DOLAR 9,61531.08%
EURO 11,23671.02%
ALTIN 553,381,55
BIST 1.479,931,68%
BITCOIN 5888070,76%
Isparta
17°

AÇIK

05:52

İMSAK'A KALAN SÜRE

Ömer Karaman

Ömer Karaman

18 Ocak 2021 Pazartesi

    ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ HAKKINDA

    ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ HAKKINDA
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Konuya nereden ve nasıl başlayacağım bilemiyorum. Özgüveni olmayan öğrencilerim ve onların yaşadıkları aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Kalemi kaldırıp yazmak bana çok zor geliyor. Kendine güvenmeyen bireyler, hayatın her alanında her yaşta çile çekiyorlar. Eğitim yaşantıları, iş yaşantıları, sosyal hayatı, başarısızlıklar ve bocalamalarla geçiyor.

    Sevgili anneler babalar özgüveni düşük çocuklar sizin eseriniz. Öncelikle bunu iyi bilin. Yapılan araştırmalara göre özgüven eksikliğinin temel ve en büyük sebebi maalesef anne baba imiş. Çocuğunuza sinirle söylediğiniz bir kelime, bir cümle onun kendine olan güvenini sarsıyor. Sizin sinirinize hâkim olamayıp, sabredemeyip bir çırpıda cümlenizi düzeltmek için psikologlar belki yıllarca uğraşıyor ama tam düzelmiyor işte.

    Özgüven ihtişamlı bir vazo gibidir. Kırıldığı zaman tekrar toparlamak çok zordur. Camları bir araya getirip yapıştırsanız bile eski ihtişamı kalmayabilir. Camları eritip yeniden imal etmelidir. Yani çocuğunuzun özgüveni kırıldı ise en baştan tekrar şekillendirmelidir. Bu da çok zor bir süreçtir. Çoğu anne baba bu sürece ne vakit ayırabilirler ne de sabır gösterebilirler.

    Peki, bu vazoyu kırmamak için ne yapmalıyız? Çocuklarımızın özgüvenini nasıl koruyalım ve yükseltelim? Her daim çocuklarımıza gerçekten güvenmeli ve bunu hissettirmeliyiz. Çocuk anne babasının gerçekten mi yapmacıktan mı davrandığını bilir. Rol yaparak bunu gizleyemezsiniz.

    Düşününki anneniz ya da babanız çok sıkıntıda ve size keyifli gözüküp bunu gizlemeye çalışıyorlar. Bu durumu anlamaz mısınız? Her ne kadar yüzleri gülse de içlerindeki sıkıntıyı hissetmez misiniz? Çocuklarımızda aynıdır. Bizim gerçek duygu ve düşüncelerimizi hemen anlarlar. Bu yüzden kendisine gerçekte güvenmediğiniz çocuğunuza boşuna yapmacıktan sana güveniyorum falan diye cümle kurmayın. Lafa gerek yok o bilir siz ona ne kadar güveniyorsunuz ve sizin ona güvendiğiniz kadar da onun kendine güveni gelir.

    Bu yüzden çocuklarımızın iyi okulları kazanabilmeleri için, ileriki yıllarda başarıları ve mutluluğu için, kendilerine, vatana, millete faydalı olmaları için onlara güvenin ve bunu gerçekten inanarak yapın. Ona güvendiğinizi de tam ve net olarak hissettirin. Gerçekten de üşengeç, hiçbir şeyi düzgün yapamayan, kendisine zor güvenebileceğiniz bir çocuğunuz da olabilir. Ama sizin çocuğunuz olması sizin kanınızdan, canınızdan olması ona güvenmeniz için yeterli bir sebep değil mi? Çocuğunuza çok samimi bir şekilde sarılıp sana güveniyorum demeye ne dersiniz? Belki de bu ufak hareketinizle onun hayatında bambaşka sayfalar açmış olursunuz.

    Bir sonraki özgüven yazımızda size özgüven eksikliğini giderici antrenmanlar vereceğim. Özgüveni yüksek bireyler yetiştirip ya da olup hayatta başarılı olmanız dileklerimle. Sağlıcakla kalın. Hoşça kalın.

    Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

                                                Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

                                                                      Ömer KARAMAN

                                                    İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

    Devamını Oku

    OKUL PUANININ LGS YE ETKİSİ KAÇ PUANDIR?

    OKUL PUANININ LGS YE ETKİSİ KAÇ PUANDIR?
    1

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    -0 (Sıfır) puandır.

    Şaşırdınız mı? Şaka yapmıyorum gerçekten de sıfır puan etkiler. Bildiğiniz sıfır hani doğal sayılar sıfırdan başlar ya onun sıfırı işte. İnanmıyorsanız Google da ‘okul puanının Lgs ye etkisi’ diye yazın ve taratın. Göreceksiniz ki 8. sınıf okul puanı ya da ortaokul diploma puanının Lgs puanına hiçbir etkisi yoktur.

    Lgs de kaliteli bir Anadolu ya da fen lisesini kazanmak istiyorsanız yani puanla öğrenci alan bir okula gitmeyi planlıyorsanız, okul puanı Lgs puanına etki etmez.

    Fakat ben adrese dayalı olarak Lgs sınavından bağımsız evime yakın bir liseye yerleşmek istiyorum derseniz o zaman okul puanı önemli oluyor. Fakat burada da hem okulun kalitesi ve verdiği eğitim, hem de çoğu öğrencinin puanlarının yüksek olmasından dolayı yine diğerlerine nispeten daha iyi olan okullara kayıt yaptırmakta sıkıntı çıkmakta ve çoğu öğrenci nispeten iyi liselere kayıt yaptıramamaktadır.

    Yani kısacası Lgs puanı hesaplanırken okul puanı dikkate alınmaz. Ama öğretmeniniz okul puanının çok etkili olduğunu vs. söylemiştir muhtemelen çünkü öğrenciler okul puanının etkisiz olduğunu öğrenince okul derslerine değil Lgs çalışmalarına ağırlık veriyor bu da öğretmenlerimizin hoşuna gitmiyor.

    Neden bunları açıklama ihtiyacı hissettim? Geçenlerde Lgs ye hazırlık yaptığımız bir öğrencime beden eğitimi veya resim dersi gibi Lgs sınavında soru gelmeyen bir dersten öğretmeni 3-4 gününü alacak (daha doğrusu sınavdan çalacak) ödev vermiş ve eğer yapmazsan zayıf veririm okul puanın Lgs de düşük olur, sende iyi yerleri kazanamazsın tarzında tehdit etmiş.

    Oldu mu şimdi? Bu kadar insafsızlık bu kadar düşüncesizlik olur mu? Sonrada öğretmene saygı azaldı diyorlar. Lgs sınavı Çocukların ergenlik çağında sadece bir defa girebilecekleri bir sınavdır. Ve öğrencinin tüm eğitim hayatını en yoğun şekilde bu sınav etkiler. Çünkü İyi bir lise iyi bir üniversite demektir. Hangi öğretmen ne hakla öğrenciyi Lgs ye çalışmaktan alıkoyabilir? Üstelik sınavda bile çıkmayacak bir şey için…

    Anneler babalar sizlere sesleniyorum. Lütfen bu bilgiye göre çocuğunuzu yönlendirin. Lgs sınavına okul puanının 1 puan bile etkisi yoktur. Çocuklarınız online derslerden günlük programlarına kadar çalışmalarını buna göre ayarlasınlar.

    Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

                                                Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

                                                                      Ömer KARAMAN

                                                    İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

    Devamını Oku

    HAYAT ORMANI

    HAYAT ORMANI
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ömür dediğimiz zaman dilimi çok uzun gözükse de aslında bir anda geçip gidiyor. İnsan geriye baktığında ben ne eserler bıraktım? Ya da hangi faydalı işleri yaptım? Diye düşünmeli. Zaten zaman geçmiştir, elde kalan yapılan iyilikler ve güzel çalışmalardır.

    Zaman öyle bir hızla geçmiştir ki; hiç bitmez sanılan sınav hazırlıkları ve okullar bittiği gibi, üniversitede edinilen meslekte onlarca yıl çalışılmış ve çoktan emekli olunmuştur. Şimdi emeklilik biraz da hesap kitap vaktidir?

    İnsan şöyle düşünür.

    — Hayatım yeterince verimli geçti mi?

