DOLAR 16,6990 0.32%
EURO 17,3740 -0.15%
ALTIN 969,95-0,29
BITCOIN 321365-3,56%
Isparta
20°

AÇIK

17:12

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

İsmail Aslan

İsmail Aslan

05 Aralık 2012 Çarşamba

ÖĞRETMENLER ADINA TEŞEKKÜRLER…

0

BEĞENDİM

ABONE OL

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde: “Öğretmenlik, Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdürler. Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon ile sağlanır.” denilmektedir.

Genel olarak öğretmenlerin görevleri:
-Kendilerine verilen ve yetkili sayıldıkları dersleri okutmak,
-Okuttukları derslerle ilgili uygulama ve deneyleri yapmak,
-Serbest çalışma saatlerinde öğrencileri gözetlemek,
-Ders dışında okulun eğitim, öğretim ve yönetim işlerine katılmak,
-Kanun, yönetmelik ve emirlerle tesbit edilen ödevleri yapmak,
-Öğrencilerin problemleri ile ilgilenmek şeklinde belirlenmiştir.

Her yıl 24 Kasım günü “Öğretmenler Günü” ve o hafta “Öğretmenler Haftası olarak kutlanmaktadır.

Günümüzde öğretmenlik mesleğine maalesef gereken önem verilmemekte, yanlış politikalar ve anlayışlar yüzünden bu meslek hak ettiği değeri bulamamaktadır. Öğretmenler özlük hakları ve mesleki itibar yönlerinden ihmal edilmektedir. Öğretmenin yetkilerini kullanmada gerekli destek esirgenmektedir. Bu durum öğretmenlerin sıkıntılarının çoğalmasına ve mesleklerini icra etmekte, moral ve motivasyon değerlerini olumsuz etkilemektedir. Yaşadığımız çağ bilgi çağı olarak değerlendirilmektedir. Gelecekte bilgi, en değerli para birimi olacaktır.

En iyi öğretmen öğrencilerini en çok seven öğretmendir. Öğretmenlerin; sevgi, saygı, fedakârlık, sıkıntılara katlanmak, öğrencilerini ve onların anne-babalarını üzmemek… gibi asli ve önemli görevleri vardır. Ve öğretmenler bu görevlerini eksiksiz yerine getirmek için çaba harcarlar.

Öğretmenlerin geleceği kurmada aldıkları bu önemli görevlerinde başarı sağlamaları onların hayatta ulaşabilecekleri en büyük mutluluklarıdır.

Bazı insanlar vardır, büyü gibidirler. Değdikleri hayatı cennete çevirirler… Aranızda bilmem ne kadar misafirler, kilometreler, cümleler, şarkılar geçmiş olursa olsun, onların varlığı size unuttuğunuz ne varsa hatırlatır, sımsıcaktırlar… Dışarıdan bakınca çoğu onlara “ZOR İNSAN” der. Aslında içlerinde, başını okşayıp uyutmak isteyeceğiniz küçük bir çocuk saklıdır. Asla size ait değillerdir… Ama sizinledirler, bilirsiniz, hissedersiniz… Ve bazı insanlar en çok ihtiyaç duyduğunuz AN’da ortaya çıkarlar, minicik bir hamleyle sizi, yaşadıklarınızı ve hayatı kısaca her şeyi yoluna koyarlar.

Eserine kıymet biçilemeyen mimardır, öğretmen,
Sorumluluk duygusunu en yüksek seviyede yaşayandır, öğretmen,
Bilginin kaynağı, bilgiyi değerlendirme anlayışını güçlendiren klavuzdur, öğretmen…
Öğretmenlik ideal, gaye ve hizmet mesleğidir.
Öğretmen mesleğine kendisini adayan, eğiten, öğreten, yetiştiren insandır.
Sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma… gibi güzellikleri yaşayan ve yaşatandır, öğretmen.
Öğretmen her şeye açılan bir kapıdır. Saygıyı en çok hak edendir.

