DOLAR 16,8853 -2.7%
EURO 17,8334 -2.47%
ALTIN 991,58-2,31
BITCOIN 362424-0,27%
Isparta
16°

AZ BULUTLU

13:12

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Murat Karadaşlı

Murat Karadaşlı

07 Ocak 2014 Salı

SİYASİ İKTİDARIN KIZ KARDEŞLİĞİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kendisine karşı yapılan bir komplonun olduğunu düşünen cemaat, devlet mecralarından tasfiye edildiği yorumlaması ile siyasete müdahale etmek istedi. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. “Biz siyasete karışmayız” gibi bir argüman artık bu noktada cemaat açısından hükümet nezdinde inandırıcılığını yitirmişti. Bu arada cemaat bugüne kadar ektiklerinin bir karşılığı olarak ellerinde neyin olduğunu görmeleri açısından siyasi iktidar ile ciddi bir sınav verdi.

Bazı mubah yollarla tabiri caizse hükümeti hırpalamak istedi; fakat kısmen hükümeti hırpalasa da kendisi bu hırpalanmadan daha fazla zarar gördü. Kendilerine yakın iş adamları borsada müthiş paralar kaybettiler. Halkın büyük bir kısmında kendilerine karşı azımsanmayacak kadar bir sevimsizlik oluşmasına neden oldular. Daha da önemlisi temsil ettikleri düşünülen İslami zaviyeye, İslami hizmete gölge düşürmüş oldular. Kendi müntesiplerine ayıp ettiler, kendilerini kız kardeş ilan ettikleri siyasi iktidara bir bakıma ayıp ettiler.

Kendilerinden ümitvar olan dışarıdan durumu izleyen sempatizanlarına ayıp ettiler. Bu davaya sırf rıza bari için dört elle sarılanların maruz kalacağı haksız ithamlara neden oldukları için o cengâver gönüllülerine ayıp ettiler. Aylık 300 dolar gibi cüz-i miktarlarla yurt dışında kendi bünyelerindeki o cennet yüzlü öğretmenlere ayıp ettiler. Halkın nezdinde bütün koca bir yapıyı samimiyetsiz fertler olarak göstermelerine neden oldukları için ayıp ettiler.

Şimdi gelinen noktada ön görümüz o ki, cemaat kendi zaviyesinden bu işi kendi selameti için daha ileriye götürmeyecek. Mahdut olan sınırlarını gören cemaat aldığı yaraları sarma, telafi etme yoluna gidecektir vesselam.

Devamını Oku

NAKŞİ’nin BENDİ GÜLEN’İ YENDİ… (2)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Evet sevgili okurlar ilk yazımızın devamını merakla bekliyorsunuz. O halde AK parti hükümetinin göreve geldiği andan itibaren kabine içindeki bu tarikat yapılanması da devam etmekteydi. Bir dönem güç birliği adına ittifak yapan tarikat mensupları zaman geçtikçe nasıl ihtilafa düşmüşlerdi. İşte size kabinden bazı isimler ve mensubu olduğu tarikatlar.Yazının birinci kısmını okumak için tıklayınız

Kabinenin yüzde 52’si, Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı’na mensup. Tayyip Erdoğan da aynı dergâha bağlı. Yüzde 16’sı Nurcu.

Abdullah Gül’ün başbakanlığında kurulan 58. AKP Hükümeti, Cumhuriyet tarihinde tarikat etkisinin en ağırlıkta olduğu hükümet özelliği taşıyor. Kabinede yer alan bakanların portresini çıkarmışlar….

ABDULLAH GÜL–ESKİ BAŞBAKAN–DIŞ İŞLERİ BAKANI

Abdullah Gül, Necip Fazıl Kısakürek’in Büyük Doğu ekolünden geliyor. Necip Fazıl, Nakşibendi şeyhi Seyyid Abdülhakim Arvasi’nin dergâhının etkisiyle tarikat-cemaat ilişkilerine katıldı. Kısakürek, gerek Millî Görüş hareketinde, gerekse MHP’de pek çok önde gelen şahsiyetin yetişmesinde önemli rol oynadı. Abdullah Gül de bu isimlerden biri. Gül’ün, Şeyh Abdülhakim Arvasi’nin 1998’de yaşamını yitiren oğlu Ahmet Arvasi’yle dönem dönem görüştüğüne dikkat çekiliyor. Gül’ün 1980 sonrasında sıklıkla Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı şeyhi Esad Coşan’la gizlice görüştüğü de bir diğer önemli bilgi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun. Burslu olarak 2 yıl Londra ve Exter’de kaldı. 1983-91 yılları arasında merkezi Cidde’de olan İslam Kalkınma Bankası’nda (IDB) İktisat uzmanlığı yaptı. IDB’ye Korkut Özal’ın kartvizitiyle yerleştirildi. İslam Kalkınma Bankası’nın Cidde’deki merkez yönetiminde Korkut Özal, Ali Coşkun ve Nevzat Yalçıntaş’ın bulunduğu belirtiliyor.