    — Aileme, çevreme, insanlara bir faydam dokundu mu?

    — Vatanıma, milletime, insanlığa bir katkım oldu mu?

    — Ortaya ne koyabildim? Bir eserim, ürünüm çalışmam ya da geride bıraktığım benim yetiştirdiğim faydalı bireyler var mı?

    Genç arkadaşım; belki bugün harıl harıl Lgs, Tyt, Ayt sınavlarına hazırlık yapıyorsun. Ya da kendine hâkim olamayıp nefsini yenemeyip oyundu, mesajdı, sosyal medyaydı boşa vakit öldürüyorsun ama emin ol ömrün olurda belli bir yaşa gelince sende bu hesapları yapacaksın.

    İşte o zaman şu andaki çalışmalarının kıymeti belli olacak. Senin şu anda yapacağın her bir çalışma hayat ormanına diktiğin bir fidana dönüşmektedir.

    Fidanları ne kadar artırırsan ormanın o kadar büyüyecek göz alabildiğince geniş bir yaşam alanı olacaktır. Yani bilgin, çevren ve olanakların artacaktır.

    O fidanlar masa başında geçirdiğin saatlerindir. Her biri senin geleceğine yatırımındır.

    Hayat ormanına olabildiğince çok ağaç dik ki sonra nefessiz kalma. Bol oksijende sağlıklı yaşa.

    -Masa başında sabırla otur.

    -Günlük çalışma planın bir gün önceden ya da en geç sabahtan belli olsun.

    -Çalışma plan ve programın mutlaka yazılı olsun. Söz uçar yazı kalır.

    -Zor gördüğün konuları mutlaka detaylıca çalış özellikle onları çalış unutma ki detaylı konular her öğrenciye zordur onları öğrenmek seni bir adım ileriye taşıyacaktır.

    -En önemli şey eksik konuları tespit edip onları güzelce çalışmandır. Unutma ki eksik konular hem sınavda hem de sınavda başarısız olunca hayatta karşına sıkıntı olarak çıkacaktır.  

    -Moral ve motivasyonunu daima koru. Başarıya ulaşacağına olan inancını asla kaybetme. Unutma ki ümidini kesenler asla mutlu olamaz.

    Çok sağlam, detaylı çalışmalar yapıp hayat ormanına bol bol fidan dikmen dileklerimle…

    Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

                                                Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

                                                                      Ömer KARAMAN

                                                    İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

    Devamını Oku

    HİPERAKTİF ÖĞRENCİLER İÇİN DERS ÇALIŞMA TAKTİKLERİ

    HİPERAKTİF ÖĞRENCİLER İÇİN DERS ÇALIŞMA TAKTİKLERİ
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Enerjisini yenemeyen, kıpır kıpır, yerinde duramayan hiperaktif bir çocuğunuz ya da öğrenciniz mi var? Bir türlü masa başına oturup ders çalışamıyor mu? Siz zorlayıp oturtsanız bile hareketsiz kalamıyor ve sürekli bir şeyler mi yapıyor? Elini tutsanız kolunu oynatıyor, kolunu tutsanız, ayaklarıyla debeleniyor, bir türlü defter kitaba bakamıyor, konsantre olamıyor mu? Bu yüzden ne okulda ders dinliyor nede evde masa başında kalıyor değil mi?

    Genellikle böyle bir durumla karşılaşan anne babalar çocuklarını psikolog ya da psikiyatriste götürüp ilaç tedavisine başlarlar. Fakat hiperaktivite ilaçları genellikle tedaviye dönük olmayıp belli bir saat öğrenciyi sakinleştiren ilaçlardır ve gözlemlerime göre öğrenciyi sakinleştirdiği kadar da aklının ve zekâsının çalışmasını yavaşlatan ilaçlardır. Yani bu ilaçlar bir yandan öğrenciyi durgun hale getirirken diğer taraftan da beynini durgunlaştırmaktadır. Özellikle yeni nesil soruların sorulmaya başlandığı şu süreçte bu akıl durgunluğuyla beraber öğrencimizin iyi bir yerleri kazanılması düşünülemez. Bu işin daha görünen birinci kısmıdır. İkinci kısımda ise özellikle belirtilmek istenmeyen ama hepimizin çok iyi bildiği gibi çoğu ilaçlar genellikle kimyasaldır ve belli oranlarda vücuda zararları vardır. Artı alışkanlık yapabilir… vs. Yani ilaç kullanmak bu işteki en son çare olmalıdır.