Eserinin altında imzası bulunmayan öğretmenlerimizin 2012 Öğretmenler Günü de, 24 Kasım 2012 tarihinde bir programla kutlandı. Öğretmenlerimiz, tüm meslek guruplarının yetişmesinde ve hayata hazırlanmasında emeği geçen insanlar olarak “Öğretmenler Günü”nde yalnız bırakılmayacaklarını zannediyorlardı. Ancak kutlama programına; Sayın Valimiz Memduh OĞUZ başta olmak üzere; Üniversite Rektör Yardımcımız, Emniyet Müdürümüz ve Birimleri, İl Jandarma Komutanımız ve alışıla geldiği üzere okul müdürleri, görevli öğretmenler ve Bayrak-Flama taşıyan öğrenciler katıldılar.

Öğretmenlerden oluşan halk oyunları ekibi mükemmel bir gösteri sundu. Milli Eğitim Müdürlüğü Fotoğrafçılık Kulübü üyesi öğretmenlerin Fotoğraf Sergisi, Kamile Gürkan ve Zübeyde Hanım Okullarının öğrenci resimleri sergisi, emekli öğretmen karı-koca KARACA’ların çocuk oyuncakları sergisi programa zenginlik kattılar ve ilgi oluşturdular.

Bu vesile ile Öğretmenler Günü Programına katılan ve destek verenlere bütün öğretmenlerimiz adına candan teşekkürlerimizi sunuyoruz.

SİZ SİZ OLUN, ONLARI HEP KALBİNİZİN KIYISINDA SAKLAYINIZ…!

Saygılarımla…

İsmail ASLAN
Milli Eğitim Müdür Yardımcısı

Devamını Oku

ÖĞRETMENLER VE FEDAKARLIK

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bir emekli öğretmene, yıllar önceki bir öğrencisinden gelen mesaja kulak verir misiniz?

“ SENİN HİÇ ACILARIN OLMADI MI ÖĞRETMENİM?
HEP BÖYLE GÜLER YÜZLÜ MÜ GİTTİ HAYATIN?
SENİN DE GÖĞSÜNE YILDIZ KONDURDULAR MI YETİŞTİRDİĞİN HER ÖĞRENCİ İÇİN?
SENİN HİÇ KIRIKLARIN OLMADI MI KÖHNE HAYATTA?

ÇİÇEKLERİM DİYORDUN YA HANİ BİZE,
HEP KORKARDIM SOLMAKTAN…
GÜNEŞİMİZ, SUYUMUZ OLMAYI NASIL BAŞARIYORDUN?
SENİN HİÇ İSYANIN OLMADI MI ÖĞRETMENİM?
BİZ ÇILGINCA ŞEYLER YAPTIĞIMIZDA NASIL DAYANABİLİYORDUN?

SENİN HİÇ ÇILGINLIĞIN OLMADI MI ÖĞRETMENİM?
ELLERİMİ HER TUTTUĞUNDA TİTRERDİ YÜREĞİM, İÇİM İÇİME SIĞMAZDI.
HİÇ SENİN ELLERİNDEN TUTAN OLMADI MI ÖĞRETMENİM?
HAYATA ATILDIĞIMDA AKLIM, FİKRİM SENDE, SÖYLEDİKLERİNDEYDİ.
BEN ÇOĞU İNSANA VE YAPTIKLARINA KATLANAMIYORUM.
BİZE ONCA SENE NASIL KATLANDIN Ö Ğ R E T M E N İ M…?

ABRAHAM LİNCOLN’ün oğlunun öğretmenine yazdığı mektubu kimler okudu acaba? “ Okulda hata yapmanın,hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona. Bırak sabırsız olacak kadar cesaretine sahip olsun, bırak cesur olacak kadar sabırlı olsun. Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret.Böylece insanlığa karşı derin bir inanç taşıyacaktır. O ne kadar iyi, küçük bir insan, benim oğlum.”

5 bin yıllık Hitit Tapınağı Yazısı’nda da:” Gürültü patırtının ortasında sükunetle dolaş. Sessizliğin içinde huzur bulduğunu unutma. Başka türlü davranmak gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında, verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki tek dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen ve işini severek yaparsan bir an bile yorulmuş olmazsın.

Sevmediğin halde sever gibi yapma. Çevrene önerilerde bulun ama sakın hükmetme. İnsanları yargılarsan, onları sevmeye vaktin kalmaz.

Kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür sürer. Dünya senin karşılaştığın fırtınalarla değil,gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir.Hatırlar mısın doğduğun zamanları; sen ağlarken, herkes sevinçle gülüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde.”

Toplumda; eli öpülesi, fedakarlık ve feragat simgesi, yaptığı yanlışın telafisi ve tedavisinin mümkün olmayacağını bilen, çileye, sıkıntıya, üzüntüye, hor görülmeye, tenkit edilmeye ve eleştiriye katlanabilen… bir meslek grubunun günü “ÖĞRETMENLER GÜNÜ” kutlanacak. Özlük hakları ve itibarının yükseltilmesi için sessiz kalınan ÖĞRETMENLERİMİZ. Yarattığı eserin altında imzası bulunmayan meslektaşlarımız gününüz kutlu olsun. Türk Milleti’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk İstikbali’nin teminatı olacak genç beyinleri hayata hazırlamak gibi şerefli bir görevi yerine getirecek olan öğretmenlerimiz… SİZLER;

Tutunacak dalsınız. Şairin mısralarında şiir, buram buram kokan çiçeksiniz.

Anadolu’da çaresizliğin filizlendiği yerde ümit, korkunun mayalandığı yerde yüreksiniz.

İstikbale yön veren klavuz, rüzgarda uçuşan yapraksınız. İyi günde, kötü günde hep körpe fidanların yanındasınız.

Kitapların sayfalarında ilim okyanusu olup coşarsınız.Bilginin solmaz çiçeklerinde bahçe, yetim çocuklara ev olursunuz.

Hasta çiçeklere şifa, susayan gönüllere ab- hayatsınız. İlim irfan yolunda genç nesillere güneş olursunuz.

Ağacın kökleri, gözlerin gözbebeklerisiniz. Sevgi kandilini yakarak karanlığı ışıtırsınız.

Aç çocuklara ekmeksiniz. Buram buram tüten vatan sevgisi ve ay yıldızlı bayrağımıza renksiniz.

Vatan için, millet için, bayrak için göz kırpmadan ölen Mehmetçiksiniz.

Geleceğin mimarlarısınız. En iyi, en güzel ve en doğrunun hem yaşayanı, hem yaşatanısınız.

Türk Milleti’ni çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkmasını sağlamak için, her türlü olumsuzluğa rağmen gayret ve çabalarını esirgemeden, zorluklara göğüs germekten vazgeçmeyen ÖĞRETMENLERİMİZ…..

SİZLER, BİRER MUMSUNUZ. E R İ R F A K A T A Y D I N L A T I R S I N I Z….!

İSMAİL ASLAN
ISPARTA MİLLİ EĞİTİM MÜD. YARD.

Devamını Oku

OKULLAR EĞİTİM ÖĞRETİME AÇILDI

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ülke genelinde 16 milyon Isparta’da 80 bine yakın öğrenci 2012-2013 eğitim- öğretim yılına merhaba dedi. 3 ay süren yaz tatilinden sonra öğrencilerimizin daha derli toplu ve heyecanlı bir şekilde okullarına, arkadaşlarına, öğretmenlerine kavuşmaları elbette önem arzeden bir olaydır. Çocuklarımız ve gençlerimiz; biz sizleri seviyoruz ve önemsiyoruz. Sizleri çok yönlü donatılmış olarak, geleceğe hazırlamak için gerekli tedbirlerimizi aldık ve dört gözle sizleri bekliyorduk. Sizler de hazırsınız değil mi?

Arkadaşlar, lütfen; söz ve davranışlarınızda, sokağın çirkin unsurlarına özenmeyiniz ve kendinizi, ailenizi ve toplumda beraber yaşadıklarınızı üzmeyiniz.

Çocuklarımız ve gençlerimizde; başıboşluk, boş vermişlik, dikkatsizlik, saygıda, sevgide ve hoşgörüde kusurlu davranmak, zararlı alışkanlıklara yönelme ve en önemlisi de sadece kendini, kendi meşguliyetini, kendi tercihlerini öne çıkararak diğerlerini dikkate almamak, görmezden gelmek ya da görmemek…gibi yanlışlıklar doğru değildir ve her ortamda sergilenmemelidir.