1991 seçimlerinde Kayseri’den Refah Partisi milletvekili oldu. Refah Partisi’nin Yeni Dünya Düzeni’ni benimseyip “anti Batı” söylemi bıraktığı 10 Ekim 1993 tarihli Büyük Kongresi’nden sonra Abdulah Gül’ün de yıldızı parlamaya başladı. Kapatılan RP’nin Dışilişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yaptı. Partisinin İsrail ve Batı’ya mesafeli politikaları terk etmesinde etkili oldu. Refahyol hükümetinde de Devlet Bakanlığı yaptı. Fakat hep gölge Dışişleri Bakanı olarak anıldı. RP’nin ardından FP içinde yer aldı. Gül, 2000 yılında, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçimlerine kilitlendiği günlerde, Millî Görüş hareketi içinde bir ilki gerçekleştirdi. Kayseri Milletvekili Gül, ABD, İsrail, Fethullah Gülen ve Tayyip Erdoğan destekli olarak kongrede FP Genel Başkan adayı olduğunu açıkladı. Adaylıklarını ilan eden Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener, sonradan Gül’ün lehine adaylıktan çekildiler.

FP de RP’nin devamı olduğu gerekçesiyle kapatılınca, Recep Tayyip Erdoğan’ın “değiştik” diyerek kurduğu AKP’nin kurucuları arasında yer aldı. Gül, “İsrail’le ilişkileri geliştirmek kaçınılmazdır. Yahudilerin en rahat olduğu ülke Türkiye” diyor.

ABD’nin en sevdiği türden “Ilımlı İslamcı”! Gül’ü yakından tanıyan isimler şöyle konuşuyorlar: “Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa dergâhının lideri Esat Coşan’a bağlı kaldı. Coşan ölmeden önce sık sık Gül’le gizlice görüşüyordu… Zaid Kotku, manevi postu Coşan’a, siyasi postu Erbakan’a bırakmıştı. Coşan, 80 sonrasında siyasi postu da almak isteyince, savaş çıktı. 1984-85 yıllarında RP’nin Genel Başkanı Ahmet Tekdal iken, yasaklı olan Necmettin Erbakan ile Esat Coşan arasında “parti içi iktidar kapışması” oldu. Coşan, o günden sonra Erbakan’a hep düşman oldu. Gül, Kutan’a karşı aday olduğunda Coşan, Erbakan’ı bitirmek için bütün gücüyle arkasında yer aldı. ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’in Samanyolu TV’si ve Zaman gazetesi de Gül’ün her çıkışında arkasındaydı. İskendarpaşa Dergâhı, Nakşilerin en Amerikancı ve Batıcı kolu.

