Mehmet Gürses

Mehmet Gürses

15 Ekim 2015 Perşembe

    Yazıklar Olsun

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    22 Temmuz tarihinden itibaren üst akılların talimatı ile küresel savaşın bir cephesi de ülkemizde başlatılmıştır. Malumunuz teröre destek veren ülkeler hesaplaşmalarını da her zaman kendi ülkelerinden uzak tutarak yaparlar.

    Şöyle ki; bunu yaparken de iç mekanizmaları da kendi çıkarları doğrultusunda organize ederler. Bunlara alışığız ama alışamadığımız şunlar;

    Türkiye’nin müttefikiyiz diyerek ortaya endam gösteren ülkelere yazıklar olsun.

    Terör örgütünün siyasi uzantılarını allayıp pullayıp destek veren medya gruplarına yazıklar olsun.

    Tuzları kuru olup ta terör örgütünün siyasi uzantılarını meclise taşıyan Etilerdekilere, Nişantaşı’ndakilere yazıklar olsun.

    İki can gitti diyerek, terörle mücadelede kullanılan mühimmatın hesabını yapan, göbeği okyanus ötesine bağlı yazar, çizer, akademisyenlere yazıklar olsun.

    Terörle mücadele esnasında, terör gruplarına bilgi sızdıran güvenlikçilere yazıklar olsun.

    Şehit edilen doktor, mühendis, eczacı vb. olanları, kendi meslek odalarınca, terör örgütlerini kınamayanlara yazıklar olsun.

    Görevini yaparken, güvenlik güçlerine yardımcı olmayıp takoz olan bürokratlara yazıklar olsun.

    Her gün şehit haberini aldığımız ülkemizde, bu dış mihrakların uşaklığını yapanların ruhları bir gün şehitlerin kanlarıyla boğulacaktır. Zalimler için yaşasın cehennem.

    Ey şehitlerimiz! Sizleri toprağa değil gönlümüze gömdük. Mekânınız cennet olsun.

    Devamını Oku

    ÇÖZELİM Mİ – ÇÖZMEYELİM Mİ?

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bundan önceki yazdığım yazıda özetle; çözüm sürecini yürüten tarafların kapalı kapılar arkasında yapıldığını, Arap Baharı sonuçlarından dolayı, çözüm sürecinin zorunlu olduğunu, çözüm üretenlerin vatanı satmakla suçlandığını, çözüm sürecinin toplumumuzda ne gibi değişikliğe yol açacağını hep birlikte göreceğiz demiştim.

    Şu an süreci yürüten aktörlerin toplumun desteğini arkalarına aldıklarını hissettiklerinden olmalı ki; basının önünde görüntü vererek, sürecin sonucunu kamuoyu ile paylaşabiliyorlar.

    Çatışmanın olmadığı, uzlaşmanın ve hoşgörünün olduğu bahar havasını kim istemez ki? İzlediğimiz kadarıyla kimler istemiyor biliyor musunuz?

    Dış Mihraklarla birlikte, Cihangir’ de oturup da, sosyal statülerinin kaybolacağı endişesine kapılan anlı-şanlı yazarlardır bunu istemeyen. Hatta karşı aktörlere “sakın siyasi iradeye güvenmeyin, sonuna kadar direnin”  demektedirler.

    Bu ülkede anaların ağlamaması için siyasetin gölgesinde siyaset yapanlar, sağda ve solda yer alan siyasi partiler, STK’lar, hülasa toplumun her kesimi, birbirlerini ötekileştirmeden çatışmazlığa destek vermelidir.

    Devamını Oku

    KARDEŞLİĞİMİZİ BOZAMAZLAR

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bulunduğumuz yıl içerisinde ülkemizde cereyan eden GEZİ -17 ve 25 Aralık olaylarında iç ve dış mihraklar kardeşliğimizi nasıl ki bozmayı başaramadılarsa 7 Ekim olaylarında da aynısının olacağına inancım tamdır.

    Terörden bir çok bedeller ödemiş, ülkemizde iç güvenliğini sağlayan Polis ve Jandarma güçlerimiz de bu olayların üstesinden gelebilecek güçtedir.

    Yeter ki millet olarak tahriklere kapılmadan kararlı bir şekilde Birlik, Beraberlik ve Dayanışma içerisinde olalım.

    Ayrıca 7 Ekim sonrası Bingöl’de menfur saldırıda şehit düşen iki meslektaşımıza, Sivas’ta trafik kazası sonrasında hayatını kaybeden meslektaşlarımızı rahmetle anar, yaralılara acil şifalar dilerim.

    Devamını Oku

    DIŞ GÜÇLER

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Çözüm sürecinin alt yapısını oluşturmaya çalışan devletin önemli bir kuruluşuna, güvenlik ve yargı bürokrasisi içerisinde başına buyruk hareket edenler, yurtdışı ve yurt içerisindeki resmi ve sivil güçlerin dış güçlere bel bağlayarak, ülkesini karıştırmayı planlayanlar, felaketleri devam ettirmekten başka edinimler elde edememişlerdir.

    Bunlardan ders almak için ülkemizin kuzeyindeki Ukrayna’daki istikrarsızlığı, güneyindeki Suriye’de oluk oluk kan akışını görmelidirler. Yıllardır terörden çok acılar yaşayan terörler mücadelede yorgun düşen ülkemizde siyasetin tüm kanallarını açık tutarak demokratikleşme paketine herkes sahip çıkmalıdır.

    Diğer yandan yolsuzlukların gündemde olduğu şu günlerde, yolsuzluk süreçleri adliyelerden geçeceğinden emin olunarak sonuçları görmek gerekir.

    Hoşçakalın.

    Devamını Oku

    ÇÖZELİM Mİ – ÇÖZMEYELİM Mİ ?

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ülkemizde son altı aydır, çözüm mü – çözümsüzlük mü tartışmaları her ortamda yapılmaktadır. Çözüm sürecinin toplumumuzda ne gibi değişikliğe yol açacağını ilerde hep birlikte göreceğiz. Çözümün olmayacağı yönünde saf tutanlar, “Ülke satılıyor, nasıl bir antlaşma yaptıkları konusunda bir açıklık yok diye” endişelerini vurguluyorlar, haklı olarak. Halbuki Yürütme de, yetkili ağızların çözüm ile ilgili aşama aşama kamuoyuna bilgi verilse bu endişeler kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

    Çözüm sürecine destek verenler ise, kapalı kapılara arkasında her hangi bir pazarlığın olmadığını, ülkemizin bulunduğu coğrafik yapısından ve arap baharı sonuçlarından dolayı, bu sürecin zorunlu olduğu düşüncesi ön plana çıkmaktadır.

    Burada değinmek istediğin en önemli konu ise çözüme karşı duran, gerek siyasi partiler gerekse STK’lar basının önünde farklı, basının olmadığı ortamda da süreci çözüme yakın yorumlamaktadırlar.

    Acaba burada bulunanlar yüklendikleri misyon gereği mi böyle davranmak zorunda kalıyorlar. Zannımca bu kişiler vicdanları ile baş başa kaldıklarında, terör sürecinde 40 bine yakın insan öldüğünü artık buna son verilmesi gerektiğini mi düşünüyorlardır.

    Görünen o ki insanlar, Türkiye’nin çıktığı bu barış yolculuğuna umutla bakmak istiyor.

    Hoşçakalın.

    Devamını Oku