Cep telefonu bağımlılığı, aynı zamanda radyasyon zararları da, maalesef her mekânda çocuklarımızı esir almış durumda. Cep telefonlarını ellerine yapıştıran çocuklarımızın tüm melekeleri ve dikkatleri orada yoğunlaşıyor. Sadece ona bakmaya çalışan, yürümekte güçlük çeken ve diğer insanlara çarpan, trafikte tehlike oluşturan, sınıfta dersi aksatan,teneffüste yorgunluğunu arttıran;yemek masasında,kır gezintisinde,düğünde,eğlencede,grup halinde birlikte yürürken ve otururken konuşmak yerine cep mesajları ile haberleşenler…Bizim çocuklarımız. Geleceğimizi sizlerle kuracağız Sizleri, güzel özelliklerle donanımlı olarak yetiştirmek, en önemli görevlerimizden daha da önemlidir. Geliniz, şu anda ve gelecekte zarar göreceğiniz tehlikelerden birlikte korunalım.

Bilgi, kültür, medeniyet değerleri, milli, manevi, ahlaki değerlerimiz, tarih ve coğrafya bilgisi; saygı, sevgi, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, iddia, ideal ve hayaller; dürüstlük, çalışkanlık ve başarı…gibi güzellikler olmazsa olmaz özellikleriniz olmalıdır. Aynı zamanda çağdaş değerler ve teknoloji ile de tanışmalısınız.. Ama teknolojinin esiri de olmamalısınız. Siz teknolojiye hükmedebilecek seviyede olmalısınız.Teknoloji aksesuarlarının, sizleri her mekanda stüdyo şeklinde dolaştırmasına izin vermeyiniz.

Çocuklarımız ve gençlerimizde kuralsızlığı tercih etme alışkanlıkları; göz yumdukça, müsamaha gösterdikçe, müdahalede geç kaldıkça yaygınlaşıyor ve onların karakteristik özelliği haline geliyor. Bütün unsurlar; aile, okul, öğretmen, öğrenci, güvenlik ve sosyal çevre el birliği ve gönül birliği yapmadıkça olumsuzluklar yaşanmaya devam edecektir.

Son yıllarda, arkadaşlık ilişkileri, menfaatler ölçüsünde değerlendirilir oldu. Gerek çocuklarımızın donanımındaki ihmallerimiz, gerekse onları hak etmedikleri özgürlükleri sınırsızca kullanmaya yönlendiren program ve diziler, bu sonuçların oluşmasına katkı sağlamaya devam ediyor. Sahi; okulla, öğrenciyle, öğretmenle ve okul ortamında eğitim- öğretim hedefleriyle çelişen uygulamalarla söz ve davranışlarla, uygunsuz kılık ve kıyafetle ilişkilendirilmeyen dizi yok gibi.

Her nedense onarılması imkansız tercihlerimiz ve telafisi mümkün olmayabilecek özentilerimiz var. Sadece görmekle uyguladığımız, alışkanlık haline getirdiğimiz vaz- geçilmezlerimiz var.

Çocuklarımız ve gençlerimiz; eğitim-öğretim, ders çalışmak, kurallara uygun giyinmek, yerine; zamanını boşa geçirme, sağlığına zarar verecek yiyecek içeceklere yönelme, arkadaşlık ilişkilerini söz ve davranışları ile çirkinleştirme, görüntü kirliliği oluştuğunun farkında olmadan, onları görenleri ve bakışları ile uyarmaya çalışanları görmemek ya da görmezden gelmek… gibi yanlışlıklara özenmektedirler. Ve bu anlayış, küçük yaş gruplarına kadar yaygınlaşmış vaziyette. Asıl dikkat çekilmesi gereken bir nokta da, öğrencilerin ilişkileri. “Sınırsız Özgürlük” adı altında sergileniyor.

