Bu çağ, bu devir çok korkunç ve materyalist. İşte hep bu yüzden, İşlerimizin ve ilişkilerimizin bereketi kaçtı. Kimse “çok iyi işlerim, doyuyorum”…
Bu çağ, bu devir çok korkunç ve materyalist. İşte hep bu yüzden, İşlerimizin ve ilişkilerimizin bereketi kaçtı. Kimse “çok iyi işlerim, doyuyorum” diyemiyor. Tamam, kazancımız iyi, fakat bereket bu mudur? Ya huzur? hiç birisi yok. Tiryakiliğe ya da bağımlılığa dönüşen, menfaat düşkünü olan bunca insan arasında, gerçek dostluklar, menfaate dayanmayan ilişkileri kurabiliyor muyuz? Samimiyet nedir? söyledikleriniz ile kalbinizde taşıdıklarınız, davranışlarınıza yansımasıdır.
Yani özünüz ile sözünüz bir olmasıdır. Samimiyet demek; hakkı savunmak ve karşındakinin de haklarını korumaktır, merhameti yaşamak, iyiliği bilmek, kardeşliği hissetmek, vefayı gözetmektir. Her ortama göre renk değiştirmek değildir samimiyet. Böyle miyiz biz? Biliniz ki, bu sorular, öncelikle kendime soruyorum, cevabını da dostlarımın yani tanıyanların vermesine bırakıyorum. Örnek mi lazım; sürekli dostlarımızın, arkadaşlarımızın maddi ve manevi imkanlarını kullanıp da kendi imkanlarımızı onlardan saklamakta olan bir kişinin samimiyetine ne kadar güvenirsiniz. Ya da söz edebilir miyiz? Kimse “yoğurdum ekşi” demiyor, kimse “terazim eğri” demiyor, kimse “adaletim yamuk” demiyor, kimse “ben yalancı namussuzum” demiyor. Hepimiz en doğruyuz, cehennem boş kalacak bu gidişle.
Bir de bu yetmezmiş gibi samimiyeti kusur olarak görenler durup bir de başkalarının samimiyetini yargılarlar, işte ona çok bozuluyorum asıl ben. Adam sütten çıkmış ak bir kaşık gibi. Bir tek soru soruyorum. Camiye gittiğinizde vaaz veren vaiz gibi her gün bunca toplumlarda ahlak ve etik kurallarından dolu dolu bahsederken, alim ve ulema gibi fetva verirken; dönüp de yaşantınıza baktınız mı? kimse olmadan sadece yukarıdaki yaratanın gözü önünde kendinizi yargıladınız mı? “Ne kadar dürüş, ne kadar samimiyim” diye. Özü ve sözü bir olma zor. Eğri bile otursan, doğruyu konuşacaksın ve öyle olacaksın. Ben mi? Valla elimden geldiğince olmaya çalışıyorum, kimseye yamulmadan, eğilmeden, bükülmeden; Gerçek neyse o. Kırılan kırılır, yarılan yarılır elbette. Ama dediğim gibi bunun muhakemesini önce Allah’a, sonra da okuyucularıma bırakıyorum. Son sözüm ne biliyormusunuz. Allah insanlar 2 tür yarattı; İyi insan- Kötü insan. bunun arası ve ortası yoktur. Her konuda çocuklar gibi samimi ve onlar gibi dürüst ve temiz olabilmektir insan olmanın temel esası. O zaman; Herkes kendi kapusunun önünü süpürür gibi önce kendini temizlemeli ki toplumu düzeltecek zaten bireylerin düzgünlüğüdür.
Secattin BÜYÜKDAVRAZ