DOLAR 16,5395 -2.05%
EURO 17,5744 -1.7%
ALTIN 969,49-2,26
BITCOIN 341763-4,83%
Isparta
18°

PARÇALI BULUTLU

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Şakir Aksöz

Şakir Aksöz

06 Kasım 2015 Cuma

1 Kasım’ın mesajları

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Siyaset bir “toplum mühendisliği” işidir. Stratejiyi iyi kurarsanız, sandıkta kazanırsınız. Demokrasinin vazgeçilmezi sandık ise, milletin tercihi ise siyasi partilerin buna göre kendilerini konuşlandırmaları gerekiyor. Hatayı başka yerlerde, millette aramak bir siyasetçinin yapacağı en büyük yanlıştır.
Türkiye için en önemli seçimlerden biri olan 1 Kasım genel seçimlerini geride bıraktık. Sonuçlar ne olursa – olsun milletin takdirini herkesin baş tacı yapması gerekiyor.
Türkiye genelindeki sonuçlar ile ilgili yorumlar yapılıyor. Tek cümle ile Türkiye’deki sonuçların özeti şu: Vatandaş İSTİKRAR istedi.
AK Parti 7 Haziran’dan sonra süreci çok iyi yönetti ve 7 Haziran’da milletten aldığı ikazı değerlendirdi. Her konuda eksiklerini gidermeye çalıştı ve başardı.
MHP 5 ayda 2 milyon oy kaybetti. Bunda çeşitli etkenler var. En önemli etken MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin üzerindeki “HAYIR” cı algısı ve parti içindeki önemli isimlere konulan ambargolar. CHP oyunu artırdı ama beklenilen artış sağlanamadı. Diğer küçük partilerde ise ciddi bir erime yaşandı.
Isparta’ya gelince; Türkiye genelindeki siyasi yansımalar ve oy kaymaları Isparta’da da yaşandı. Ancak AK Parti Isparta’da rekor kırdı ve Türkiye ortalamasının üzerinde oy aldı. 3. milletvekilliğini de az bir oyla kaybetti.
AK Parti’nin Isparta’da Türkiye ortalamasının üzerinde oy artışında en önemli etken 4. dönem Isparta’dan liste başına konulan Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’in çalışmalarıdır.
Bilgiç, 7 Haziran seçimlerinden önce ve son süreçte kendisini “uzlaşmacı, ağabey” pozisyonuna koydu ve böyle davrandı. Birleştirici tavrı, hizmet odakları çalışma ve açıklamalarının yanında, nokta atışı çalışmaları da ciddi etki yaptı, güven verdi.
2. sıra adayı Said Yüce ve 3. sıra adayı Haydar Kemal Kurt’da yoğun bir çaba sarfetti. Said Yüce, uzlaşmacı ve sakin tavırları ile puan topladı. AK Parti teşkilatı da ciddi bir çalışma yaptı.
MHP teşkilatı, milletvekili adayları, Belediye Başkanı Günyadın’da ciddi bir çalışma yapmalarına rağmen oy düşüşünü engelleyemediler.
MHP’nin Türkiye genelindeki algısı Isparta’ya da yansıdı. Nuri Okutan oy kaybına rağmen milletvekili olarak Ankara’ya gitti. MHP’den önemli bir oy AK Parti’ye kaydı. MHP ve CHP arasında da oy kayması yaşandı. Daha önce CHP’ye oy veren önemli bir kesimde AK Parti’ye “istikrar” beklentisi nedeniyle oy verdiğini biliyorum.
CHP Isparta’da oy kaybetse de bu ciddi bir oranda değil.
MHP İl Başkanı sevgili dostum, hemşehrim İsa Yalçın, televizyon programına yaptığı canlı bağlantıda benim sözlerimi ve beni “taraflı” olduğum şeklinde eleştirmiş. Saygı duyarım, sayın başkanla hayatta polemiğe girmem. Ancak şunu belirtmem gerekir ki: Hiç kimsenin, hele hele bizim MHP’nin iç işlerine karışma gibi bir durumumuz ve haddimiz olmaz. Ben sadece MHP’nin neden oy kaybettiğinin tespitini yaptım. Ki bu konuda çok sayıda MHP’li ve diğer vatandaşın benimle hemfikir olduğunu düşünüyorum.
Isparta’nın sorunlarına “duyarlı” olup – olmadığımıza gelince; Biz her konuda en az Sayın Yalçın kadar Isparta’nın sorunlarına duyarlıyız ve Isparta’nın sorunlarını üzerimize vazife olmamasına rağmen kendimize dert ediniyoruz. Isparta’ya çivi çakanın, hizmet edenin kim olursa – olsun yanında oluruz, destek veririz. Hizmet bizim için her zaman siyasetin önünde gelir.
Seçimin ardından Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın AK Parti Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç’i araması, AK Partili Belediye Meclis üyelerini tebrik etmesi önemli bir adım. Seçim bitti “Isparta’ya hizmet zamanı.”
Siyaset bir “toplum mühendisliği” işidir. Stratejiyi iyi kurarsanız, sandıkta kazanırsınız. AK Parti bunu çok iyi yapıyor ve yaptı. Demokrasinin vazgeçilmezi sandık ise, milletin tercihi ise siyasi partilerin buna göre kendilerini konuşlandırmaları gerekiyor. Hatayı başka yerlerde, millette aramak bir siyasetçinin yapacağı en büyük yanlıştır. İletişim dünyasında, dağda dahi binlerce kanalın izlenebildiği, her evde internetin kullanıldığı günümüzde suçu vatandaşa yüklemek, hele hele hakaret etmek büyük bir yanlıştır.
Seçim sonuçlarının iyi okunması gerekiyor. Sonuçlar ülkemize ve ilimize hayırlı olsun temennisiyle…