Sokakların çirkin yüzünün; çocuklarımız ve gençlerimize zarar vermesine anne-babalar, okullar, öğretmenler, sosyal çevre, sivil toplum kuruluşları, görsel ve yazılı basın… mutlaka engel olabilecek tedbirleri almalıdırlar. Yanlışların hayat felsefesi haline getirildiği bir toplumu hayal etmek bile istemeyiz değil mi? Lütfen çocuklarınızın ders dışı zamanlarda ne tür yanlışlıklarla meşgul olduğu konusunu ciddi manada değerlendiriniz. Akşam, hatta yatsı vaktinde, özellikle de moda tabirle, sevgililer; kirli, izbe, karanlık, terk edilmiş…mekanlarda( rastgele duvarlar, apartman girişleri,çöplükler,balkon altları,yıkık harabe binalar..vb.) haddini aşan

Bu sıraladıklarımızla taban tabana zıt; iyilik, güzellik, sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışmayı yaşayan ve yaşatan, kurallara uyan, kimliğine ve kişiliğine zarar verecek unsurlarla mücadele eden dürüst, çalışkan ve başarılı çocuklarımız ve gençlerimiz elbette ki yanlış yapanlardan daha fazla. Onları alkışlarla tebrik ediyoruz. Yanlış yapanların da, zamanla güzel özelliklere uygun olarak, toplumda yerini alacağına dair umutlarımızı yitirmemeliyiz. Sadece keşke demek zorunda kalmamaları için çaba harcıyoruz.

Bütün çocuklarımızı ve gençlerimizi seviyoruz, onlara güveniyoruz. İyinin, güzelin faydalı; kötünün, çirkinin zararlı olacağını öğrenmeleri hepimize mutluluk verecektir.

Tüm öğrencilerimizin, gözlerinden öpüyor,başarı dileklerimizle, geleceğe emin adımlarla yürüyecek güç ve bilgiye ulaşmalarını temenni ediyoruz….

Saygılarımla………….

İsmail ASLAN
Milli Eğitim Müdür Yrd.

Devamını Oku

LÜTFEN SİNYAL VERİNİZ !

0

BEĞENDİM

ABONE OL

MOTORLU TAŞITLARDAKİ SİNYAL LAMBALARI, SÜRÜCÜLERİN KONUŞMAYAN AMA EN İYİ ANLAŞILAN DİLİDİR.”Sinyal lambalarını kullanmaya üşenenler, sorumluluklarını da ihmal etmiş olurlar.

Topyekün, beyin jimnastiğine ve reforma ihtiyaç olduğunu anlamak ve bu alanda hedefe yönelik çalışmalar yapmak durumundayız.

Herkes ve her kesim, hak ve sorumluluklarını bilerek davrandığında; yanlışlar, olumsuzluklar, can ve mal kaybı, acı ve gözyaşı, feryad ü figan, ölü ve yaralı, yetim ve öksüz… en aza indirilebilecektir.

Ulaşım hayatımızın ayrılmaz bir parçası. Gelinen noktada trafik, hayatımızın vazgeçilmezidir. Gelişen teknoloji, motorlu taşıtlarda tüm cazibesini sergilemektedir. Artan araç sayısına orantılı olarak, trafik kazaları da artarak, can ve mal kaybına sebep olmaktadır.

Hiçbir toplum ya da bireyin, kuralsızlık ve keyfine görelik hakkı yoktur. Birçok alanda olduğu gibi trafik kuralları da beynelmileldir.

Huzurlu, sağlıklı ve mutlu yaşamak istiyorsak, toplumsal değerlere ve kurallara riayet etmek zorundayız.

Trafik kazalarının önlenmesi veya azaltılması, bütün insanlığın önemli görevlerindendir. Kurallara uyarak zararsız, ziyansız yaşamak, kuralsızlıkla felaket yaratmaya tercih edilmelidir. Teknoloji, onu kullananların dikkatsizliği ve sorumsuz davranışları ile canavarlaştırılmamalıdır.

Yavaşın hesabı, hızın azabı vardır. Hız kiralık katildir. Bugün seni, yarın başkalarını vurur. Alkollü araç kullanmak, felaketin habercisidir. İçki öldürür, ihmal süründürür, dikkat güldürür.

Yolculuğa başlarken; sizin için hedefin önemli olduğunu düşünürsünüz. Ama hedefinize ulaştığınızda, esas önemli olanın yolculuk olduğunu anlarsınız.

Sevgi, saygı ve hoşgörü parasız yapılabilecek fedakarlıklardır. Siz de başkalarından aynı davranışları beklemez misiniz?