    Yerinde duramayan, masa başına oturup ders çalışamayan, çocukları olan ailelere benim de tavsiyelerim vardır. İlk tavsiyem eğer mümkünse çocuklarınıza evde spor için ufak tefek aletler alıp gün boyu 15-20 dakikalık periyotlar halinde spor yaptırın ki çocuğunuzdaki bu hareketlilik genellikle enerji birikmesidir. Bu şekilde spor yaparak enerjisini harcamış olsun. Mesela sabah öğle akşam günde 3 defa şöyle 20 dakika kadar spor yapsın, yorulsun sonra sakin sakin çalışacaktır. Zaten çok hareketli çocuk çok zekidir zekâsından yerinde duramaz. Bir masa başına oturup çalışabilse göreceksiniz o potansiyelle neler yapabildiğini.

    Eğer öğrencimiz spor yapmak istemiyor ya da böyle bir imkanınız yoksa size ikinci tavsiyem şu olacaktır. Size en yakın kırtasiyeye gidin iki tane hamur silgi alın. Kırtasiyeci bilir hamur silgiyi. İnternetten de bakabilirsiniz. Bunlar renk renktir ilgi çekici renk almayın lütfen ikisi de aynı renk olsun ve varsa gri olsun. Ne yapacağız bu hamur silgileri? Öğrencimiz masa başında iken bir şey okurken ya da yazı yazarken diğer elinde hamur silgi olacak ve sürekli onu tek elinde sıkacak. Hamur silgiyi asla yazı yazdığı eline almayacak. Yazı yazdığı elde mutlaka kalem olacak, kalem olmayan diğer elinde hamur silgi olacak. Onu sürekli sıkarak enerjisini atacak böylelikle dersine konsantre olacak.

    Deneyin yöntemimin etkisine şaşıracaksınız. Lütfen yazımızı paylaşarak bu bilgilerin diğer ailelere de ulaşmasını sağlayınız. Bu konu ya da eğitimle ilgili takıldığınız başka sorular ya da sorunlar varsa bana iletişimden ulaşabilirsiniz…

    Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere hoşça kalın…

    Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

                                                Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

                                                                      Ömer KARAMAN

                                                    İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

    (Sınavlarda üstün başarı için, mutlaka Youtube Ömer Karaman kanalımızı takip ediniz)

    Devamını Oku

    DERS ÇALIŞMA İSTEĞİ KENDİLİĞİNDEN GELİR Mİ?

    DERS ÇALIŞMA İSTEĞİ KENDİLİĞİNDEN GELİR Mİ?
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Gerçekten de ders çalışma isteği durduk yere kendiliğinden gelir mi?

    — Hayır, gelmez. (Üzgünüm ama durum tam ve net olarak böyle)

    Eğer günlük ders çalışma alışkanlığınız yoksa ve normalde de ders çalışmayan ya da temeliniz zayıf olduğu için çalışamayan bir öğrenci iseniz, birden bire ders çalışma azmi ile dolarım diye boşuna beklemeyin. 20 yıldır eğitimin içindeyim. Üstelik matematik özel ders veriyorum ve bir okulun, bir sınıfın genellikle en zayıf, temeli hiç olmayan öğrencileriyle tanışıp onları zirveye taşımaya çalışıyorum. Yani neredeyse hayatında hiç ders çalışmamış öğrencilerle çalışıyorum. Ben hiç şahit olmadım ya da bir öğrencimden duymadım ki böyle bir ilham olsun da ders çalışmaya başlasın.

    Zaten gelmez de yani gelemez aslında. Ders çalışma isteği kendiliğinden gelmez çünkü bunu engelleyen iki faktör vardır.

    Birincisi nefsimizdir. Nefis hiç bir zaman zor, uğraştırıcı ve detaylı şeyleri sevmez. Onu eğitmez isek, zorlamaz isek normalde çok tembeldir. Ona boyun eğsek bizi yataktan çıkarmaz. Yat uyu der, dinlen der, sonra yaparsın daha vakit var der, acele etme zamanın var der, boş ver der. Nefis bu, zora sıkıntıya gelemez. Bu nedenle ders çalışmaya başlamak isteyen bir kişi nefsini yenerek işe başlayabilir ancak.