ABDÜLKADİR AKSU–İÇİŞLERİ BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhı’na bağlı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun. Milliyetçi Cephe Hükümeti döneminde, 1976’da atandığı Malatya Emniyet Müdürlüğü göreviyle birlikte yükselmeye başladı. Valilik, Emniyet Genel Müdürlüğü görevlerinin ardından 1987’de Diyarbakır’dan ANAP Milletvekili oldu. 1989-91 yılları arasında İçişleri Bakanlığı, 1995’te Devlet Bakanlığı yaptı. 1996’da ANAP’tan ayrılarak Refah Partisi’ne geçti. Son durağı AKP ve yine İçişleri Bakanlığı. İçişleri’ndeki İslamcı örgütlenmenin başladığı 20 yıl öncesi, Aksu’nun da tırmanışa geçtiği dönem. RP ve FP’nin Genel Başkan Yardımcısı olan Abdülkadir Aksu, 80 öncesinde CHP-MSP koalisyonu döneminde, MSP’li Korkut Özal ve Oğuzhan Asiltürk’ün himayesinde Emniyet teşkilatına alındı.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı olur olmaz, 3 bin MSP’li ve MHP’li polisi, altı aylık kurstan sonra komiser ve komiser yardımcısı yaptı. Emniyet içindeki tarikatçı kadronun temelleri de böyle atıldı. 1990 yılı sonunda, Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir defada tam 107 İçişleri kontrolörü kadrosu aldı. Belediyeleri denetleyen esas birim olan Kontrolörler Kurulu da bu operasyondan sonra Batı güdümlü şeriatçıların eline geçti. Çoğu Açıköğretim Fakültesi mezunu olan bu kontrolörlerin yüzde 80’i tarikatçılar arasından özenle seçilmişti. Aksu’nun İçişleri Bakanlığı’nda, bakanlığı iki şeyhin yönettiği iddia ediliyordu. Polis atamalarının, Adıyamanlı Şeyh Raşit Erol (Menzil şeyhi) ile Cizreli Şeyh Abdullah’ın isteğine göre yapıldığı iddiaları sürekli dile getirildi. Bu iddialar, 90’lı yıllarda Meclis’te gensoru konusu bile oldu. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ile Müsteşar Vecdi Gönül, Türkiye’de dinci bir devlet düzeninin hâkim olmasını sağlayacak eylemler içinde olmakla suçlandı.

MEHMET ALİ ŞAHİN–BAŞBAKAN YARDIMCISI

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun. Uzun süre avukatlık yaptıktan sonra, 1995’te milletvekili oldu. Erbakan’a yakındı ama daha sonra Erdoğan’la ilişkileri gelişti ve “bağlılık” derecesinde ilerledi. Şahin de Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına yakın.

BEŞİR ATALAY–DEVLET BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına mensup. Kırıkkale Üniversitesi’nde rektör olduğu dönemde, YÖK, Atalay’ı “irticai” kadrolaşmadan dolayı görevden aldı. Atalay’ın Gül’e yakınlığı biliniyor. 1970’te Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Avukatlık stajından sonra Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde sosyoloji asistanı oldu. Doktorasının ardından, iki yıl ziyaretçi öğretim üyesi olarak Michigan Üniversitesi’nde çalıştı. 1979’da döndü, tekrar aynı üniversitede çalıştı. 1983’te sosyoloji doçenti oldu. 1985’te, Özal döneminde DPT’ye geçti. 1992’de tekrar üniversiteye döndü ve aynı yıl yeni kurulan Kırıkkale Üniversitesi’ne kurucu rektör olarak atandı. Şu anda ANAR’ın koordinatörlüğünü yapıyor. Abdullah Gül, ANAR’ın Ankara bürosunu AKP kurulmadan önce çalışma ofisi olarak kullanıyordu.

ALİ BABACAN–DEVLET BAKANI

1967 doğumlu. ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. 1990’da, ABD’nin ünlü Fullbright bursunu kazanarak bu ülkeye gitti. Northwestern Üniversitesi Kellogg School’da yükseklisans öğrenimi yaptı. Bursu, Korkut Özal’ın sağladığı belirtiliyor. Özal’ın “öğrencim” dediği isimlerden. Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına mensup. AKP yöneticileri, Babacan’ı, “AKP’nin Kemal Derviş’i” olarak nitelendiriyorlar. Halası Hatice Babacan, 1968’de Ankara İlahiyet Fakültesi’ne türban takarak girmiş ve türban olaylarının kıvılcımını çakmıştı. Millî Hareket’in 22. sayısında o günkü olaylar şöyle yazıldı: “Prof. Neşet Çağatay, başı eşarp ile örtülü olarak dersi takip eden birinci sınıf öğrencisi Hatice Babacan’ın başını açmasını istemiş ve sınıftan dışarı atmıştır.”

VECDİ GÖNÜL–MİLLÎ SAVUNMA BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına yakın olduğu ileri sürülüyor. 1978’de dönemin İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk tarafından, İçişleri Bakanlığı’na Müsteşar olarak alındı. 21 Ocak 1987’deki “Gizli Kırıkkale Toplantısı”nın örgütleyicilerinden. Gönü’ün, Asiltürk tarafından keşfedildikten sonra Nakşibendi tarikatıyla tanıştığı belirtiliyor.

