

Ben Sümer ŞENOL hocamdan gördüğüm gibi önemli haberleri keserek yada kopyalayarak saklarım,benzer haberlere rastladığımda da mukayese ederim.Bu yazıyı kaleme almama sebep olanda bu durumlardan biri.2002 seçimlerinde iktidar olan partinin Isparta milletvekili bir Şarkikaraağaçlının radyo haberlerine yansıyan konuşmalarını kaydetmişim.Yeniden dinleyince YAPILDI dediği şeylerin büyük bir kısmının bugün bile halâ yapılamadığını hatırlayınca hayretler içinde kaldım.Adam sadece bir dönem milletvekili idi ve sonrasında yüzünü gören oldumu,bilmiyorum.

TBMM çatısı altında iktidar ve muhalefet milletvekillerinin birbirlerine nasıl hitap ettiklerini, kameralara yansımayan zamanlarda nasıl davrandıkları merakıma muciptir. (12 Eylül öncesini bizzat zamanın siyasilerinden dinlemişliğim vardır özellikle Hüsamettin CİNDORUK beyden) Muhalefette olmak iktidardakinin her dediğine HAYIR demeyi mi gerektiriyor? İktidarda olmak muhalefettekileri küçümsemeyi mi gerektiriyor? Siyasi arenada yerim olmadığı için bilgilendirilmeye ihtiyaç duyuyorum. Ama günümüz siyasilerinin çelişkilerle dolu açıklamaları,bazen tarih bilmez-bilgiyi kaynağa dayandırmaz halleri beni ürkütüyor!

Oy zamanı gelince değer kazanan halkın seçim sonrası zihin ayarlarıyla oynanmasını doğru bulmadığımı,son zamanların moda deyimi ALGI OPERASYONU vb söylemlere de itibar etmediğimizi ilgililerin bilgisine sunmak istiyorum. Milli irade; yansımış hali ile beklentiyi ifade ediyorsa eğer, siyasiler de gereğini yapmalıdır. Vatandaşın verdiği yetki yada sorumluluk yerinde ve doğru kullanılmalıdır. Vatandaşlık görevlerini bihakkın yerine getiren bir fert olarak bunu isteme hakkımı kullanıyorum. Ve herkesin de tavrını oluşturmasını bekliyorum.

Selam ve saygılarımla