    İkincisi ise şeytandır. Şeytan iyi şeyleri sevmez hep kötülük peşindedir. Bu nedenle ders çalışmayı düşünen kişiye sürekli vesvese verir. Dersi boş ver biraz oyun oyna, pijamalarını giy kahveni hazırla bir film izle, çık dışarı biraz gez, alışveriş yap falan gibi düşüncelerle kişiyi vazgeçirmeye çalışır. Öğrencimiz iradeli ise oturup dersini çalışmaya başlar. Fakat şeytan nefis gibi değildir hiç bir zaman boş durmaz. Ders çalışmayı alışkanlıkta edinseniz, masa başına rahatlıkla oturup çalışmaya başlasanız bile bu defa size başka birilerini musallat eder. Mesela sizi en yakın arkadaşınızın ya da kuzeninizin ya da bir tanıdığınızın aklına düşürür. O kişi arar sizi haydi gezmeye gidelim ya da şu işi yapalım diye. Şeytanla baş etmek çok zordur. Demek ki masa başına ders çalışmaya geçtikten sonra dahi daima uyanık ve tetikte olmalıdır.

    Ders çalışmaya başlamanın iki engeli nefsimiz ve şeytandır. Bu nedenle ders çalışma isteği kendiliğinden gelmez, daima başlangıçta zorlama ile olur. İlk başlarda öğrencimiz sıkıla, bunala ders çalışmaya başlar. Fakat üzülmeyin, zamanla bu alışkanlık halini alır ve öğrencimiz zevkle, keyifle ve şevkle ders çalışacaktır.

    Peki, tahmini ne kadar zamanı alır bu sıkıntılı alışma süreci? Benim gözlemlerime göre 40-45 günlük çalışma öğrencimizin alışması için yeterlidir. Peki, çocuğumuz ders çalışmıyor ve bu alışkanlığı kazanmak için kendini zorlayacak iradesi yoksa ya da 3-5 gün dayanabilecek kadar sabrı varsa onu nasıl alıştıracağız? 3 günde ders çalışmaya öğrenciyi alıştıran ve onlarca öğrencimde deneyip güzel sonuçlar aldığımız bir yöntemimiz var. Youtube da ‘Ders çalışma isteği kendiliğinden gelir mi? Ömer karaman’ yazarak tekniğimi anlattığım videoya ulaşabilirsiniz. Bu videodaki yöntem yaklaşık 3 günde öğrencimizi ders çalışmaya alıştıran bir yöntemdir. Videoda yöntemi detaylıca anlattım burada yazmak çok uzun sürerdi. Aşağıda videoyu izleyebilirsiniz.

    Masa başında kalmaya alışan öğrencimiz süper bir iş başarmıştır. Fakat her masa başında kalan ders çalışan öğrenci başarıya ulaşamaz. Hatta her çalışan öğrenci konunun detaylarını kavrayamaz belli şartlar vardır. Örneğin yüksek başarının ana şartı planlı, programlı ve aksatmadan günlük çalışmaktır. Matematiği öğrenmenin ana şartı genellikle ilkokul 3. veya 4. sınıftan itibaren oluşan temel eksikliğini gidermektir. Yani sadece çalışmak ta yetmez. Verimli çalışmazsak iyi okulları kazanamayız. Bunları da sizin taleplerinize göre başka zamanlardaki yazılarımızda inceleyelim.

    Çocuklarınızın daima programlı çalışan ve daima yüksek başarılar elde eden bireyler olması dileklerimle…

    Eğitimle ilgili soru veya sorunlarınız için lütfen mail atınız…

                                                Matematik Öğretmeni & Eğitim Danışmanı

                                                                      Ömer KARAMAN

                                                    İletişim= omerkaraman2003@hotmail.com

    (Sınavlarda üstün başarı için, mutlaka Youtube Ömer Karaman kanalımızı takip ediniz)

    Devamını Oku
    ×

    Gazete32 WhatsApp İhbar

    × Whatsapp İhbar Hattı