Isparta Mimarlar Odası, Kutlubey (Ulu) Camii'nin kısa aralıklarla iki kez restorasyona alınmasının gerekçelerini açıkladı. İlk çalışmanın yüzeysel kaldığını belirten Oda, 2023-2026 arasındaki son restorasyonun statik ve deprem güvenliği için zorunlu olduğunu vurguladı.
Isparta’nın simge yapılarından tarihi Kutlubey (Ulu) Camii’nin 2015 yılındaki onarımın ardından çok kısa bir süre geçmesine rağmen 2023 yılında yeniden kapatılarak uzun süreli bir restorasyona alınmasıyla ilgili teknik gerçekleri Mimarlar Odası Isparta Temsilciliği gözler önüne serdi. Kamuoyunda oluşan “Yapılan harcamalar boşa mı gitti, kamu kaynağı israf mı edildi?” sorularına yanıt veren Mimarlar Odası, tarihi yapının geçirdiği iki ayrı restorasyon süreci arasındaki nitelik ve kapsam farklarını teknik detaylarıyla paylaştı.
Mimarlar Odası’nın değerlendirmesine göre, 2014-2015 yıllarında yapılan ilk müdahale esasen yapının dönemsel yıpranmalarını gidermeye yönelik yüzeysel bir bakımdan ibaretti. Çatı sızıntıları, yüzey temizliği ve ahşap aksam onarımı gibi acil ihtiyaçlara odaklanan bu ilk çalışmanın, bütçe ve zaman kısıtları nedeniyle binanın derinliklerinde yatan statik ve zemin problemlerini çözmeye yetmediği ifade edildi. Tarihi yığma yapılarda zamanla köfke taşı duvarların taşıma kapasitesi, ahşap hatılların yorgunluğu ve deprem riskinin artması sebebiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından köklü ve taşıyıcı sistemi hedef alan ikinci bir restorasyonun zorunlu hale geldiği vurgulandı.
Nisan 2023’te başlatılan ve Mart 2026’da tamamlanarak camiyi yeniden ibadete açan son sürecin ise yüzeysel bir onarımın çok ötesinde olduğu belirtildi. Yapının zemin oturmaları, taşıyıcı sütunlardaki iç çatlaklar ve üst örtü sistemindeki derin risklerin baştan aşağı ele alındığı aktarılan açıklamada; Horasan harcı kullanımı, köfke taşı restorasyonu ve ahşap tezyinatların özgün dokusuna sadık kalınarak yenilenmesi gibi kapsamlı bir mühendislik çalışması yürütüldüğü kaydedildi.
İlk çalışmanın yetersizliği nedeniyle ikinci kez büyük bir bütçe ayrılmak zorunda kalınmasını planlama ve süreç yönetimi açısından eleştiren Mimarlar Odası, buna karşın yapılan son müdahalenin Ulu Cami’nin geleceğe güvenle aktarılması adına kaçınılmaz bir teknik zorunluluk olduğunun altını çizdi.