Devamını Oku

Hız ve gösterinin getirdiği facia

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Önceki gün gece kaldırımda yürüyen bir aile yok oldu. Neden? Muhtemelen süratli araç kullanma merakı, gösteri merakı yüzünden. Hiç kimse kusura bakmasın. 4 canın hesabını kim verecek? Hiçbir suçu yokken, kaldırımda yürürken yok olan ailenin acısını kim dindirecek?

Birileri keyif için, anlaşılmaz bir heyecan için kurallara uymayacak, hız yapacak, öbür tarafta masum insanlar, çocuklar feci şekilde can verecek. Araç sürücüsü de hayatını kaybetti, Allah rahmet eymesin. Aşırı sürat var deniyor ama bilmiyoruz. Görünen o ki aşırı sürat var. Çünkü şehir içinde normal bir süratle 5 can kaybı olmaz.

Aracın durumuna da baktığınız zaman anlarsınız. Nasıl bir meraktır bu? Nasıl bir iştir? Kendisinin ve bir çok insanın can güvenliğini tehlikeye atan nasıl bir mantıktır? Olmaz böyle bir şey. Emniyetin kesinlikle ama kesinlikle bu konuda çok acil önlem alması gerekiyor.

Özellikle hepsi için geçerli değil ama ciddi oranda bir doğan – şahin marka araçlarda hız tutkusu var. Normal araç ihtiyacı için kullananlara kimse bir şey söyleyemez. Peki sadece hız ve gösterisi tutkusu için doğan – şahin alan – kullananlar var. Sadece doğan – şahin kullananlar değil, şehrin göbeğinde yarış yapan, gösteri yapanlar var. Ne olur bunlara izin verilmesin. İsten otomobil, ister motor fark etmez. Hem kendi canlarını, hem sokaktaki masum insanın canını tehlikeye atıyorlar.

