MECLİSİMDE KANDİLLİLER HÖYKÜRÜNCE DEDİM Kİ

ABONE OL
Mart 15, 2012 00:21
0

BEĞENDİM

ABONE OL

         

 
                                           K Ü P E
                           Meclisi arena edenleri mi.
                           Düşmanın peşinden gidenleri mi,
                           Milletine rücû edenleri mi,
                           Seçtiniz, seçenler aydın mısınız.  
 
         Muhterem okuyucularım, bu gün bir hikaye ile başlamak istiyorum müseadelerinizle . Hikaye dediğime bakmayın, hakikat olduğunu bizzat müşehade edeceksiniz.
        Efendim: Nusret beyefendi İstanbulda yolda giderken mavi renkli bir it hücüm edip bacağını ısırıp kaçıyor. Nusret efendi, feryadediyor yoldakiler alıp hastaneye götürüp tedaviye terk ediyorlar. Nusret efendinin kuduz muayenesi müsbet netice verince pansuman yapılarak lüzumlu müsekkinler de verilerek taburcu ediliyor. Tabii, Nusret efendinin yarası kapanıyor olay unutuluyor. Uzun bir müddetten sonra , Samimi arkadaşı Hayret ile ziyaret maksadıyla Konyaya gidiyorlar. Yolda giderlerken bir it görüyorlar.  Nusret efendi bir taşsı alıp ite fırlatıyor taş itin bacağına temas ediyor ve it mavluyarak topal topal kaçmağa başlıyor. Hayret efendi öfkelenerek yahu köpek bize sarmadığı halde neden taş vurup bacağuını kırdın, Nusret gardaşım, günah değimli? diye sitem ediyor. Nusret efendi diyorki , o it beni ısırdı onun için vurdum. Yahu nerde, ne zaman ısırdı da vurdun diyor? 25 sene önce İstanbulda ısırdı diyor. Hayret efendi- Seni 25 sene önce İstanbulda ısıran köpek bu it değildi ki: diyor. Nusret efendi: Olsun bu o gök köpeğin soyu değimli? diye cevap veriyor.
         İşte meclis, işte hikaye,
 
                 YETER BE
Sütü bozuk, kansız, İ.T artıkları,
Yeter be, Selanik boyun boğumu.
Tasvir mümkün değil yaratıkları,
Neslini sil daha olmaz doğumu .
 
Çok şükür ülkede sökünce şafak,
Alem-i Arapın baharına bak.
Kılavuzu Tayyiple Gül muhakkak.
Dağıttılar dikta akan lağımı.
 
Evet: Tan ağardı mutlu ufukta,
Aldığımız hakikat her solukta.
Çünkü irfan akınca her olukta.
İdrak ettim solum ile sağımı.
 
Kandilden inen bu İ.T sürüleri,
Meclis se, küfrediyor birileri.
Geri fitesteki hergeleleri,
Ben yarattım diyor gavur dağını.
 
Ehli hak da onlar kadar haykırsa,
Korkudan çürüyen çiviyi kırsa,
Yine kâinâta muadil, Bursa,
Olurda kurarız han otağını.
 
Beslediğin akrep oyar gözünü,
Kırkbir düşün, sonra söyle sözünü.
Hain etti sistem oğul, kızını,
Çünkü kesti şeriâtle bağını.
 
Yirmi yedi deyyûs vurdu şamarı.
Kopardılar haya akan damarı.
Böyleleri Siyonistin çomarı.
Hep içtiler ecanibin yağını.
 
Sen: Lâ havle diyerek edince sabur,
O çakar almazlar oldular gubur.
Bunları , koysalar redder kabir.
Bunlar vurdu arza iblis bağını.
 
Sen kim okumak kim, boş ver diyerek,
Yüzüne mektebi kilitleyerek.
Gata kulli cübbesini giyerek.
Ördüler mü’mine, domuz ağını.
 
Yaş da girdi bunca hain meclise,
Girincede cami oldu kilise,
Bunlarda yok hayra açılır celse,
Bakta gör, ol iblisin uşağını.
 
Haykır: çürüdü de, çaktığın çivi,
Setlerin silindi kalmadı yivi.
Katır tırnağı ver, niyete kivi.
Mesken gösteriver nemrud dağını.
 
Sen sustun hep hayasızlar höykürdü,
Kardeştiler, kırdı türkü ve kürdü.
Allah diyenleri tek tek öldürdü.
Sana çaldı ziftten kara yağını.
 
Yıkalım şu gata kulli inini,
Yaş denilen postalın kart hinini,
Yok edelim doktor, hakim cinini.
Halka hizmet Hakk’a hizmet bağını.
 
Bağlayıp, sustasız suratsızlara,
Bizans, elen dölü Muradsızlara,
Ashab-ı fil nesli gırat’sızlara,
Ye de, bana verdiğin şu ağını.
 
Şahinin yurduna yuva kurdun hırt,
Boş teneke gibi gümledin zırt vırt.
Yazdığın iftira yaftasını yırt,
Sizde gördüm ahmağın bunağını.  
 
Üç kıtaya mühür vuran bu millet,
Bunaklar elinden çekiyor zillet.
Düa et İSLÂMİ: de, Rabbim hallet.
Bekleriz resûlün (S.A.V), altın çağını.

          Bu yeryüzünde müslüman milletler olarak çektiğimiz sıkıntılar , gayri müslümlerin yanındaki zillet ve acziyet yine bizdendir sebep bizzizdir biz. Nasıl mı: Ormanlar aleminde kıyımdam şikayet ayyuka çıkıyor. Bizi balta ve nacakla kıyıyorlar. Bu gidişle kökümüz kazınacak çare diyorlar. İçlerinden güngörmüş bir ağaç diyorki: Bize balta nacak bir şey yapamaz sapı bizden olmasa, diyor. Bize de yetmiş iki düvel bi halt edmedi edmezde fakat içteki  dönekler olmasa. İşte şimdide Nevruz martavalına din alimi görünen dinden bi haberlerde dahil islam dinine sokmağa çalışıyorlar. Halbuki: NEVRUZ ve MİHRİCAN mecusilerin yani ateşe tapan ateşperestlerin bayramıdır. Buna uyanda onlardandır. der islam dini. ” İki mecusi Peygamber efendimize (S.A.V) gelirler, Bakar bıyıklar boğaza doğru inmiş vaziyetteler, Der ki:” size böyle yapmanızı kim emretti?” mecusiler rabbımız emretti derler. Onlarda rab kıralları imiş. Cenabı peygamber (S.A.V) de derki: Benim Rabbımda bana bıyığını kes sakalını kesme – diye emretti. buyurur. Bu araya girdi. Esas olan mevzu nevruz idi. Medine-i münevverede bakıyor bayram ediyorlar. Soruyor” Bu yaptığınız nedir ? Cevap veriyorlar- Ya resulallah (S.A.V) bu bizim nevruz bayramımızdır, birde mihrican bayramımız vardır. dediklerinde. (S.A.V) bu iki bayramınıza karşılık cenabı Allah (c.c) size  Ramadan-ı Şerif:Fıtır ve Kurban bayramı olarak iki bayram verdi” buyururlar.  Kim kime benzemek isterse onun ile haşrolunacaktır ayeti kerimesi sarih iken. Böyle ladini şeylerle müslüman nasıl iştigal eder? ederse ne olur? onlardan olur.     Bilinsin diye yazdım hayırlı geceler efendim. 

 

        23 Rebiülahir 1433 Cumu’a                    

    En az 10 karakter gerekli
    Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


    HIZLI YORUM YAP