Trafik kurallarının; sana, bana, bize göresi olmaz. Gerek sürücüler, gerekse yayalar açısından; nelerin, ne zaman, niçin yapılması gerektiği kurallara bağlanmıştır. Kurallara uyarak hem kendimize, hem de başkalarına iyilik yapmış oluruz. “İyilik et ki, iyilik bulasın” prensibini niye ihmal ederiz acaba?

En büyük erdemlerden biri de, hakkını ve haddini bilmektir. Hiç kimsenin ne kendisine, ne ailesine, ne de beraber yaşadığı diğer insanlara zarar vermek gibi bir hakkı yoktur. Kimse haddini aşan davranışları tercih etmemelidir. İnsan hem iyi, hem bilgili, hem kültürlü, aynı zamanda zararlı olamaz. Yaşlı gözler, yaslı gönüller, yetimler, öksüzler, dullar, sakatlar… kaderimiz değildir. Yanlışlarımız, kuralsızlıklarımız yaşatıyor, bu olumsuzlukları.

“Ben şoförlüğüme ve arabama güveniyorum böbürlenmesi”; sonuçta hem bizi, hem başkalarını üzebilen sonuçlara sebep oluyorsa, ısrarın anlamı ne? Dikkat ve tedbir ; elimizde olan, yapabileceğimiz bir davranış biçimidir. Duygularımızı, sınırsız ve sorumsuz isteklerimizi değil, aklımızı kullanmalıyız. Hiç birimiz sınırsız özgürlüğe sahip değiliz.

Lütfen sinyal veriniz. Çünkü; “sinyal lambaları sürücülerin, konuşmayan ama en iyi anlaşılan dilidir.” Maalesef uygulamada sinyal vermeyi çoğunlukla ihmal ediyoruz. Başkalarının trafik kurallarına aykırı davranışlarını eleştirirken, aynı anda biz kural ihlali yapıyorsak… bir yerde, , birden çok yanlışımız var demektir.

Saygıdeğer sürücüler; lütfen, Allah aşkına kurallara uymayı, davranış haline getirelim ki; trafikte yaşanan kargaşalar son bulsun. Şehir içinde uzun farları yakanlar, sinyali ihmal edenler; yüksek sesle müzik dinleyenler; önümüzde, sağımızda, solumuzdaki sürücü ve yayalara haksızlık yaptığımızın farkında değil miyiz?

Emniyet kemerini takan sürücü sayısı az olduğu için, onlar kuralları ihlal eden çoğunluğun alaylı tebessümlerine muhatap olmaktadırlar.

Kavşaklarda ve duraklamalarda sarı görünür görünmez; düt, düt, daaaatttlar sadece bizde olsa gerek. Işıklı uyarı sistemini, kullanmayı her nedense tercih etmeyiz. Unutmayınız. “Ne kadar saygı gösterirseniz, o kadar saygı görürsünüz…”

Toplu taşıma araçlarında, yaya kaldırımlarında, yaya geçitlerinde ,şehir içi ve şehirlerarası yollarda, okul önlerinde, uyarıcı trafik işaretlerini görmezden gelemeyiz. Sonra, telafisi ve tedavisi mümkün olmayan olumsuzluklar hayatımızı zehir ediyor.

Temel prensibimiz ; “Sana yapılmasını istemediğini, sen de başkalarına yapma” olmalıdır.

2011 yılı Trafik Haftasında ve her zaman; kazasız, belasız, sağlıklı günler yaşamanızı dilerim.

Saygılarımla…

Devamını Oku

MEHMET AKİF, İSTİKLÂL MARŞI, ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türk Şiirinde, milli, ahlaki, dini yeni bir çığır açmış olan, milletine en büyük armağanı İstiklâl Marşını armağan ederek adını ölümsüzleştiren Mehmet Akif ERSOY 1873 ‘de İstanbul’da, Fatih’e yakın Sarıgüzel Mahallesinde doğdu. Fetihten beri Türk-Müslüman, orta halli ve yoksul insanların kalabalık bulunduğu bir çevrede doğup büyüyen AKİF, yaşadığı muhitin ruhaniyet, perişanlık, bakımsızlık ve yoksulluğundan, geleneklerinden edindikleriyle ünlü eseri SAFAHAT’ın alt yapısını oluşturmuştur.