Bunu yapanlar hemen trafikten men edilmeli. Vatandaşlarda anında trafiğe haber vermeli. Emniyette şehir merkezi dışında kalan mahallelerde, Gökçay bölgesinde denetimlerini sıklaştırmalı. Canın geri dönüşümü yok, telafisi yok. O nedenle lütfen böyle manyak alışkanlıklardan vazgeçelim. Hiç kimsenin canı ile oynamayalım. 5 vatandaşımıza da Allah’tan rahmet diliyorum.

Devamını Oku

Demek ki müdürsüz daha iyi oluyormuş!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Demek ki bazı kurumlar, müdürleri kifayetsiz olduğu için, müdürsüz daha iyi çalışıyormuş.

Baksanıza Kültür ve Turizm Müdürlüğü aylardır boş ama Isparta’ya gelen turist sayısı artmış, Barla’da önemli projeler hayata geçiyor, Eğirdir’de Otel ve pansiyonlar dolu v.s.,

Daha da önemlisi 10 yıldır bekleyen, Yalvaç Antik Kentte yapılacak kazılar için gelen para bulundu ve kazıda harcanıyor.

Kültür Turizmde yaklaşık bir yıldır müdür yok ama işler daha iyi.

Allah aşkına bir müdür 650 bin lirayı “kazı için millet para diye kıvranırken” nasıl unutur veya Isparta için kullanmaz.

Bilmem anlatabildim mi?

Abdullah Kılıç müdürüm bir ara sohbet etsek.

Devamını Oku

Aynı kafa devam ediyor

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ağızlarında sadece “doğa”yı koruma sloganı. “Ne yapılacağını bilmezler, sadece istemediklerini” söylerler. Bu kafa Türkiye’ye çok şey kaybettirdi

Bu ülkede belirli bir kesim vardır; her zaman “istemezleri” oynarlar. Bahaneleri ise “doğa” ve “doğayı koruma” sloganlarıdır. Sanırsınız ki, doğayı sadece onlar seviyor, sadece onlar koruyor, yapılacak yatırım ve çalışmalar doğayı katledecek.

Yatırım yapılır, önce bunlar kullanır, unutarlar önceki yaptıklarını.

Aynı durum bu günlerde Gölcük için geçerli. Orman Milli Parklar Bölge Müdürü Adnan Yılmaztürk. Bu ismi Ispartalı bir çok insan bilir. Çalışkan, vizyoner, memleket sevdalısı, proje üreten bir bürokrat. Isparta ve bölgeye de önemli hizmetleri var.

Uzun süredir de Gölcük üzerinde çalışıyor. Tek derdi var Gölcük gibi bir tabiat harikasını Isparta ve Türkiye’ye kazandırmak; marka yapmak. Yani memleket için, Isparta için çalışıyor.

Proje Gölcük ve Isparta açısından çok ama çok önemli. Abant Türkiye’de nasıl bir marka ise bu proje ile Gölcük Abant’ın önüne geçecek noktada.

Proje “koruma – kullanma” dengesini sağlamak amaçlı. Yani doğa – çevre – ağaç katliamı yok. Tam tersi koruma var.

Peki bizim adı “Çevreci – doğa sever” olanlar ne yapıyor. “Gölcük’te doğa katliamı yapılacak, proje hayata geçmesin.”

Sorsanız, projenin ne olduğunu bilmezler, ne yapılacağını bilmezler? Projenin Isparta ve Türkiye’ye katacağını bilmezler. Sadece “yapılmasın” derler. Çünkü dertleri başkadır.

Doğa ile ilgili “koruma – kullanma” dengesi gözetiliyorsa sorun yoktur. Ancak bu zihniyet sadece “koruma” kapsamındadır. Tabii ki korunsun, tabii ki doğa katledilmesin. Ancak, insanların yaşam standardı ve yatırım için sınırlı oranda “kullanmayı” da düşünmek zorundasınız. Denge kurulduğu sürece yatırımlar yapılmalı.

Malum zihniyet gibi düşündüğünüz de insanlara yaşama hakkı dahi vermezsiniz.

