İYİ Partili Aylin Cesur: Ekonomiyi Dev Binalar Yaparak Ayağa Kaldıramazsınız
  • Gazete32
  • Isparta
  • İYİ Partili Aylin Cesur: Ekonomiyi Dev Binalar Yaparak Ayağa Kaldıramazsınız

İYİ Partili Aylin Cesur: Ekonomiyi Dev Binalar Yaparak Ayağa Kaldıramazsınız

ABONE OL
Haziran 25, 2022 08:04
İYİ Partili Aylin Cesur: Ekonomiyi Dev Binalar Yaparak Ayağa Kaldıramazsınız
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, İstanbul Finans Merkezi Kanun Teklifi’ni eleştirdi. Cesur, “İstanbul kendine ait ve övündüğümüz bir büyük dünya şehri iken dünyanın sayılı finans merkezleri arasında yer alamamıştır ve sorumlusu da yangından mal kaçırmayı çare sanan bir anlayışın Türkiye’yi yirmi yıldır içine soktuğu fasittir. Bu teklifle bu fasitten çıkaramaz, dev binalar yaparak ekonomiyi ayağa kaldıramazsınız” dedi.

İYİ Parti Isparta Milletvekili Aylin Cesur, TBMM Genel Kurulu’nda İstanbul Finans Merkezi Kanun Teklifi’nin görüşmelerinde söz aldı.

Cesur, özetle şunları söyledi:

“2009’DA DPT TARAFINDAN HAZIRLANAN PLANLA UZAKTAN YAKINDAN İLGİSİ OLMAYAN BİR PROJE”

“İstanbul Uluslararası Finans Merkezi planı, 2009’da Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan planla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir proje olarak önümüzde ve emlakçılık ve gayrimenkul sektörüne sıkışmış, böyle bir hedefteki bir altyapı projesi sadece.

İstanbul kendine ait ve övündüğümüz bir büyük dünya şehri iken dünyanın sayılı finans merkezleri arasında yer alamamıştır ve sorumlusu da yangından mal kaçırmayı çare sanan bir anlayışın Türkiye’yi yirmi yıldır içine soktuğu fasittir. Bu teklifle bu fasitten çıkaramaz, dev binalar yaparak ekonomiyi ayağa kaldıramazsınız.”

“100 BİN GÖÇ BEKLENİYOR, YAKINDA KİRA FİYATLARI ARTACAK”

“Üçüncü maddede İstanbul Finans Merkezi’nin fiziki alanı ve katılımcı belgesi hakkında düzenlemeler var. Fiziki alanı sınırlamışsınız en başta, bir alanda sınırlanan bir finans merkezi kanunu ile boş blokları doldurursunuz ancak. 100 bin göç bekleniyor, yakında kira fiyatları artacak; teklif bu hâliyle aslında, bir kira sözleşmesi niteliğinden daha fazla bir şey değil.

Evet, dünya uzaktan finansal faaliyetlerle, teknoloji imkânlarıyla alakadarken biz hâlâ ‘Boş kalmasın’ mı diyeceğiz, bununla mı geçineceğiz? Bu proje maalesef bunu sağlayacak.

Siyasal sistemimizin tek kişiye bağlandığı rejimde demokrasiden uzaklaşıldığının göstergesi aynı zamanda 3’üncü madde çünkü yirmi yıl yönetimini Türkiye Varlık tarafından kurulan bir anonim şirkete bağlıyorsunuz ama denetimini halkın görebileceği şekilde Sayıştay’a vermiyorsunuz, bunu anlamak gerçekten mümkün değil. Neden bu teşviklerden çiftçiyi, öğrenciyi, çalışanları, EYT’lileri yararlandırmıyorsunuz da sürekli sermayeyi yararlandırıyorsunuz, bunu anlamak da mümkün değil. Ve biz, yine de doğrusu, tutanağa geçsin diyelim, maddenin 4’üncü fıkrasında Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi tarafından verileceği belirtiliyor; neden, ilgili Bakana güvenmiyor musunuz? Yani hani, son dönemde baktığınız da güvenilecek gibi de değil, bunda da haklısınız ama biz yine de doğrusunu söyleyelim, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı olsun bu. Yatırımcının ilacı güven, güven ikliminin sırrı adalete, işleyen adalet için de demokrasi şart.”

