DOLAR 8,45800.35%
EURO 9,9722-0.03%
ALTIN 483,28-0,55
BIST 1.426,600.18%
BITCOIN 4058261,26%
Isparta
14°

HAFİF YAĞMUR

16:34

İKİNDİ'YE KALAN SÜRE

Ali Yasin Kafes

Ali Yasin Kafes

19 Mart 2021 Cuma

    Çağımızın Hastalığı: Bağımlılık

    Çağımızın Hastalığı: Bağımlılık
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bağımlılık, çağımızın belki de en sinsi hastalığıdır. En çok ergenlik dönemi dediğimiz genç yaş grubunda ortaya çıkar. Bu yaş grubundaki bireyler kendilerini havalı göstermek için veya kuvvetli olduğunu göstermek için sigara, alkol ve madde kullanım davranışlarını gösterebilirler. Ayrıca farklı olma çabası veya risk alabileceğini etrafındaki insanlara gösterme isteği de bağımlılık davranışlarını göstermelerinde ki önemli etmenlerdir. Sigara, alkol, madde genç bireylerde özgürlüğü temsil edebilir. Özgür birey olmak ise her gencin hayalidir. Gençler özgürlükleri ile akranlarına hava atmak isterler. Bu durum gençleri yine madde kullanımına itmektedir. Gençlerde sigara, alkol ve madde kullanımı yaygın olduğu için kişiler arkadaşları aracılığı ile de bağımlılık davranışı gösterebilirler. Bu yaş grubunda bilindiği üzere arkadaş etkisi fazlaca olmaktadır. Kişiler, arkadaşlarının ‘Bir kereden bir şey olmaz.’, ‘Kaç yaşına geldin sen?’, ‘Çocuk musun? Neden korkuyorsun?’ gibi cümlelerini duyup akran gruplarına rezil olmaktansa zararlı davranışlara yönelmektedirler.

    Gençlerdeki ‘Bana bir şey olmaz’, ‘Daha çok gencim ne olacak?’ gibi düşünceler de bağımlılık davranışlarında yetişkinlere göre daha fazla yönelim göstermelerine sebep olmaktadır. Yetişkinler sağlıklarını gençlere göre daha fazla önemsedikleri için bağımlılık davranışlarından uzak durmaya çalışırlar. Bunlara ek olarak, bu davranışlar genelde keyifli davranışlar olduğu için de gençler tarafından çekici bulunmaktadır. Tüm bu etmenler bağımlılık davranışlarının birçoğunun gençlik döneminde ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.

    Bağımlılık ile mücadelenin en önemli adımı önleme programlarıdır. Yani bağımlılık için risk altındaki grupları konu ile ilgili bilinçlendirmektir. Bunun en önemli adımı okullarda atılması gerekirken anne babaların da bilinçlendirilmesinde fayda vardır. Anne ve babaların “Benim çocuğum yapmaz.” gibi düşünceleri bağımlı gençlerin tedavisine geç başlanmasına sebep olabilmektedir. Herhangi bir şüphe durumunda sağlık kuruluşlarından destek almak son derece önemlidir. Unutmayın bağımlılık; ahlaki bir sorun veya bir iradesizlik meselesi değildir. Bağımlılık bir hastalıktır!!

    Uzm. Kln. Ali Yasin Kafes

    Devamını Oku

    Yemek Yemenin Hoş Olmayan Tarafı: Dürtüsel Yemek Yeme

    Yemek Yemenin Hoş Olmayan Tarafı: Dürtüsel Yemek Yeme
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Yemek yeme vücudumuzun en temel fizyolojik ihtiyacıdır. Bu ihtiyaç karşılanmazsa vücut fonksiyonlarımız zamanla işlevlerini kaybeder. Öncelikle vücudumuzun, açlık haline geçebilmesi için kan şekerimizin düştüğünü algılaması gerekir. Bu durumda vücut karaciğerde glikojenden şeker takviyesi yaparak, şeker oranını dengelemeye çalışır. Bu noktada vücut açlık hissine kapılır. Kişinin, bu his içerisindeyken temel ihtiyacını karşılamak ve vücut dengesini tekrar eski haline getirmek için dürtüleri devreye girer. Peki nasıl olur da hayatta kalmamız için son derece önemli olan yemek yeme ihtiyacı, dürtüsel bir hale geldiğinde kötü sonuçlar doğurabiliyor?

    Bu sorunun cevabını öğrenebilmek için öncelikle dürtünün kontrol edilemediği dürtüsel davranışları anlamalıyız. Dürtüsel davranış, dürtünün aşırı baskılanması veya kontrolsüzlüğü sonucu ortaya çıkan, yapmamız gerekirken yapmadığımız ya da tam tersi yapmamamız gerekirken kendimize hakim olamayarak yaptığımız riskli davranışları içerir.
    Çevremizde çokça duymuş olduğumuz, ‘Yemek yerken kendimi engelleyemiyorum.’, ‘Durmak istiyorum ama duramıyorum.’ gibi cümleler dürtüsel yemek yemenin habercisi olabilir! Vücudumuzun ihtiyacından fazla besini engelleyemediğimiz bir şekilde tüketiyorsak dürtüsel bir şekilde yemek yiyor olabiliriz. Tabii ki bu durumunda olumsuz sonuçları olacaktır.

    Kişi kısa sürede olağandan çok daha fazla miktarda yemek tüketiyorsa ve bunu engelleyemiyorsa bir psikiyatrik rahatsızlık olan ‘tıkınırcasına yeme bozukluğu’ hastalığına sahip olabilir. Bu rahatsızlık psikiyatrik temelli olup sonuçları gözle görülebilecek şekilde fizyolojiktir. ‘Obezite!’ Evet. Obezite çağımızın hastalığı olarak tüm dünyada yaygınlığı artan bir hastalıktır. Sadece yetişkinleri değil aynı zamanda gençleri ve çocukları da etkileyen bu hastalık ne yazık ki son yıllarda ülkemizde de hızlı bir artış göstermektedir. Obezitenin psikiyatrik sebeplerinden en önemlisi tıkınırcasına yeme bozukluğudur.

    Yemek yeme yaşamımızı devam ettirmemiz için en önemli davranışlardan birisi iken bu davranışın bozulması durumunda neler yapmalıyız? Dürütsel yemek yeme davranışımızı uzman desteği olmadan engelleyemeyiz ve en iyi tıbbi müdahale de multi-disipliner müdahaledir. Yani böyle bir durumda hem diyetisyen hem de psikolog/psikiyatrist desteği almak oldukça önemlidir. Unutmamalıdır ki her insanın metabolizmasının farklı olması sebebi ile uygulanacak diyet programı da kişiye özel olmalıdır. Ayrıca engellemek istediğimiz ve engelleyemediğimiz davranışlar içinde tek başımıza mücadele etmektense uzmanından destek almak daha az enerji harcayarak daha kısa sürede sorununuzu çözmenize yardımcı olur.

    Uzman Klinik Psikolog Ali Yasin Kafes

    Devamını Oku