Ayrıca, projede doğa katliamı yok, ağaç katliamı yok. Gölcük’teki mevcut yapı korunarak yapılacak yatırımlar var. Kimse kusura bakmasın; bir – kaç ağaç kesilecekse kesilir. Yerine binlerce dikilir.

“Her şeyi koruyalım” diye bakarsanız, ülkeyi yaşanamaz hale getirirsiniz. Yapılacak şey “koruma – kullanma” dengesini sağlamaktır.

Yaptıkları sadece konuşmak, slogan atmak, çevreci geçinmek olan bu insanlara sormak gerekiyor:”Siz doğayı korumak için ne yapıyorsunuz?”diye.

Bu yazıdan sonra sosyal medya ve basın üzerinden bana karşı saldırıya geçeceklerini biliyorum. Ama şimdiden söyleyeyim: Umurumda değil.

Bu ülke bugüne kadar sizin gibiler yüzünden çok çekti.

Dengeyi bozmadan, bir iş yapılacaksa – yapılır ve gerekirse telafi edilir. Sayın Adnan Yılmaztürk, Sayın Fevzi Özdemir ve proje üzerinde çalışanları tebrik ediyorum. Isparta kamuoyunun sesini yükseltmesi ve bu yatırımlara destek olması gerekiyor.

Hiç kimsenin “doğanın” korunması noktasında endişesi olmasın. Ancak sloganlarla “insanlara eziyet” çektirmenin de bir anlamı yok.

Aynı kafa İstanbul’a üçüncü köprüye de, üçüncü havalimanına da, otoyollara da, kısaca her şeye karşı. Biz “doğayı” da koruruz, yatırımlardan da faydalanırız. Sizin niyetiniz “ilk çağlarda” kalmaksa bizce mahsuru yok.

Devamını Oku

Sıralamada ben yokum…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Her gün gittiğimiz her yerde, her sohbette, hemen hemene her telefonda “AK Parti, MHP ve CHP”nin milletvekili sıralamasının nasıl olacağını soruyor arkadaşlar.

Hepsine bunu bilmemizin mümkün olmayacağını, AK Parti ve MHP’de genel merkezin, CHP’de ise üyelerin karar vereceğini söylüyor ve “7 Nisan’ı bekleyelim” diyoruz.

Evet, AK Parti ve MHP’de 7 Nisan’a, CHP’de ise resmi ön seçimin yapılacağı 29 Mart’a kadar hiçbir şey kesin ve net değil.

AK Parti’de 40’ın üzerinde aday adayı var ve özellikle 10 isim iddialı. Herkesin kendine göre AK Parti Genel Merkezine, Cumhurbaşkanına, Başbakana ulaşmak için bulduğu veya aradığı kanal var.

Yeni ve eski milletvekillerinin kendilerine referans olmaları için kanala ihtiyaçları yok. Çünkü milletvekilinin referansı kendisidir, çalışmalarıdır. Daha önce veya şimdi beğenilen çalışmalar yapıyorsa, iyiyse listeye alınır. Yoksa alınmaz.

MHP’de de ciddi aday adayları var. Onlar da MHP Genel Merkezi’nde, Genel Başkan Bahçeli üzerinde kanal arıyorlar.

Her iki partide kanalların aranmasının yanında yapılacak anketlerde çıkacak sonuçlar da büyük önem arzediyor. Aday adaylarını kamuoyunun tanıması ve istenmesi gerekiyor.

Sonuç olarak 29 Mart 7 Nisan’a kadar her şey boş. Nefesinizi boşuna yormayın. Bu sistemde tahmin etme şansınız yok. Kesin olan bir şey var, listelerde ben yokum. Bir sondaki seçime inşiallah !!!!

AK Parti’nin Pazar günü yapılan mülakatında aday adaylarına oldukça ilginç ve çapraz sorular gelmiş. Aday adaylarının cevaplarını merak ediyorum.

Bu arada seçim ile ilgili iddiaya girmek isteyenler varsa buyursunlar.

Devamını Oku