ALİ COŞKUN–SANAYİ VE TİCARET BAKANI:

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhından. Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’e yakınlığıyla biliniyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Fakültesi mezunu. İstanbul Üniversitesi’nde işletme ekonomisi mastırı yaptı. Hamburg Wirtschaff Akademisi Şeref Diploması bulunuyor. İhlas Finans Kurumu Yönetim Kurulu Başkanlığı, TOBB Başkanlığı, Türk Suudi Yatırım Holding Başkanlığı, Fatih Üniversitesi Mütevelli Heyet Kurucu Başkan Vekili, Aydınlar Ocağı Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 80 sonrasında tarikatlar arası eşgüdümü sağlamak için oluşturulan Birlik Vakfı’nın kurucusu.

KEMAL UNAKITAN–MALİYE BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhından. Geçen yıl Nakşibendi şeyhi Mehmet Zait Kotku’nun ölüm yıldönümünde, Fatih Camii’nde hatıralarını anlatmıştı. Erdoğan’ın para işlerini yönettiği iddia ediliyor. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı iken, Koordinasyon Kurulu’nda ona vekalet ettiğini kendisi açıkladı. Hakkında 9 ayrı suçlama var.

RECEP AKDAĞ–SAĞLIK BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına mensup. Abdülkadir Aksu’ya yakınlığıyla biliniyor.

BİNALİ YILDIRIM–ULAŞTIRMA BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhından. Eski İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) Yönetim Kurulu Başkanı. 1997’de Ali Müfit Gürtuna döneminde yolsuzluk suçlamalarından dolayı görevden alındı.

SAMİ GÜÇLÜ–TARIM BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhına mensup. Gül’ün yakın arkadaşı. Sakarya Üniversitesi’nde öğretim üyesi.

HİLMİ GÜLER–ENERJİ BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhından. Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı iken, İGDAŞ murahhas üyesiydi. İGDAŞ yolsuzluklarının perde arkasındaki isim olarak değerlendiriliyor. O da Binali Yıldırım gibi Erdoğan’ın belediyedeki “A Takımı”ndan.

ZEKİ ERGEZEN–BAYINDIRLIK BAKANI

Nakşibendi tarikatının İskenderpaşa Dergâhından. Ergezen’in ağabeyi müteahhit ve iflas etmişti. Ergezen’in, bu bakanlığa atanmasına dikkat çekiliyor. Ergezen, Abdülkadir Aksu’ya yakınlığıyla biliniyor.

MURAT BAŞESGİOĞLU–ÇALIŞMA BAKANI

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Mesut Yılmaz’ın başbakanlığındaki 55. hükümette ANAP’tan İçişleri Bakanlığı yaptı. Gençlik yıllarında MHP’liydi. Kastamonu’da ülkücü gençliğin örgütlenmesini sağladı. Kastamonulu Mehmet Feyzi Efendi’den ders aldı. Said-i Nursi’nin talebelerinden.

HÜSEYİN ÇELİK–MİLLİ EĞİTİM BAKANI

DYP kökenli olan Çelik, Nur tarikatının Yeni Asya koluna bağlı. Yine bu grubun vakfı, Med Zehra’nın Başkanı.

MEHMET AYDIN–DEVLET BAKANI

Nur tarikatının Fethullah Gülen koluna yakın. Gülen’in Onursal Başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın düzenlediği Abant Toplantıları’nın bir numaralı yöneticisi. Yine Gülen ve ekibinin örgütlediği “Dinlerarası Diyalog” toplantılarının da örgütleyicilerinden. Tayyip Erdoğan’ın Belediye Başkanlığı döneminde Kültür Yayın Dairesi’yle birlikte birçok toplantı düzenledi. Erdoğan’ın, “Hocam siz yapıyorsanız, doğrudur” diyecek kadar güvendiği bir isim.

ERKAN MUMCU– ESKİ KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI (Yeni ANAP Lideri)

ANAP’ın genç ve modern lideri olarak nitelendirilen Mumcu 1980’lerde “Humeyni”ci. Daha sonra ülkücü olan Mumcu ANAP döneminde Fethullah Gülen’e yakınlaştı.

