Isparta Baro Başkanı Av. Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, son günlerde yaşanan, yolsuzluk iddiası ile başlatılan soruşturmanın hiçbir şekilde örtbas edilmeden, etkin bir şekilde…
Isparta Baro Başkanı Av. Gökmen Hakkı Gökmenoğlu, son günlerde yaşanan, yolsuzluk iddiası ile başlatılan soruşturmanın hiçbir şekilde örtbas edilmeden, etkin bir şekilde yürütülmesinin takipçisi olacaklarını söyledi.Yapılan yolsuzluk operasyonuna ilişkin açıklamada bulunan Baro Başkanı Gökmen Gökmenoğlu, “Isparta Baro Başkanlığı; son günlerde yaşanan, yolsuzluk iddiası ile başlatılan soruşturmanın hiçbir şekilde örtbas edilmeden, etkin bir şekilde yürütülmesinin takipçisi olacaktır. Aynı şekilde yargı eliyle siyasete ve ülke yönetimine müdahale edildiğine dair devletin en üst seviyelerinde dile getirilen iddialarında aynı şekilde yakından takipçisidir.” dedi.
Adli Kolluk Yönetmeliği’nin operasyonun hemen ardından değiştirildiğine vurgu yapan Gökmenoğlu, “Adli Kolluk Yönetmeliğine karşı Türkiye Barolar Birliği’nin açmış olduğu, iptal davasında Danıştay tarafından yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir. Buna göre, savcıların vermiş oldukları talimatların Başsavcı onayına sunulması; kolluğun savcıların talimatlarını yerine getirirken Başsavcının da olurunu aramaya kalkışmaları; kolluğun el koyduğu olayları yargısal faaliyetle hiçbir ilgisi olmayan mülki amirlere bildirmesine dair düzenleme, yürütmeyi durdurma kararı sebebiyle uygulanmayacaktır. Ancak Adli Kolluk yönetmeliğinde yapılan 21/12/2013 tarihli değişikliğin bir an için gerekli olduğunu düşünsek bile! bu değişikliğin neden son yolsuzluk soruşturmasından hemen sonra yapıldığını, öncesinde yapılan Ergenekon, Balyoz, Şike soruşturmalarında Adli kolluk yönetmeliğinin neden değiştirilmediğini de ayrıca merak ediyoruz. Basında Balyoz, Ergenekon, Şike isimleri ile anılan davalardan dolayı yıllardan bu yana cezaevinde yatanların Adli Kolluk yönetmeliği nedeni ile uğramış olduğu bir haksızlık var ise telafisi sağlana bilecek midir? Yine bunun gibi kamuoyunda ismi dahi geçmeyen birçok örgütsel operasyonlar da cabasıdır.
İçinde bulunduğumuz süreçte yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirleriyle ve kendi içlerinde yaşanan hesaplaşmanın, toplum üzerinde telafisi uzun yıllar mümkün olmayacak yıkıcı etkilere yol açacağı muhakkaktır.
En önemlisi de Adalete güvenin sarsılması halinde bunun telafisi çok güç ve zor olacaktır. HSYK Genel Kurulunca, 26.12.2013 tarihinde, anılan bu yönetmelik değişikliği ile ilgili yapılan açıklama, henüz Danıştay da devam eden bir yargı süreci varken nasıl etik değilse, Aynı şekilde Bir soruşturma savcısının, soruşturmadan el çektirilince Adliye önünde Basın açıklaması yapması ve Bildiri dağıtması da o kadar etik olmamıştır.
Yargının bir siyasi hesaplaşma arenasına dönüştürülmesiyle patlayan devlet krizi neticesinde, çıkışın yolu, bu krizin taraflarından birinin yanında siyasi menfaat gözeterek yer almak değil, yurttaşın üstün menfaatine olacak şekilde, hukuk devleti ve demokrasiden yana ilkesel tavır almaktır. Böylece yaşanan vahim olaylardan gerekli dersler çıkarılarak hukukun üstünlüğünün ve vatandaşın hukuki güvenliğinin sağlandığı aydınlık bir gelecek toplumun bütün kesimlerinin işbirliğiyle inşa edilebilecektir.
Yasama, Yürütme ve Yargı temsilcilerinin tamamına sorumluluklarını bir kez daha hatırlatır, üstün menfaatin; Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasının ve İstikrarın olduğunu belirtir, kişi ve kişilerin işledikleri iddia edilen olaylarla kamu kurum ve kurumlarının ve kamunun üstün menfaatinin zedelenmemesi gerektiğini kamuoyuna saygılarımızla arz ederiz.” ifadelerini kullandı.