Her milletin bir milli marşı vardır. Milli Marşa saygı duyulur,gür sesle söylenir, ayakta dinlenir. Bizim milli marşımız; istiklâl mücadelemizi, o tarihe sığmayan kahramanlık destanımızı terennüm ettiği içindir ki “İstiklâl Marşı” diye adlandırılmıştır.

İstiklâl Marşı, Mehmet Akif’in kaleminden ama, Büyük Türk Milletinin “kollektif alt şuurundan” fışkırmıştır. Hepimizindir, herkesindir. Mehmet Akif, İstiklâl Marşı’nı SAFAHAT’ına almamış, “Kahraman Ordumuza” ithaf etmiştir. Milli Marş yazma yarışması için para ödülü konulduğunu öğrenen Akif; “Ben milletim için para ile şiir yazmam ” diyerek yarışmaya katılmak istememiştir. Para ödülü ile ilgili problem çözülünce Akif, İSTİKLAL MARŞI’nı odasının duvarlarına yazmaya başlamıştır.

AKİF İstiklal Marşı’nı Şubat 1921’de yazdı. 12 Mart 1921 günü TBMM bu marşı büyük bir coşku ile karşılayarak,”Türk Milleti’nin Milli Marşı” olarak kabul etti.

Her kelimesi, her mısraı Türk’ün İstiklal mücadelesini anlatan İSTİKLAL MARŞI’nda Türk Vatanının ve Türk Milleti’nin bütün önemli hususiyetleri mevcuttur. 91 yıldır bütün dünyaya gür bir sesle istiklalimizi haykırıyoruz.

Merhum AKİF’i rahmetle anarken, “Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırtmasın ” temennisine uygun olarak, milletimizin istiklâlinin huzur ve barış içinde ebediyen devam etmesini diliyorum.

“Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.”

“Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.”

“Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın ,
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.”

Ey şehit oğlu şehit!
Ey ilahi sırra mazhar olan kahraman!
Ey anasının vatana kurban adayıp, saçını kınalayarak askere gönderdiği yiğit!
Türklük sizin sayenizde bu sessiz topraklarda ebedi bir nabız gibi atacak!
Peygamberimiz; “Kıyamete kadar gelip geçecek Ümmet-i Muhammed’in şehitleri, beni başlarında görmedikçe Allah’a can vermeyeceklerdir.” buyuruyor. Çanakkale’nin bu mukaddes topraklarında şehit düşenler, son nefeslerinde Peygamberimizi başuçlarında görerek, Onun mübarek nurlu yüzüne baka baka ruhlarını teslim ettiler.

Dur yolcu!
Bilmeden gelip bastığın bu toprak
Bir devrin battığı yerdir.!
Eğil de kulak ver,
Bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!
Çanakkale’de canlarını, bizler bu vatanda hür ve mutlu yaşayalım diye, feda eden yüz binlerce kahramanların torunları! Türk çocukları!
Siz Kâbe’yi tavaf edercesine, Çanakkale’ye gelin. Kanlı boğuşma sahalarını gezin. Buradan mertlik dersi alın ve Çanakkale’nin manevi atmosferinde ruhunuzu yıkayın! O zaman görevinizi yapmış olursunuz.
Şehitlerin gökyüzüne açık kabirlerinde, onların ruhlarından kuvvet almak imkanını veren bu topraklar, Türk insanı için en kutsal bir yerdir. Çünkü onların yattığı yerler toprak değil, peygamber kucağıdır. Vatanı “Cennet” yapan, işte bu topraklardaki “Cennetlikler”dir. Türk ve dünya tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Çanakkale Zaferi, Türk’ün istiklalini dünyaya haykırdığı, esaret zincirlerini kırdığı bir tarih vesikasıdır.

Her türlü olumsuzluğa rağmen “ÇANAKKALE GEÇİLMEZ” gerçeğini yaşayan ve yaşatan kahramanlarımızı rahmetle ve minnetle anıyoruz.

“Ey şehit oğlu şehit, isteme benden Makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber!”

Şehitlerimizin ruhları şad olsun…..
SAYGILARIMLA…….

İSMAİL ASLAN
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜR YARDIMCISI

Devamını Oku