ABDÜLLATİF ŞENER–BAŞBAKAN YARDIMCISI

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdi. Arapça ve Fransızca biliyor. Gençliğinde “Humeyni”ci olduğu ileri sürülüyor. Asıl uzmanlık alanı maliye olan Şener, Refahyol hükümetinin Maliye Bakanlığı’nı da yapmıştı. Abdullah Gül’le aynı yıl, yani 1991 seçimlerinde Sivas milletvekili oldu. Gül’e yakınlığıyla biliniyor. Millî Görüş çevresine yakın isimler Şener’in, MİT içindeki bir klikle yakın ilişki içinde olduğunu iddia ediyorlar.

CEMİL ÇİÇEK–ADALET BAKANI

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu. Yozgat Belediye Başkanlığı’yla siyasete başladı ve ANAP Kurucu Üyesi oldu. 1980 öncesinde Yeniden Millî Mücadeleciler olarak bilinen dış destekli şeriatçı örgütün üyesiydi. Özal’ın bakanları arasında dinci siyaset açısından ilk akla gelen örnek de Çiçek.

MURAT KARADAŞLI

Devamını Oku

NAKŞİ’nin BENDİ GÜLEN’İ YENDİ… (1)

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerde gündeme bomba gibi düşen ve Gülen Cemaati tarafından “Darbe” söylemleriyle anılan dershanelerin kapatılmak istenmesinin arkasındaki asıl gerekçeler neler? Tüm bunlar yaşanırken Başbakan Erdoğan’ın Diyarbakır’da Barzani ve Şivan Perver’i de davet ettiği o süreçle ilgili asıl bilinmesi gerekenler peki neyin habercisiydi.

Denildiği gibi Erdoğan Kürtlere boyun mu eğmişti. Yoksa Gülen cemaati yapılanmasına nokta koymak istediği bir sürecin mi, başlangıcı mıydı?

Türkiye’deki değişimlerle Gülen cemaatinin yayılması arasında nasıl bir ilişki var? Türkiye’de dindarlıkla milliyetçilik arasında nasıl bir ilişki var? Dinle para arasındaki ilişki nedir? Tayyip Erdoğan’ın din yorumuyla Gülen hareketinin yorumları arasında nasıl bir fark var?

İki cemaatin birbirinden çapı farklı. Biri, Türkiye’nin bütününü kapsıyor. Diğerinin ise (Gülen’in) nasyonaldan çok enternasyonal bir kapsayıcılığı var. Başbakan akıllı bir adam. Nakşî gelenekten geliyor fakat düşüncesi teknolojik bakımdan çok ileri bir Türkiye kurmak. Ancak Başbakan’ın istediği toplum da disiplinli bir toplum.

Zaten birçokları iktidardayken disiplinli bir toplum isterler. Çünkü işler o zaman daha kolay yürür. İşte iki cemaat arasındaki çelişki burada başlıyor.

AKP’de Nakşibendiler ile Nurcular arasında mücadele-çekişme var mı? Geçmişte oldu çünkü. Tarikat konsensüsü ile kurulan Milli Selamet Partisi’nde (MSP) bu konuda sıkıntılar ve ayrılıklar yaşandı? Nurcular, “Nakşibendi hegemonyadan” bunalıp MSP’den bakın nasıl koptu?

TARİH 26 Ocak 1970.

Milli Nizam Partisi kuruldu.

Partinin perde arkasındaki asıl kurucusu Nakşibendi Gümüşhanevi Dergáhı Şeyhi Mehmet Zahit Kotku idi. Parti Nakşibendi-Nurcu-Kadiri ittifakıyla kurulmuştu.

Üç milletvekili vardı:

Necmettin Erbakan Nakşibendi; Hüsamettin Akmumcu ve Hüseyin Abbas Nurcu’ydu.

12 Mart 1971 askeri darbesi sonrası Yargıtay Başsavcılığı, parti hakkında kapatma davası açtı. Anayasa Mahkemesi, Milli Nizam Partisi’ni 10 Ocak 1972’de kapattı.

17 ay sonra…

Tarih 11 Ekim 1972.

Milli Selamet Partisi kuruldu.

Üç tarikatın ittifakı bu partide de sürdü.

CHP ile koalisyon kurmak ve 1974 affı, MSP içinde Nakşibendiler ile Nurcuları ilk kez karşı karşıya getirdi.

Nurcular “komünistlerin salıverilmesini” istemiyordu. Sadece TCK’nın 163’üncü maddesinden cezaevine konan şeriatçıların salıverilmesini istiyordu!

