( 1904 İSTANBUL 1983 )
26 Mayıs 1904 senesinde İstanbul’da doğan şâir ve yazar Necip Fazıl Kısakürek, çileli bir hayat yaşadıktan sonra, İstanbul’da 25 Mayıs 1883 tarihinde vefat etti. 79 yıllık hayatın içerisine gazete, deri ve mecmuaların dışında yetmişe yakın esere imza attı.
Dava adamı olarak çektiği çilelerin mana ve ruh potansiyelini şiir kitabının adı olarak değerlendirildiği için necip Fazıl’ı andığımız zaman, çektiği çilelerden ister istemez söz ediyoruz. Bunların içerisine 1944 senesinde İkinci Askerlik adıyla Eğirdir Dağ Komando Okulu’a sürgün gelişinden söz ediyoruz…
1929-1931 yılları arasında İstanbul’da askerlik yapmış olmasına rağmen Üstat 1942 senesinde askerlik için Erzurum’a gönderilir. Bu dönem bir buçuk, iki ay sürer. 1943 Senesinde ‘’Büyük Doğu Mecmuasını’’ çıkarması sonucu rahatsız olan tek parti iktidarı
çareyi sürgünde bulur. Derginin sesini kesmek için Necip Fazıl’ı asker olarak Eğirdir’e gönderir. Üstat, 1944 Mayısından 1945 Ocak ayına kadar Eğirdir’de kalır…
Bu sürgün olayı Üstad’ı sarsar…
* * *
Necip Fazıl, çok okuyan, güzel yorum yapan ve tenkit ettiği konulara yapılması gereken işleri ve çareleri ekleyen insandır. 1904-1934 yılları arasındaki hayatını yok sayar. Bu dönemi gökyüzünden habersiz uçurtma uçurma dönemi olarak değerlendirir. İlahi ve huzur verici aşkı tadamadığı için hayıflanır.
Bunun için şöyle der:
‘’ Allah dostunu gördüm bundan altı yıl evvel,
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel…’’Bu Allah dostu, Laleli Camiinde o zamanlar vaiz olarak çalışan Abdülhakim Arvasi Hazretleridir. İlah’i aşk ve vecdi Necip Fazıl’ın ruhuna yerleştirmiş ve ilahî aşkla beraber yazacağı eserler için de yol göstermiştir. Bunu Necip Fazıl, eser adlı beyitinde şöyle dile getirmiştir:
‘’ Gecekondu yapısı bir üfürüklük eser…
Elbet beklenen rüzgar bir gün Kıbleden eser!..’’
Necip Fazıl, çile çekilmeden dava adamı olunamayacağına inanan insandır. Bunun için Çile şiirini ve çile kitabını yazmıştır. Yine bu konuyu ‘ Fikir Sancısı ‘ adını taşıyan bir beyitlik şiirinde şöyle dile getirmiştir:
‘’ Lafımın dostusunuz, çilemin yabancısı,
Yok mudur, sizin köyde, çeken fikir sancısı? ‘’
Bütün bunlar dava ve sanat adamı olma yolunun çile çekmeden geçtiğini gösteriyor.Onun için bu yazımı Üstad’ın ‘ SANAT ‘ adını taşıyan şiiriyle bitirmek ve Üstad’ın ruhuna Fatihalar gönderelim diyorum:
‘’ Anladım işi, sanat, Allah’ı aramakmış,
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış… ‘’





















tıpkı ıspartalının hasan balamanı beğenmeyip chp-mhp ittifakı ile mhp yi belediye başkanlığına taşıması gibi şimdi türkiye genelinde organize olmaya çalışarak ekmelettin denilen belki kendilerinin bile kim olduğunu bilmeyen sırf ak partinin sözümona önünü kesme planlarıyla hareket ederek hala ülkeyi ( önceden gizli şimdi aleni ) bölmeye çalışmakytadırlar. ey gafiller değil iki parti ak parti dışındakiler bir araya gelseniz yüzdeniz yine yetmiyor ne kadar ucuz hesaplardasınız gerçi tarih boyunca hep bu şekilde ağız kalabalığı ile milleti peşinize takmaya çalıştınız ama yine fiyasko…. mehmet doğan silleli üstad ve yazarın tespitlerine ve şiirine can ı gönülden katılıyorum Allah yoluna selamet versin ….
Sayın Aktaş ilginize teşekkürler. İşler özetlediğiniz gibi. Sözüm ona 13 parti, hak ve hukuku çiğneyip kinle hereket ettiği için sonuca varamadı. Çünkü kırk yarımdan bir bütün olmaz. Selamlar…
( a. ş. Selimoğlu- Isparta )
Sayın İbrahim Aktaş, yorumunuz ”Yeni Cumhurbaşkanımız Hayırlı Olsun. ” yazısnın altına değil yanlışlıkla buraya atılmış. Kusura bakmayın Selamlar. ( A.Ş. Selimoğlu- Isparta )