Milletvekili Cesur’un konuşmasının tam metni:

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Babalar Günü’nü geride bıraktık. 17 Haziran da Türkiye Cumhuriyeti 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ölümünün 7. Yıldönümü idi. Ben de başta babam Aydın Önder olmak üzere, tüm babaların babalar gününü kutluyor, Türkiye’nin Babası Süleyman Demirel’in nezdinde ebediyete intikal eden tüm babaları Rahmetle anıyorum.

Yapılan devlet töreninde de, sosyal medya başta her platformda gördük ki tüm Türkiye, benim gibi Süleyman Demirel’i özlemiş.

Nesini özlemiş derseniz; gülümsemeyi özlemiş Türkiye! Eleştiriye tahammülü özlemiş. Hoşgörüyü ve vefayı özlemiş.

Devletin devlet gibi yönetilmesini, uluslararası arenada saygınlığı ve gerektiğinde en sert yumrukları masaya diplomatik nezaketle vurabilmeyi özlemiş.

Atatürk’e bağlı, Cumhuriyete muhafız, milliyetçiliği dilde değil, özde benimseyen devlet yönetimini, halkı teba değil birey olarak gören anlayışı özlemiş.

Hizmetleri, büyümeyi, kalkınmayı, onu sağlayan liyakati özlemiş. Adaletin kadıya mülk olmadığı hukuk devletini,  rakipleriyle en sert eleştirilerin yapıldığı bir masadaki devlet adamı nezaketini, gelmek kadar gitmenin de gereğinin demokratik en basit kuralı olduğunu, basının, üniversitelerin, sendikaların, sivil toplum örgütlerinin özgürce konuşabildiği Türkiye’yi özlemiş. Aslında Türkiye, ömrünü demokrasiye adayan Baba’nın nezdinde, demokrasiyi özlemiş.

Evet bugün Türkiye çare arıyor? Çare yatırım ikliminde!

Ancak uluslararası yatırımların gün geçtikçe azaldığı ülkemizde, Bayram için memlekete gidiş bileti alırken, fiyat verilemediği için dönüş bileti alamadığınız bir yerde, yatırımcı parasını böyle yönetilen bir sisteme neden bağlasın?

İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Planı, 2009’da DPT tarafından hazırlanan planla uzak yakın ilgisi olmayan, senelerdir bizi bu hale getiren politikalara uygun hazırlanmış, emlakçılık ve gayrimenkul sığ hedefine sıkışmış bir altyapı projesi.

İstanbul, kendine ait ve övündüğümüz bir büyük dünya şehri iken, dünyanın sayılı finans merkezleri arasında yer alamamıştır, sorumlusu da yangından mal kaçırmayı çare sanan bir anlayışın, Türkiye’yi 20 yıldır içine soktuğu fasittir. Bu teklifse, bu fasitten çıkaramaz.

Ekonomiyi ayağa dev binalar yaparak kaldırmazsınız.  Yabancı yatırımcı neden gidiyor? Daha yeni Volkswagen CEO’su, fabrika projesinden vazgeçme nedeni olarak siyasi durumu işaret etti açıkça. 245 dolar asgari ücrete rağmen, lojistik ve ucuz iş gücünde dünya ülkelerinin iştahlarının kabarmasına rağmen, siyasi güvensiz ortam yatırımcıyı kaçırıyor. Ekonomik ve siyasal istikrar sağlanacak önce, sorun yapısal.

Nasıl sağlasın? Finansal istikrar için gerekli altın kuralların hiç biri yok artık.