MSP’nin 27 Kasım 1974 tarihinde düzenlediği kongre, iki tarikatın kapışmasına tanık oldu.

MURAT KARADAŞLI
YAZININ DEVAMI GELECEK..

Devamını Oku

MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Süleyman Demirel Üniversitesi 9 Eylül Pazartesi günü önemli bir organizasyona ev sahipliği yapıyor. Üniversitelerarası Kurul toplantısına yaklaşık 350 akademisyenin katılacağı bu tür önemli toplantılar göğsümüzü gererken, maalesef üniversite içinde yaşanan bir takım olumsuz olaylar da üniversitenin adını karalamaya çalışanlara da zemin hazırlıyor.

SDÜ’nün tanıtımı ve kalkınması için gerek yurt içinde gerek yurtdışında Rektör İbicioğlu ve ekibi tarafından önemli işler yapılıyor. Fakat buradan sayın rektöre seslenmek istiyoruz. DENGE’leri kurarken, SDÜ’yü dışa tanıtma çabalarının yanı sıra SDÜ’nün içini de iyi tanımasını istiyoruz. Eğitim kurumunu ticarethane zihniyeti güdenler varken, kendilerine bir takım işlerde pay çıkarmaya çalışanlar varken, yapılan usulsüzlüklere rağmen hala koltuklarında oturanlar varken, birçok çevreler tarafından üniversiteye zarar verenlerin olduğunu bizde Sayın İbicioğlu’na hatırlatmanın fayda sağlayacağını düşünüyoruz.

Haksıza haklı diyemeyecek kadar da sağır ve dilsiz değiliz.

“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” düsturunu kendisine şiar edinen fertler olarak bizim de SDÜ’deki eksiklikleri, çarpık ilişkileri, SDÜ’nün temiz sayfalarına kara lekeler sürmek isteyenleri kamuoyuyla paylaşmak bir görevimiz.

Sayın SDÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan İbicioğlu’nun SDÜ’yü dışa tanıtmadan önce SDÜ’nün içini iyi tanımasını tavsiye ediyoruz. Aksi halde ayıklanmayan çürüklerin birgün kendilerine de zarar vereceklerini unutmamalıdır.

MURAT KARADAŞLI

Devamını Oku

EYMEM BU OYUNA BOYUN

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İzmir’de başlayıp Gezi parkında mola veren Lice’de hortlayan hortlaklar, asalaklar, avanaklar. Sizlere sesleniyorum. Dindi sanmayın size olan ağrımız. Sizden miras kaldı bize kardeş kavgamız, yürek sancımız. Kundaktaki bebeklere kıydınız, kıydırttınız. Yıllarca kardeşi kardeşe vurdurup kırdırttınız. Oysa şunu hiçbir zaman anlamadınız, anlamayacaksınız.

Bu topraklarda yaşayanları 1920’den sonrasında var görenler, sözde görüp oysa görene kör olan gözler. Dedesini inkar edip, bir hiç uğruna evlatlarını adeta savaş meydanlarına salanlar, siz değimlisiniz bizim içimizdeki çıngıraklı yılanlar. Biz barış derken siz savaştınız. Sıkıya geldiniz kiminiz aynı meydanlarda arkadaşlarını satıp samanlıklarda saklandınız. Şimdi çıktınız aynı emperyal’itlikle maskelerin ardına saklandınız.

Ne zaman mermilerin sustuğu yerde güller açsa açan gülleri kanla kuruttunuz. Unuttunuz Pülümür’deki koç başlarını. İstismar ettiniz etini tırnağından ayırdığınız ananın gözyaşlarını. Haklısınız unuttunuz bu toprakların ANA’dolu olduğunu. Bu toprakların Alparslan’larını unuttunuz, Fatih’i Yavuz’u unuttunuz. Unuttunuz Yaradan’ın Türk’e Yar olduğunu ama bu oyuna gelmeyeceğiz. Çünkü….

“Biriz biriz
Ayrı değil biriz
Bu toprağa iyi bak
İki ayak bir’iz
Yakan yakılan biziz
Yıkan yıkılan biziz
Ateş biziz buz biziz
Yazık bu memlekete
Oyun oyun
Baştan sona oyun
Bu oyun asla boyun
Eğmeyeceğiz
Yakan yakılan biziz
Yıkan yıkılan biziz
Ateş biziz buz biziz
Yazık yazık bu memlekete”

Devamını Oku