Hiçbir ekonomik parametrede öngörülebilirliğin olmadığı, hukukun üstünlüğünde 139 ülkede 117., Economist Intelligence Unit’in (EIU) hazırladığı Demokrasi Endeksi’nde 2021’de 167 ülkede 103. olduğunuz bir ülkede ekonomik ve siyasal istikrar bekleyemez, sağlayamaz, söz edemezsiniz. Ederseniz gülerler. Kendinizi de dünya raporlarına göre 10. beklerken 60. bulursunuz.

Uluslararası finans kurumları, yatırımcılar, bu verileri dikkate alıyorlar.

Küresel Güç Şehir Endeksi 2021 raporunda dünyada metropol 48 şehir ekonomi, ar-ge, kültürel etkileşim, yaşanabilirlik, çevre ve erişilebilirlik gibi 6 temel alanda 70 göstergede mercek altına alınmış ve İstanbul 34. sırada.

Siz bu kentlerde müzik yasağı getirerek, festival yasaklayarak, belediyelerinizde kadın sanatçıları davet ettiğiniz kadın sanatçıları geri göndererek mi rekabet etmeyi planlıyorsunuz?

3. maddede İFM’nin fiziki alanı ve katılımcı belgesi hakkında düzenlemeler var. Bunun belirli bir fiziki alanda sınırlanması yanlış en başta. Bir fiziki alanda sınırlanan İstanbul Finans Merkezi Kanunu ile boş blokları doldurursunuz. 100 bin göç bekleniyor, yani yine rant var projede arkadaşlar! Teklif bu haliyle bir kira sözleşmesi niteliğinde.

Dünya uzaktan finansal faaliyetlerle, teknolojinin imkanlarıyla alakadarken biz boş kalmasın mı diyeceğiz sadece?

Merkeziyetsiz finansal araçların önem kazandığı çağda, çağın gerisinde kalmış bir proje bu.

Siyasal sistemimizin tek kişiye bağlandığı rejimde demokrasiden uzaklaştığının, göstergesi aynı zamanda 3. Madde. Merkezin yönetimi 20 yıl, Türkiye Varlık Fonu tarafından kurulan bir anonim şirkete verilecek. Ama şirket, Sayıştay denetimi yerine bağımsız bir denetime tabi olacak.

Uluslararası sermayeye verilecek vergi teşvikleri ve kamu maliyesine getireceği yük ne kadardır bilinmelidir ve bu bilgiler Sayıştay denetiminde kalmalıdır ki halkla paylaşılsın.

Vatandaş vergi yükü altında ezdirilirken, sermaye gruplarına sağladığınız ayrıcalıklardan, teşviklerden çiftçi, öğrenci, çalışan, EYT’li neden yararlanamıyor?

Ayrıca maddenin dördüncü fıkrasında, verilen katılımcı belgesinin “Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi” tarafından verileceği belirtiliyor. Neden? İlgili bakana güvenmiyor musunuz? Gerçi son dönem ilgili bakanların performansı da ortada hani de!

Biz yine de doğrusunu tutanağa geçelim, bu yetkinin sahibi, Hazine ve Maliye Bakanlığı olmalıdır ama o da atanmış değil de seçilmiş bakan olmalıdır.  

Yatırımın ilacı güven, güven ikliminin sırrı adalette, işleyen adalet için de demokrasi şart.

Vergi sisteminizi düzelteceksiniz, kuvvetler ayrılığını hakim kılacaksınız, şehir olma özelliklerine ait şehircilik anlayışınız olacak, eğitime, sağlığa yeterli payı ayıracaksınız ve altın kural, ondan vazgeçmeyeceksiniz; demokrasi.

Demokrasiyle başladığımız konuşmamızı yine Demirel’in sözüyle, demokrasiyle bitirelim o halde. “Demokrasilerde çareler tükenmez. Çare vardır ve demokrasinin içindedir.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

DÖVİZ ÇEVİRİCİ

Alış
Satış
a
a
0,0